ordu-logo
Son Dakika
21 Ocak 2017 Cumartesi

Fındık yuvarlaktır, yerinde durmaz!

26 Mayıs 2016 Perşembe, 09:00

Ordu’da fındık diyince akla gelen isimlerden birisi hiç kuşkusuz Osman Çakmak. Fındık komisyoncusu Osman Çakmak, kendi deyimi ile fındık çuvalları arasında büyümüş, fındığın her kademesinde çalışmış birisi. Fındık konusunda iddialı ve fındıktaki esas sorunun rekolte ve fiyat olmadığını söylüyor.
Söyleşimize fındık fiyatlarındaki değişkenliği sorarak başladık. Bu sorun nereden kaynaklanıyor?
Osman Çakmak; “Fındık başlı başına bir sorun zaten. Cisim olarak da öyle. Şekli itibarıyla masada dik duran bir ürün değil. Her yere yuvarlanabilen bir ürün. Ama sadece bugün değil, fındığın tarihinde bir borsa, bir tarım ürünü olduğu için fiyatlarında iniş ve çıkışlar oluyor. Borsaya bağlı tüm tarım ürünlerinde bu tür zikzaklar olabilir.
Kimse alt yapıyı konuşmuyor
Ama bence sorgulanması gereken bu değil. Bizde fındığın rekoltesi ve fiyatı tartışılıyor. Yani fındığın temel alt yapılarıyla ilgili hiç kimsenin konuştuğu bir şey yok.
Geçmiş yıllarda 10-15 seneden beri serbest piyasa koşullarının çok istikrarlı olmadığını ve doğrudan gelir desteği ödemelerinin de fındık ürünü için doğru olmadığını söylemiştim. O zamanlar bize karşı çıkan bazı kesimler oldu. Sonuçta da o kesimin dediği oldu. Ama iyi hatırlayın fındık stratejisi diye bir politika AKP tarafından ortaya koyuldu ama uygulamaya geçilemeden çökmüştü. Bunlar da taban arazilerden fındığın sökülmesinden alın da 750 rakım üzerinde devam etmesi, yaban mersini gibi alternatif ürünlerin dikilmesiydi. Bunların gerçekten üreticinin sorunlarını çözebilecek bir strateji olmadığını onlar da gördü ve sonuçta serbest piyasa ekonomisine dönüldü ve doğrudan gelir desteği ödemesi ile de üreticinin desteklenmesine başlanıldı.”
“Serbest piyasa ihracatçının aleyhine”
– İhracatçılar serbest piyasayı kendi istemedi mi?
Osman Çakmak; “İhracatçı arkadaşlarımız ile bizim aramızdaki farklı görüş şu oldu… Onlar tabii ki dünya konjonktüründeki serbest piyasa koşullarının Türkiye’de fındığın üzerinde de etkin hale gelmesini istediler. Aslında bu normal bir şey. Ama normal olmayan şey ben biraz da ihracatçı tarafından düşünüyorum; bugün bile konuşulan şey işte devlet alsın, müdahale olsun, TMO gelsin şeklinde. Bence ihracatçı arkadaşlarımız burada belki de üretici lehine düşünerek, serbest piyasa ve doğrudan gelir desteği ile üreticinin daha çok kazanacağı düşüncesiyle bunun için mücadele verdiler. Öyle tahmin ediyorum. Çünkü bunun farklı bir tarafını düşünürsek; bence yani geçmişe baktığımızda Fiskobirlik ya da TMO gibi kuruluşların piyasaya müdahil olup, aldığı fındığı stokladığı dönemlerde ihracatçı onlardan daha fazla para kazanmış, daha fazla kar etmiş.”
-O zaman ihracatçılara bu tepki niye?
Osman Çakmak; “Şimdi maalesef üreticinin haklarını savunduklarını söyleyen bazı kesimler; bu ülkeye 2,5 – 3 milyar dolar gibi bir döviz girdisi sağlayan ihracatçıları hedef gösteriyor. Bugün fındığı dünyanın 182 tane ülkesinde tanıtmak için, yedirmek için, piyasasını genişletmek için etrafında ziraat mühendisleri, pazarlama müdürleri, bunların uçak ziyaretleri, giderleri derken büyük harcamalar yapan ihracatçılar birliği, Fındık tanıtım Grubu var. İşte tüm bu çalışmaları o üreticiye fındık düşmanı diye suçladıkları ihracatçılar gerçekleştiriyor.”
“Üreticiyi ihracatçı daha fazla düşünüyor”
-Siz hangi taraftasınız?
