ordu-logo
Son Dakika
23 Ocak 2017 Pazartesi

“Düşünce olarak çok değil yüzde 100 değiştim”

18 Ekim 2016 Salı, 11:05

Gazeteci Ahmet Bayrak, 33 gün boyunca Almanya, Fransa ve Avusturya’yı gezdi. Orada Orduluları ve onların derneklerini ziyaret etti. Bu yolculuk sırasında neler gördü, Orduluların durumları nasıl, kendisi iç dünyasında yolculuktan nasıl etkilendi? Tüm bu soruların cevaplarını bizimle paylaştı.
İşte o röportaj:
Avusturya’da fındık bahçesi sürprizi
-Nasıl gerçekleşti bu yolculuk ve hangi ülkeleri kapsadı?
Ahmet Bayrak: “Bu seyahat Kıbrıs dışında benim ilk kez yurt dışı seyahatim oldu. Almanya’nın Pforzheim Şehrindeki Orduluların etkinliğine katılmak üzere gittim. Yaklaşık 33 gün süren yolculuğum boyunca Almanya, Avusturya ve Fransa’yı gezdim. Orada Ordulular ile bir araya geldim, Ordu derneklerini ziyaret ettim. Türklerin spor kulüplerini gördüm ve tabi ki ülkelerin tarihi ve turistik yerlerini de ziyaret ettim.”
-Pforzheim’dan sonra nereye gittiniz?
Ahmet Bayrak: “Ordulu Alpaslan Senai Kara arkadaşım 300 kilometre yol yaparak beni Almanya’dan Avusturya’ya getirdi. Burada yine Ulubeyliler ile görüştüm. Orada bir iki ocak kadar diyeyim fındık bahçesi gördüm. Fındığın da bol miktarda olduğunu dalların yerde olduğunu gördüm. Kendi kendime Karadeniz’de böyle fındık olsa aşırı bir fındık olur diye düşündüm.”
İkinci el dünyası Türklerin elinde
-Avusturya’da Ordulular hangi iş kollarında yoğunlaşıyor?
Ahmet Bayrak: “Avusturya’da Ordulular genelde ikinci el araç alım satım işleriyle uğraşıyorlar. Bursa’da yapılan sıfır kilometre araçların orada satıldığını gördüm bu da hoşuma gitti. Orada Ordulular kendilerine bir bahçe de kurmuşlar. Karayemiş denilen taflan, pancar denilen kara lahana, fasulyeler marullar gördüm. Yani Ordu’da ne ekilip biçiliyorsa orada da yapıldığını gördüm. Bu da hoşuma da gitti.”
-Orada farklı yerlere de gittiniz mi?
Ahmet Bayrak: “Evet. Almanya Avusturya ve İsviçre’nin ortak noktası olan bir nehir var oraya da gittim. Yani İsviçre topraklarına kadar gittim. Orada insanlar onmanda atlarıyla geziyor, köpekleri yanında aileleriyle birlikteler. Bu çok güzel bir duygu. Kimse kimseye öte var demiyor. Herkes saygılı birbirine. Herkes birbirine selam veriyor. Benim yabancı olduğunu anladılar ama bana da selam verdiler. Buda insanı duygulandırıyor.”
Münih’te Türk çeşmesi
-Peki sonra nereye geçtiniz?
Ahmet Bayrak: “Avusturya’dan Alpaslan Senayi Kara arkadaşım ile birlikte Trabzon Vakfıkebirli arkadaşım Mehmet Çabuk’u ziyaret için Almanya’nın Münih şehrine geçtim. Münih’te tarihi yerler çok fazla. Benim en fazla bu dikkatimi çekti. Orada arşiv olacak fotoğraflar çektim. Oraya turist akını var, bizim buralar gibi değil daha yoğun. Orada Türklerin olduğu bir mahalleye de gittim. Burada her şey Türkçe. Türk bankaları, marketleri var.
Almanya’ya gelen Türklerin trenden indikleri son noktayı da gezdim. Bu 1960’lı yıllarda olmuş. Hata dikkatimi çeken bir şey oldu. Orada Türkler tarafından bir çeşme gördüm. Çeşmenin üzerinde de ‘bu çeşme Türkler tarafından yapılmıştır’ diye bir yazı var. Münih’in tam merkezinde bunu da görmek hoşuma gitti.
