Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Mehmet C. SAVAŞKAN

Tanrının lütfü

Email:  mcsavaskan@yahoo.com
16 Şubat 2013 Cumartesi Saat 16:26



Bir coğrafya düşünün,

Elinizi camdan dışarı uzattığınızda meyveler elinize geliyor.

Sokağa çıkarken evin kenarındaki kediler bacaklarınıza dolanıyor.

Kuşlar evinizin yanındaki dallara, balkonlara konuyor, su birikintilerinde yıkanıyor. Cıvıltıları neşenize neşe katıyor serçelerin, simidin susamlarını, ekmek kırıntılarını yemeye yanınıza kadar geliyorlar. Martı sesleri ile uyanıyorsun.

Mevsim yaz ise, yaprak hışırtıları, hafif bir rüzgar oluyor ve bahçelerdeki sebzeleri taşımak için çangallar, destekler yapmak gerekiyor.     Baharda ise her yerde kelebekler uçuşuyor, yaylalarda çiçekler açıyor, tabi günlerce süren yağmurlar eksik olmuyor. Kırmızı gelincikler harmanları dolduruyor.

Bereket demektir yağmur, bugün dünya susuzluğa çare arıyor ve giderek çöle dönüyor. Burada ise istemediğin kadar yağıyor bereket, kuraklı nedir bilinmiyor. Gökten rahmet iniyor. Kışın ne çok aşırı bir soğuk yapıyor, ne sert donlar oluyor. Suları bol, temiz,  çeşmelerden su değil şifa akıyor. Yeşillik mi aradınız, yaz kış ayağının altından fışkırıyor.

Denizden bolca nimet çıkıyor,100metre sahilden açılsan bile, tuttuğun balıklarla ömür boyu sağlıkla yaşanıyor. Toprak az ama burada portakal da yetişiyor, zeytin de, mısır da, incir de, pirinç de, üzüm de, elma da, çiçek de, kivi bile tutuyor, dallar meyveleri tartmıyor.

Mantarları, mis kokulu minik dağ çilekleri, kendine has yeşillikleri, sadece bu coğrafyada yaşayan bitkileri, 10dakikada istediğin kadar toplanıyor, taze taze yeniyor.

Tavuklarına da ineklerine de yetiyor bu doğa. Her tarafın süt, yumurta, kaymak, tereyağı. Hayvanları da semiz, besili, tadından yenmiyor kuzular, getiriyorsun yaylalardan, denizin kenarında yiyorsun. Ballar peteklerden taşıyor, bereket üzerine bereket.

Kışın ısınmak için yakacak mı, istemediğin kadar. İçini yabancıya satıyorsun, kabuğunu sobada yakıyorsun, her yerden fındık dökülüyor; daha ne olsun ki, yaşamak için her şey var bu coğrafyada fazlasıyla hatta.

1 kelime bile abartmıyorum ama kutsal kitaplarda “cennet” böyle tasvir ediliyor.

Bu memleketin insanları çalışkan ve üretken, bu kadar bolluğa rağmen yan gelip yatmıyor, ekmeğini taştan çıkartıyor. Ömrü uzun sağlıklı, kafaları da zehir gibi çalışıyor,

90 yaşındaki neneye soruyorsun, ülkenin en büyük sorununa en basit çözümü söylüyor hem de hiç düşünmeden. Delikanlılığı da kimseye bırakmıyorlar.

Dünyada hem denizi, hem suları, hem iklimi, hem toprağı buranın yarısı kadar bereketli ne kadar az yer var biliyor musunuz? Dünyanın yarısı çöl, yarısı ise buzul.

Bu kadar bereketli olan bir yerin insanları, dünyanın en zenginleri arasında olması gerekmez mi?

Bu cennet gibi coğrafyada neden maymunlar gibi bir tarafı çıplak kaldı insanlar da yıllardır ekmeği başka şehirlerde arar oldular?

Ben nedenlerden basit bir tanesini söyleyeyim,

Bu şehirde, dünya standartlarında yaşam sağlamadığınız her birey, kendisine rahat edeceği bir yer bulacaktır. Ve iyi yaşamak için gittiği yeri geliştirecek, oraya faydası olacaktır.