Osman Çakmak; “Ben burada ihracatçılar birliğini, ihracatçıları savunmak için söylemiyorum. Ben de bir fındık üreticisiyim ve fındık üreticisinin hak ve menfaatini, Fiskobirlik’i savunduğum için yıllarca bu ihracatçılar tarafından toplantılara sokulmayan birisiyim. Ben bunu sosyal demokrat anlayıştan gelen bir insan olduğum için ilkesel olarak bunu yapıyorum.
Ama dünya konjonktüründe aslında fındık üreticisini düşünen, menfaatlerine olan ihracatçıların istediği, ortaya koyduğu bu serbest piyasa koşulu ve doğrudan gelir desteği gibi çeşitli destekleme uygulamalarıdır. Bugünkü olduğu gibi. Aslında doğrusu buydu ama bence ihracatçı burada yanlış yapıyor, bir anlamda kendi ayağına sıkmış oluyordu. Çünkü ihracatçı devletin üreticiden 15 liraya mal edip depolarına koyduğu, 3 sene, 5 sene depolarında sakladığı fındıkları üreticiden daha ucuz alıyordu.
Bugün üreticiden 22 liraya, 18 liraya, 14 liraya aldığı fındığı TMO’dan, Fiskobirlik’ten daha ucuza alıyordu, daha fazla kar ediyordu. Nitekim 2001 yılında dünya kadar fındık oldu, Fiskobirlik’ten ucuza aldılar, 2004 yılında fındığı don vurdu, ucuza aldıkları fındıklardan güzel para kazandılar.
Yani şuna parmak basmak istiyorum; ihracatçı aslında devletin müdahil olduğu dönemlerde fındıktan daha fazla kazanmış. Peki burada maliyet kimin sırtına geliyor? Burada maliyet aslında farkında değiliz ama köylünün, bizlerin sırtına geliyor. Çünkü köylüden yüksek fiyatlara alınan fındıklar devletin depolarına bizim ödediğimiz vergilerle veya maaşlarımızdan, gelirlerimizden yapılan kısıtlamalarla alınıp, giriyor. Ardından ihracatçı gidip oradan daha ucuza fındık alıyor. Dolayısıyla da daha fazla kazanmış oluyor.
Burada aslında ihracatçı daha fazla kazandığı bir sistemi ret ediyor, serbest piyasa olsun, artı üreticiye daha fazla destek olacak uygulamalar olsunun peşine gidiyor ama buna rağmen vatan haini ilan edilebiliyorlar. Bunlar aslında düşünülmesi gereken konular.”
“Karşılayın o zaman üreticinin zararını!”
-Bu fındık yüzünden çok tepki de aldınız galiba…
Osman Çakmak; “Evet, çok tepki çektim, ama bugün yaşananlar söylediklerimi doğruladı. Hem de benim milletvekili aday adayı olduğum dönemde bana kampanya yaptılar. Hal bu ki ben orada bir gerçeği yorumladım. Benim bir öngörüm var. Ben bu öngörüyü hayat tecrübemle, bu işin içinde olduğum için söyledim, söylüyorum.
Ama beni kötüleyen, böyle bir şey olmayacak diye iddia eden ya da “bekletin, bekletin” diyenlerin, ’18 lira, 20 lira olacak’ diyenlere ben buradan sormak istiyorum hangi öngörüleri var? Neye göre bu insanlara umut verip, beklettiler. Bunu da sorgulamak lazım.
Elbette her makamda oturan insanların öyle sabah akşam oturdukları yerden ahkam kesmeleri ya da Türkiye’deki ticari talep alanlarını kısmalarına izin verilmesi lazım. Bunun bir bedeli, bir sorumluluğu olmayacak mı? Makamda oturuyorsanız bunun da bir sorumluluğu var. Siz bu kadar üreticiyi eğer etkiliye biliyorsanız, burada zarar eden üreticinin de hakkını, hukukunu savunma ve alma noktasında da etkili olmalısınız. Sorumlu olmalısınız.
Siz o gün dediniz ki fındık 18 lira olacak. Olmadı. Fındık 8.50’ye düştü, 9’ çıktı yeniden. Peki o Ağustos’ta, Eylül’de, Ekim’de ‘satmayın, bekleyin, fındık 18 lira, 20 lira olacak dediğiniz üreticinin hakkını kim ödeyecek? Bunun bir sorumluluğu, bedeli olmayacak mı? Yok! Akşam, sabah oturuyorsunuz; ‘Bekletin, bekletin’ diyorsunuz ‘15 lira olacak’ diyorsunuz, sonra topu üzerinizden atıyorsunuz.