Münihte iki akşam misafir kaldıktan sonra Mehmet Çabuk arkadaşım ve kardeşi beni Münih’ten alıp 350 km mesafede olan Pforzehim şehrine kardeşim Ayten Bayrak’ın evine götürmek üzere yola çıktık. Araçla karayolunda geçerken de yolda mola verdiğimiz yerlerde kemençe çalarak Karadeniz’i bir anlamda oraya taşımış olduk.”
“Fransa’da Türk arıyorsan inşaata gir”
-Almanya ve Avusturya’dan sonra nereye gittiniz?
Ahmet Bayrak: Almanya’nın Pforzehim’den Eniştem Hasan Bayrak kardeşim ve yeğenlerimle birlikte Fransa’nın Lyon Romans-Sur -Isere şehrine gittim. Fransa ile Almanya arasında çok fark var. Almanya’da insanlar birbirine çok fazla yanaşmıyorlar, merhaba var ama sıcak ilişki göremiyorsun. Sanırım işleri başlarından aşkın belki ondan olabilir. Fransa da Orduluların dışında Aksaraylı, Yozgatlı, Denizlili, Tokatlı ve Türkiye’nin değişik yerlerinden çok kişi ‘hoş geldin’e geldi. Almanya’da bir çayıra varıp işte örtünü serip oturamıyorsun. Orada disiplin ve kural var. Fransa’nın ayarı ise genelde bize yakın.”
-Peki, Fransa’da Ordulular hangi iş kullarında yoğunlaşıyor?
Ahmet Bayrak: “Fransa’da tüm inşaat sektörü Türklerin elinde. Benim yakınlarım da akrabalarımda olmak üzerde çoğu Türk çatı işi üzerine çalışıyor. Bu arada Fransa’da evler genelde çatılı. Almanya’da da aynı şekilde. Türkler binayı temelden alıyorlar ve anahtar teslimine kadar yapıyorlar. Nerede inşaat görürsen giriyorsun ve mutlaka bir Türk ile karşılaşıyorsun. Yani Fransa’da Türkü arıyorsan inşaat gir. Bu arada Fransa’nın havası Mesudiye gibi Almanya’nın havası ise Ordu gibi. Orada yağlar yağdığında Ordu’da da yağmur yağıyor.”
Pet şişeler para ediyor
-Burada sizi etkileyen şeyler oldu mu?
Ahmet Bayrak: “Nasıl anlatayım bilmiyorum her şey düzenli, insanın bakınca aklı şaşıyor. Orada binalar toplu ama bizim burada olduğu gibi değil. Burada 4 kardeş geliyor arazisine ev yapıyor. Orada ormanlık alanlara, ormanların alt kısımlarına ev yapıyorlar. Geriye kalan alanlar ise tarım arazisi. Yani tarım arazisine kesinlikle ev yapmıyorlar. Almanya’da Fransa gibi. Yerleşim yerlerindeki disiplin çok güzel.”
-Türklerin günlük hayatlarında ilginizi çeken bir gözleminiz var mı?
Ahmet Bayrak: “Orada şunu da gördüm; Türklerin en çok korktukları şey trafik cezası yemek. Paradan korkmuyorlar ama ceza yediğin zaman çok ağır yaptırımları var. Bundan korkuyorlar. Adam aman para vereyim ama puanım düşmesin diye düşünüyor. Orada ehliyetsiz araç kullanmak çok ağır suç. Hapis cezası bile var. Bir de korna sesi duymuyorsunuz. Şu Avrupa’da gezdiğin 33 gün boyunca 3 korna sesi duydum 3’ü de Türk çıktı. Birde yoldan karşıya geçeceğin zaman araç yayayı beklemek zorunda. Bizde olduğu gibi tam tersi değil.”
-Peki Avrupalıların hayatlarında ilginizi çeken bir gözleminiz oldu mu?
Ahmet Bayrak: “Orada burada bizim yaptığımız gibi pet şişelerini, kola kutularını sokaklara atmıyorlar. Çöp kutularına bile atmıyorlar. Fransa’da yok ama örneğin Almanya’da 1 sent 2 senet ne ise fiyatları bunlar para karşılığı gere dönüşüme alınıyor. Diyelim ki büyük bir markete gidiyorsun insanların ellerinde torbalarla bu şişeleri getiriyor. Kutları veriyor karışlığın olan parayı alıyor alışveriş yapıyor. En lüks giyinen insanlar da böyle. Zaten yere çöp atma olayı yok.”
-Başka konular var mı size ilginç gelen?
Ahmet Bayrak: “Biz Türkiye’de mahallelerde çocuk sesinden duramıyoruz. Orada hiç çocuk yok hatta çocuk görmekte bile zorlanıyorsun. Raylı sisteme çok önem veriyorlar. Mesele Lyon’dan Paris’e trenle 2 saat 15 dakikada gittim. Normalde yol 5 saat. Ormanlara çok önem veriliyor. Mesela Münih’te Trabzonlu arkadaşım Muhammet Çabuk var. O evini önüne gelen 3 dalı kesmek için 3 yıldır uğraşıyor izin alamıyor. Orada öyle kafana göre ağaç kesmek yok cezası var çünkü. Biz burada ormanlarımız var diye övünüyoruz ama orası bir başka.”
Paris bir başka
-Sizi çok etkileyen şehir neresi oldu?
Ahmet Bayrak: “Paris oldu. Paris’i gezdim. DİTİP ataşesi olan Ordu Ulubeyli Köylüm Gençağa Sayan beni gezdirdi. Ressamlar tepesini, kuleyi gördüm. Paris bir başka. Kaç yüz yılık binalar. Bir insan o binalara baktığı zaman bir başka oluyor. Bizim burada tarihi eserlerimiz çok az. Onların da bir yandan yıkıldığını, yakıldığını, onarılmadığını görüyoruz. İnsanı içi gidiyor. Başka yerde olsa o binalar pırıl pırıl olur. Eski tarihimize sahip çıkmamız lazım. Yurt dışında geçmişine sahip çıkma daha fazla.”
Mutlaka bir dil bilin
-Yurt dışına çıkacak insanlara önerileriniz neler olur?
Ahmet Bayrak: “En çok etkilendiğim olaylardan biride şu. Dünyada kadar servetin olacağına bir yabancı dilin olsun. Başka hiçbir şey tavsiye etmiyorum. İnsanlar kendilerini zorlasınlar. Mutlaka bir yakınları vardır onların sayesinde yurt dışına çıkabilirler. Bir Avrupa’yı gözlemlesinler. Bir 10 gün olsa bile yeterli.”
-Bu yolculuktan sonra sizde bazı değişimler oldu mu yoksa Türkiye’ye geri dönüce siz de eskiye mi döndünüz?
Ahmet Bayrak: “Eskiye geri dönmedik. Hep ileriye bakıyoruz yenilikten yana oluyoruz. İmkan olurda bir ev yaparsam beton yerine oradaki gibi tuğla ve çatıdan yapmak isterim. Bu bir deprem anında da kaybını da önlüyor. Bin yeşile doğaya hastayım zaten. Onu korumaya devam ediyorum. Trafikte kemerimi daha çok takmaya başladım. Yayaları gördüğüm zaman daha çok dikkat etmeye çalışıyorum. Eskisi kadar yol bizim demiyorum artık bu yol da bunu olsun diyorum. Zaten ben çöpü kesinlikle dışarıya atan birisi değildim daha da özen gösteriyorum. Bu yolculuktan sonra düşünce olarak çok değil yüzde 100 değiştim.”
-Peki bundan sonraki yolculuk nereye?
Ahmet Bayrak: “Benim aklımda Türk Cumhuriyetleri var ama bu çok büyük imkan meselesi. Benim kafama yatan yerlerin başında Küba var. Fransa’ya gidersem tekrar İspanya ve Hollanda’yı gezebileceğim. Zaten orası kaldı. Avrupa’ya gidecekler 9. ayda yada 4., 5. ayda gitsinler. Ben 6., 7. ayda gittim. Fransa’da 9. aydan sonra çok fazla iş olmuyor 10. ay ise daha uygun. O zaman oradaki Türkler sizinle daha yakından ilgilenebilirler.” Röportaj : Yasin Çanakçı/Ordu Hayat
avrupa-hazir-4

avrupa-hazir-3

avrupa-hazir-2

avrupa-hazir-1

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort Samsun Escort Bursa Escort mersinliescortt izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort oyuncak hikayesi 4 izle Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir kuşadası escort