ordu-logo
Son Dakika
24 Ocak 2017 Salı

“Bilim itaatsiz olana ihtiyaç duyar”

11 Ocak 2016 Pazartesi, 11:46

 

Ahmet İncedere; “Türkiye’de siyasi iktidar eliyle eğitimin ve toplumsal yaşamın ‘tek din, tek mezhep’ anlayışı doğrultusunda dini kurallara göre biçimlendirilmesi uygulamaları eğitimin ve toplumsal yaşamın her alanında etkilerini arttırıyor” dedi.

Eğitim-Sen Ordu Şube Başkanı Ahmet İncedere ile Uygulamaya başladığı andan itibaren eleştirilen ve farklı bir modele geçilmesi yönünde tartışılan 4+4+4 eğitim sistemini ve sistemdeki bilimsel anlayışı konuştuk. İncedere, “siyasi iktidar kendi ‘inanç sistemi’ ve ‘dünya görüşü’ doğrultusunda bir nesil yetiştirme yönünde uygulamalar yapıyor” sözleri ile iktidarı ve sistemi eleştirdi.

“Eğitimde 4+4+4 dayatması”

-Sendika olarak eğitim sisteminin değişmesi gerektiğini savunuyorsunuz neden?

Ahmet İncedere: Siyasi iktidarın, eğitimde 4+4+4 dayatması ile daha da belirginleşen, eğitim sisteminde ve genel olarak toplumsal yaşamda kendi ‘inanç sistemi’ ve ‘dünya görüşü’ doğrultusunda bir nesil yetiştirme yönündeki uygulamaları, başta laik-bilimsel eğitim anlayışı olmak üzere, toplumun ve ülkenin geleceğine yönelik açık bir tehdit haline gelmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı, 4+4+4 düzenlemesiyle daha önce zorunlu yapılması hedeflenen okul öncesi eğitimin zorunlu olması projesinden vazgeçmiş, bunun üzerine devreye MEB ve dini vakıflarla çok sayıda ortak projeye imza atan Diyanet İşleri Başkanlığı girmiştir.

“Kuran kurslarının sayısı artacaktır”

-Kuran Kurslarını mı kastediyorsunuz?

Ahmet İncedere: Kur’an kurslarında yaş sınırının kaldırılmasının ardından Diyanet İşleri Başkanlığı, çocukların somut zeka gelişim sürecinin en önemli aşaması olan 4-6 yaş grubuna yönelmiş ve okul öncesi çağdaki çocuklara yönelik ‘dini eğitim’ için çalışma başlatmıştır. Bu doğrultuda ilk olarak 4- 6 yaş grubundaki çocuklara yönelik olarak hazırlanan “Kur’an Kursları Okul Öncesi Din Eğitimi Projesi” uygulamaya sokulmuştur. Özellikle 4+4+4 sonrasında hızla çoğalıp, yaygınlaşan, Cumhurbaşkanından başbakanına, kadar herkesin açılışlarında yer alıp, teşvik ettiği 4-6 yaş Kur’an kursları sayısının önümüzdeki yıllarda MEB’e bağlı okul öncesi kurumlarının sayısını geçmesi şaşırtıcı olmayacaktır.

“Veliler zorunluluktan tercih ediyor”

-Okul öncesi eğitim zorunlu olmalı mı?

Ahmet İncedere: Bize göre okul öncesi eğitim zorunlu olmalı. Türkiye’de okul öncesi eğitimin zorunlu olmaması nedeniyle özellikle köylerde velilerin büyük bölümü servis ücreti, yardımcı personel ücreti vb. nedenlerle çocuklarını okul öncesi kurumlara gönderememektedir. Veliler ücret ve olanaklar bakımından daha uygun olan ve bizzat devlet tarafından finanse edilen 4-6 yaş Kur’an kurslarını tercih etmek zorunda bırakılmaktadır. Devlete ait okul öncesi eğitim kurumlarında velilerden çeşitli adlar altında para talep edilirken, Diyanet’in açtığı kursların tamamen parasız olması dikkat çekicidir.

“Zihinsel gelişim için tehlikeli”

-Sistem çocukların geleceğini etkiliyor mu?

Ahmet İncedere: Eğitimde 4+4+4 dayatması ile ‘dindar nesil’ yetiştirmeyi hedefleyen siyasi iktidarın, hedefini daha da büyüterek bilinçli ve programlı bir şekilde daha kolayca ‘şekil verebileceği’ 4-6 yaş gurubuna yönelmesi çocukların sağlıklı gelişimi açısından son derece tehlikelidir. Henüz oyun çağında olan, somut ve soyut düşünce yetileri gelişmemiş okul öncesi eğitim çağındaki öğrencilere hangi neden ya da gerekçeyle olursa olsun “dini eğitim verilmesi”, Türkiye’nin de altında imzasının bulunduğu çocuk hakları sözleşmesinin “çocuğun üstün yararı” ilkesi ile temelden çelişmektedir.

“Eğitim ve inanç karıştırılmamalı”

-Türkiye’de eğitime inancın karıştırıldığını mı söylüyorsunuz?

Ahmet İncedere: Türkiye’de yıllardır bizzat siyasi iktidar eliyle hayata geçirilen ve birbirinden ayrı olması gereken eğitim ve inanç alanları birbirine karıştırılmamalı, iktidar inanç alanını kendi ihtiyaçlarına göre düzenlemekten derhal vazgeçilmelidir. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın okul öncesi dini eğitim projesi basit bir uygulama olmayıp, iktidarın hedeflediği “dindar nesil yetiştirme”nin eğitimin en temel alanı olan okul öncesinden başlatılmasıdır. 4+4+4 sonrasında bütün okulları fiilen imam hatibe çeviren ve zorunlu seçmeli din derslerinden beklediğini bulamayanlar, dini eğitimi okul öncesine hatta kreşlere kadar indirerek, hem çocuklarımıza hem de eğitim sistemine ileride telafisi mümkün olmayan zararlar vermektedir.

“Dava açmak için hazırlanıyoruz”

-Sendika olarak tutumunuz ne?

Ahmet İncedere: Sendikamız, eğitim ve biliminin en temel ilkeleri ile çelişen bu projenin durdurulması noktasında dava açmak için gerekli hazırlıklara başlamıştır. Devlet, bireylerin bir dine sahip olma ya da dini ihtiyaçlarını tatmin etmedeki tavır, davranış ve eylemlerinde mutlak anlamda özgür olduğunu kabul etmek, hiçbir dine ya da mezhebe diğerleri karşısında ayrıcalık tanımamak zorundadır. Bu nedenle “Dinlerin kuralları nelerdir, insanlar nasıl ibadet ederler, ibadetlerini nerede yaparlar” gibi tamamen kişisel olan inanç alanı ile ilgili olarak kural koyucu, düzenleyici ve yönlendirici olmamalıdır. Bir dine ya da inanca yapılacak en büyük kötülük, devletin denetimi altında devlet tarafından “tek din, tek mezhep” anlayışına dayalı olarak taraflı bir şekilde öğretilmesidir. Türkiye’de yıllardır yapılan tam da budur. Adnan Alparslan/Röportaj

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort Samsun Escort Bursa Escort mersinliescortt izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort oyuncak hikayesi 4 izle Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir kuşadası escort