Ama bir ziraat odasına gittiğinizde bir üreticinin dosyasından 25 lira alacaksın, bir fare ilacı için bin bir dereden su getireceksin, 10 tane kapıya göndereceksin. Orada kendine bir krallık yaratacaksın. Ondan sonra esip gürleyeceksin. İş olmadığı zaman da diyeceksin ki; ‘eyvah devlet bizi kurtar, fındık al’
Olan üreticiye oldu…
Şimdi fındık alması gereken devlet sezonun başında mı alması lazım, sezonun ortasında mı alması lazım? Yeni sezona kalmış birkaç ay sen şimdi diyorsun ki; ‘gel bizi kurtar!”. Tamam kurtarsın da; ondan sonra ne olacak? Kimin parasıyla kurtulacak? Devlet bu malı kimin parasıyla alacak? Senin benim vergimle alacak. Almasın demiyorum tabi ki alsın ama; siz bunları konuşurken dünya gerçeğini, fındık piyasasını, fındığın alışını-satışını tahminlerini bilmeniz lazım. Elinizde doneleriniz olmalı.
Efendim otur akşama kadar gelen köylüden, üreticiden kes parayı, ‘fındık 20 lira olacak’ de. İşte olmadı. Ne olacak şimdi? Size olan bir şey yok. Olan üreticiye oluyor.
Şimdi diyelim ki devlet piyasaya girdi, 15 lira dedi fındık aldı. Peki 9 liraya satan ne yapacak? 8 liraya satan ne yapacak? Bunlar tabi bir alanda tartışılacaksa, tartışmak için kolay yollar. Halbuki bizim fındıkla alakalı çok daha derin bir çalışma yapmamız lazım.”
“Fındığın sadece yemesini biliyorlar”
-Peki bu sorunu meclis neden çözemiyor, yıllardır?
Osman Çakmak; “Çözemezler. Maalesef görüyorum ve üzülüyorum. Televizyonlarda, gazetelerde, hatta meclis çatısı altında bile kocaman kocaman yetkili insanlar üreticilere alan söylüyorlar. O mecliste 550 tane milletvekilinin içerisinde bir tane fındığı bilen milletvekili olduğunu düşünmüyorum. Fındığı sadece yemesini bilirler, eğer bölge milletvekili iseler bir de nasıl toplandığını bilirler.
Ama fındığın dünya konjonktüründeki gerçeklerinden uzaklar. Yani o kadar uzaklar ki hala, ‘fındık borsası Hamburg’da’ diye bu söylemleriyle yola çıkanlar var. Ama Hamburg’da Fındık Borsası diye bir kurum yok. Ordu’da, Giresun’da, Trabzon’da nasıl bir borsa varsa orada da öyle bir borsa var. Sadece fındık değil, sebze de alınıyor, başka kuru yemişte. Fındığın tarihini bilmeyenler bunun üzerinde politika ürettiklerini sanıyorlar. Bilenler ise sadece gülüyor.
Hamburg’un fındıktaki özelliği ve önemi bizim geçmiş yıllardaki fındık ihracatımızın yüzde 85’i Hamburg üzerinden yapılmaktadır. Orası bir liman kentidir. Geçmişte bu konteynırlar yokken ve TIR taşımacılığı daha pahalı ve uzun süreli olduğu için Ordu iskelesinden bile gemilerle fındık yüklenir direk Hamburg Limanı’na gider, oradan dağıtım olurdu. Fındıkla Hamburg’un ilişkisi bu kadardır. Bir de büyük alıcılar da oradadır. Yoksa orada fındık borsası varmış, buraya getireceklermiş, gülünç bir politika. Bunların çok karşılığı olmadığı gibi, inandırıcılığı da yok. Eğer bir politika üretecekseniz, konuyu da bilmiyorsanız bir bilene sormakta fayda var.”
-Taban fiyat uygulaması olamaz mı?
Osman Çakmak; “Fındık bir tarım ürünüdür, borsa ürünüdür. Dolayısı ile fiyatlarının oynaması doğaldır, çünkü arz ve taleple oluşur fiyat. O zaman şöyle bir şey, taban fiyat uygulaması yapalım. Örneğin fiyat 10 liradan az olmayacak diyelim, Diyelim ama bunu yapabilmek için de Dünyadaki bütün ticaret dengelerini masaya yatırmanız lazım. Diyelim ki 10 liranın altında almadı ihracatçı. Ya çok yükselirse fiyat don gibi doğal felaketlerde olduğu gibi… 2-2,5 milyar dolar değerinde bir Pazar payımız var. Bu da bir ülke gerçeği.