Hiçbir anne çocuğunu temiz, havadar, yüksek ağaçların olduğu bir parkın içinde dolaştırmak varken; yol mu, kaldırım mı, insan için mi, araba için mi, at arabaları için mi, ne olduğu belli olmayan, hiçbir yere çıkmayan bir sokakta egzoz borusu ile aynı hizadan nefes alan çocuğunu dolaştırmak istemez.

Dağları taşları yeşil olan şehrimizde, deniz kenarındaki artık parseller dışında 1tane bile park yapılamamış ise, anne ve çocuğunun el ele rahatça yürüyebileceği bir kaldırım dahi yok ise, bebek arabasını rahatça kullanabileceği ayrıntılar yok ise, bu şehirde, biraz dünya görüşü olmuş bir anne yaşamak istemeyecektir.

O nedenle kuzey kutbuna sadece 7 enlem mesafedeki, kışların 8ay sürdüğü, 4ay olan bahar ve yaz yaşanabilen, en sıcak mevsim de en çok 20Cye kadar ısınabilen; sokakları geçtim, evlerin içindeki çiçeklerin dahi ışıksızlıktan büyümediği, senenin büyük bir bölümünde her yerin buz tabakasıyla kaplandığı, bir meyve ağacının olmadığı, kuşların bile yaşamadığı, nehir ve denizlerin donduğu, bir tane balık tutmak için saatlerce buzun üzerinde beklendiği, yılın sadece 25 gününde güneşin kendini gösterdiği, suları arsenikli zehir akan, çalışan insanlarının çoğu yabancı göçmenler olan, tembellik ve aymazlık içinde yaşayan yerlilerin çoğunun da alkol ve uyuşturucu müptelası olduğu St.Petersburg şehrinde anne olmak insanlık için daha cazip gelmektedir. Yüzyıllardır bu şehir bakımı, temizliği ve güzelliğiyle insanları kendisine çekmiş, her gelen kişi bu şehrin gelişmesi için katkıda bulunmuş, sonuçta dünyanın göz bebeği olmuştur.

Dünyadaki örnekleri çoğaltmak mümkün, Ordunun basit problemlerini gidermek de keza çok basit. Ama tanrının bize lütfettiği bu cennette, cehennem hayatı yaşıyorsak, sebebin özü budur.


 


Bu yazı toplam 614 defa okundu.
Paylaş : FacebookFacebook, TwitterTwitter, GoogleGoogle, YahooYahoo,

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI


Gördüklerimiz...! Duyduklarımız...!
    Tuncer ENGiN  DOĞALĞAZ SANCISI
Tuncer ENGiN
BURADAN BAKINCA
    Gürsel YILDIRIM  ÇALDI AMA
Gürsel YILDIRIM
Elif AYDIN
Son Nokta
    Ömer KILIÇ  KÖTÜ SON
Ömer KILIÇ
ANKARA GÜNDEMİ
    Mustafa YILDIRIM  ÇARE SENDE!
Mustafa YILDIRIM
GÖRÜNÜM
    A. Şebnem ÖZYURT  Hayat!
A. Şebnem ÖZYURT
Golcülerin en hızlısı ‘Barış Arsever’
Ordu 1. Amatör Küme takımlarından Turnasuyuspor’un forvet oyuncusu Barış Arsever, 2013-2014 sezonunda oynadığı futbolun yanı sıra, tekniği, hızı ve attığı gollerle de ön plana çıkmayı başardı.
En büyük ders…
Beyin kanaması sonucu kaldırıldığı hastanede beyin ölümü gerçekleşen Mesture öğretmenin organları 6 hastaya umut oldu.
ORDUSPOR ÇİFTE BOMBAYI PATLATTI!
Transfer sezonuna fırtına gibi bir giriş yapan Orduspor, yabancı transferleri sonlandırdı.
Fındık yevmiyeleri açıklandı
Altınordu Ziraat Odası Başkanı Uğur Cörüt, 2014 yılı fındık yevmiyelerinin belli olduğunu açıkladı.
Fındık bahçesine de girdiler!
Gülyalı’da özel bir şirket tarafından kurulması planlanan baz istasyonuna mahalle sakinleri tepki gösterdiler.