Burada asıl yapılması gereken; üreticinin refah seviyesini daha da destekleyebilmek için bir politika geliştirmektir. İşte devletin de önemi burada ortaya çıkıyor. Yani burada asıl bu tartışılmalı. Ama sadece fiyat ve rekolte üzerinden konuşuluyor.
Özellikle bizim bölgemizde üreticinin daha az maliyetle ürününü mal edeceğini tartışmak, konuşmak lazım. Bununla ilgili Trabzon’da başlayan çalışmalar var ve devam ediyor. Bunun bir uzantısı da Lisanslı Depoculuktur.”
“En iyisi Fındıkbank…”
-Bu tüccarlık yapısını nasıl görüyorsunuz?
Osman Çakmak; “Dededen babaya, babadan oğula geçmiş bir tüccarlık anlayışı var. Bunu da geliştirmek lazım, üreticiyi belli dönemlerde rahatlatacak bir sistemi getirmek lazım. Geçmişte benim ortaya attığım Fındıkbank gibi bir oluşum yani. Bu sistemi kurduğunuzda da bu kez düzgün iş yapan, vergisini veren tüccarların çoğunu da aradan çıkarmış oluyorsunuz. Yani bu kez de böyle bir sorun çıkıyor. Çünkü bunun alt yapısı 100 senedir böyle gelmiş, böyle gidiyor. Dolayısı ile bunun alt yapısını oluştururken de insanların ticaretini engelleyecek olaylardan da uzak durmak lazım.
Bugün ‘fındıkta tekel var’ diye bağıranlara, hatta Bakanın yanı gidip de ‘falanca firmanın tekelinde’ diyenlere ben sadece gülüyorum. Çünkü Türkiye’nin kurumları var, neyin ne olduğunu da biliyorlar.
Daha önce niye bağırmadınız?
Şimdi fındık da tekel var diye bağıranlara, bu devlete yılda milyarlarca lira döviz kazandıran, yüzlerce insan çalıştıran kurumların önüne siyak çelenk bırakanlara sorayım o zaman; Siz tekelleşme olurken bu dışarıdaki firma Türkiye’den firmaları satın alırken, bu Rekabet Kurulu’nda 2-3 ay onay için beklerken niye o gün gidip de Rekabet Kurulu’nun önüne gidip çelenk koymadınız? Niye o gün bakanlığa, başbakanlığa çıkmadınız. O zaman neredeydiniz?
Mesela Türkiye’de 60 tane ihracatçı vardı 3’e düştü. Şimdi diyorlar ya ‘ihracatçılar bizden da çok para kazanıyor’ diye. O zaman ben 60 tane firmanın dış bağlantısını yapıyordum. Şimdi 3 kişi kaldı. Çok kazanıyorlardı da niye kapattılar… Bu insanlar batarken kimse niye bağırmadı? Fındık 22 lira olduğu zaman kimse bağırdı mı? Bağırmadı.
Peki ‘doğrudan gelir paraları ödendi’ diye mesajlar atıp, Televizyonlara çıkıp bu ödemelerle seçim kazanılmadı mı bu ülkede? O zaman hiçbir sorun yoktu. Şimdi neden ‘doğrudan gelir desteği istemiyoruz, ürün desteklensin’ diyoruz. O zaman niye konuşmadık?
Dahası biz ‘serbest piyasa olmasın’ diye bağırırken ki bunun birisi bendim, diğeri Dünya Gazetesi yazarı Ali Ekber Yıldırım idi. Onların hepsi gittiler Ulusal Fındık Konseyi ya da diğer ihracatçı birlikleri ile beraber oldu, devletin bakanlarına rapor düzenleyip o raporlarda fındık serbest piyasaya bırakılsın dediler. O raporların altına ben mi imza koydum, yoksa o tekel dedikleri firma mı? O imzayı koyanlar bugün bu insanları suçlayan, üretici temsilcisi olanlar değil mi? Oda başkanları değil mi? Hepsi var.
İnsanlara suç yükleyip, insanların size yüklediği misyondan kurtulmak çok kolay. Dersiniz ki şu kötü, bu kötü. Ama unutmayalım ki fındıkta Türkiye olarak Dünyada bir pazarımız var. Bu Pazar payımızı da bu tür söylemlerle daraltırsak sonra çok ağlarız. Ne mi olur?
Örneğin Ağustos, Eylül ayında bize fındığı 18, 20 olacak diye 14 liradan sattırmayanlar aslında ne yaptılar, nereye su taşıdılar biliyor musunuz?
Biz 14- 14,5 liradan fındığımızı satmazken İtalya, İspanya, Gürcistan fındığı 14-14,5 liraya sattık. Biz şimdi kaça satıyoruz, 9 liraya. Bunun sorumlusu kim? Onların hiç sorumluluğu yok mu?
Benim partimde de fındığı bilen yok!
Şimdi ben bunu söylediğim için beni de fındık düşmanı, ihracatçının adamı diyecekler. İnsanları karalamak kolay. Ben kendi partimi de eleştiriyorum. Ben Cumhuriyet Halk Partiliyim; benim partimin de fındık politikası yok. Fındık politikasını gerçekleştirecek bilgi birikimine sahip bir tane milletvekili de yok. Benim partimde olduğu gibi diğerlerinde de yok.
Ne yapıyorlar biliyor musunuz; kimisi gidiyor ziraat odası başkanının yanına, kimisi borsa başkanının, kimi de tanıdığı fındıkçının yanına. Onlardan akıl alıp gelip kürsüde konuşuyorlar. Zaten sorun da burada. Dolma akılla gidecek yolun çıkacağı yer bellidir. İşin doğrusu bu.
Yıllarca fındık için mücadele vermiş bir arkadaşınızım. Bir insan her işi bilmez ki. Bizim memlekette her şeyi biliyorlar. Herkes kendi branşında, bildiği konular üzerine konuşacak. Siyaseti çok iyi bildiğimi söyleyemem. Muhasebeyi de bilmem, bilmediğim için konuşmuyorum. Ama ben fındık konusunda konuşurum. 48 yaşındayım, ömrümü verdim fındığa, çocukluğumu verdim.
Millet çocuklarını Amerika’da okuturken ben, fındık çuvallarının arasında büyüdüm. Ben yevmiyeye gittim, sırtımda fındık çuvalı taşıdım. Yani ben bu işin her safhasında varım.”
Fındık milli ürün olmalı
-Peki iyi güzel de kurtuluş nerede? Önerileriniz neler?
Osman Çakmak; “Fındığın kurtuluşunu istiyorsak, bir; üretici ile gerçek üreticiyi ayırmak lazım. İki fındıktaki fiyat aralıklarındaki bu zikzakları; ürün borsaları ya da lisanslı depolar, hepsinin bir araya gelmesi… Ama bugün gelinen noktada oturmadı.
Onun haricinde devletin en az 5-10 yıllık fındık politikası olmalı.
Bence Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik ile bir ilerleme kaydetmiştir. Ne yaptı, öncelikle Fındık daire Başkanlığı kurmuştur. Daha önemli bir karar ‘rekolteyi tek elden biz açıklayacağız’ Dedi. Bu da iyi bir gelişmedir.
Fındık kesinlikle, resmen milli ürün olmalıdır. İran’da fıstıkta olduğu gibi. Milli ürün olursa tüm toplantılarda herkesin önlerinde fındık olacak.
Bu şekilde Türkiye’de fındık üretimini de artırmış, teşvik etmiş oluyoruz. Kendi ürettiğimiz bir ürünün yüzde 75’ini Avrupalıya yediriyoruz, kendimiz bile doğru dürüst tüketmiyoruz, sonra da kalkıp tekel mekel deyip milleti suçluyoruz.
Bir de unutmamak lazım. Ne demiş atalarımız; ‘fındığı satandan çok, yiyen karlıdır…’ Onun için kendi ürünümüzü Milli ürün yaparak biz de tüketeceğiz.”
-Dileriz fındık artık milli ürün olur. Peki son mesajınız ne olur?
Osman Çakmak; “Fiyata takılıp kalmamak lazım. Arz talep dengesine göre fiyatı oluşan ürünlerde fiyat sabit olmaz. Bunu değiştirmek mümkün değil. Salatanın bile fiyatı her dönem ayrı olmuyor. Domatesin de, patatesin de…
Onun için bu ülkeye milyarlarca lira döviz kazandıran, istihdam yaratan insanları küstürmemek lazım. Onlar da, üretici de emeğinin karşılığını almalı. Kimse mağdur olmamalı. Eğer fındığın üzerine oyun oynayan varsa onu da devlet bulup, gereğini yapmalı, yapar da.
Bugün sıkıştığında devletin kapısına giden, üreticiyi savunduğunu söyleyenlere de üretici tepkisini koymalı, TZOB ile TOBB’nin kasaları para dolu. Karşılayın bizim mağduriyetimizi desinler! Madem fındık 15-18 lira olacak diyorlar, kasalarındaki o paralarıyla fındığı 10 liradan alsınlar, 15-18 lira olunca da satıp paylaşsınlar!” Röportaj; Durmuş Karaağaç/Adnan Alparslan (Ordu Hayat)

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort Samsun Escort Bursa Escort mersinliescortt izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort oyuncak hikayesi 4 izle Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir