ordu-logo
Son Dakika
18 Ocak 2017 Çarşamba

L İ D E R  D E M İ R E L     

22 Haziran 2015 Pazartesi, 11:09

 

                            

Av. Güner Sağra

* Ceketinin sol iç cebinde, kalbinin tam üzerinde anayasa kitapçığını taşıyan, elli küsur yıl yanından hiç ayırmayan, yasalara tam anlamıyla bağlı bir lider… Demirel…

* Anadolu’nun susuz topraklarından İstanbul Teknik Üniversitesine uzanan yolda ekilmemiş topraklar için hayalleri olan bir lider… Demirel…

* Adalet Partisi’nin başına geçtiğinde henüz 39 yaşındaydı… Hayallerinin siyaseten gerçekleşeceğini biliyordu.. Siyasi kavgalarını hep bunun için yapmıştı. Daha sonraki yıllarda “kendim için bir şey istiyorsam namerdim” sloganı Onun siyasi hayatının daha başlangıcında rehberi idi. Belki Türk toplumu ideolojik kavgaların yapıldığı belli dönemlerde O’ nu gereğince anlayamadı. Ama O hep ilkeli kaldı ve bu ilkelerden hiç taviz vermedi…

* 70’li yılların başlarında Onunla uzun yıllar siyaset yapmanın ve O’nun siyasi terbiyesinden yararlanmış olmanın gururunu taşıyorum.

* O sandığa değer verirdi. “Sandıktan çıkmak” veya “sandıkta boğulmak” demokrasinin tarifi budur O’na göre.. Yani her şey millete tabidir. Millete rağmen bir şey yaparsanız demokrasi dışına çıkmışınız demektir, derdi. Bu yüzden hep altı defa gittim, yedi defa geldim demiştir. Yani ”hep milletle oldum“ demiştir. Başbakanlığı kimseden almamıştır veya bir yerde bulmamıştır, milletten almıştır yine gerektiğinde millete götürmüştür. Onun demokrasi anlayışı budur. İktidarların seçimle gelip seçimle gitmesini Türk insanına öğretmeye çalışmıştır hayatı boyunca.. Kendisine muhtıra verildiğinde, tam tersine şapkasını alıp gitmemiş, milletin meclisinin kapanmamasını sağlamıştır… O kadar doğru yapmıştı ki yine milletin oyları ile açık tutturduğu meclise geri dönmüştür.

* ”Yollar yürümekle aşınmaz“ sözüyle engin bir demokrasi tarifi yapmıştır… Halk, hoşnut olmadığı konular için anayasal haklarını elbette ki kullanmalıydı… Gençlik tepkilerini elbette ki yürüyüşlerle göstermeliydi… Hükümetler kontrolü sağlayan, kan akıtılmasını önleyen kurumlardı O’nun için… Yani araç olmalıydı..  O, siyaset mühendisliğinin yanında ayni zamanda sosyoloji mühendisi idi. Halkın tepkilerini çok iyi anlardı.

* 1979 yılında Ana Muhalefet partisi lideriydi. Adeta bir gölge kabine kurarak iktidarı kontrol altına almıştı. Ben il başkanıydım. Temsilciler Meclisinde (A.P. tüzüğüne göre, Genel İdare Kurulu ile İl başkanlarının bir araya geldiği kurumun adıdır) hükümetin icraatları ve muhalefetteki A.P. sinin durumu görüşülüyordu. Ben söz almış ve parti gençlik kolları yapılanması ile ilgili bir konuşma yapmıştım. Gençlik kollarının daha etkin yapılanması konusunda görüşlerimi ifade etmiştim.  O zamanlar her partinin gençlik kollarını temsilen gençlik yapılanmaları vardı. Ayrıca Dev yol, Dev sol, Kurtuluş gibi yasa dışı örgütlenmeler de vardı. A.P. sininde Gençlik kollarının “Hür Genç” adında bir yapılanması vardı. Görüşlerimin alkışlarla karşılık bulması üzerine ayni konuda eski milli eğitim bakanlarından İzmir milletvekili Ali Naili Erdem de uzun bir konuşma yaptı. Konuşması aynen beni teyit ediyordu. Ben ise hep Demirel’i takip ediyordum. Vücut dili ile Ali Naili Erdem’i her an kürsüden indirecek gibiydi, kıp kırmızı olmuştu, ofluyup pufluyordu, dayanamadı konuşmacının sözünü keserek “Sen ne diyorsun, memleket ateş gölüne dönmüş, her tarafta yangın var, sanki iç savaş çıkmış gibi.. Biraz da biz mi körükleyelim, yangına benzinle mi yaklaşalım”  diyerek sorumlu muhalefet örneği gösteriyordu. O memleketin huzur ve sükununu partisinin oy kazanması hesabına tercih ediyordu ve siyasi hayatında da hep öyle yapmış ve de öyle kalmıştır.

* Kendisine muhtıra veren silahlı kuvvetleri hiçbir zaman düşman ilan etmemişti. O hep, bizim bir tek ordumuz var diyordu. Asla anayasa çizgisinin dışına çıkmamıştır. “İhtilale karşı neden direnmedin” diyenlere benim ikinci bir ordum mu vardı, diyerek hep sandığı işaret etmiş ve millet iradesi ile oynayanlara, yeniden seçilerek demokrasi dersi vermiştir.

* Devlet adabını hep korumuştur. İlkeli davranışları ile örnek bir siyasi lider ve uyumlu söz ve tavırları ile örnek muhalefet lideri olmayı başarmıştır. O, onun için liderdir; Lider olmuş ve hep lider kalmıştır.

Hiç unutmuyorum 1979’un son baharında sayın Ecevit’in istifası ile azınlık hükümetini kurmuştu. Türkiye sağ ve sol çatışması ile ateş çemberinden geçiyordu. Ordu ilinin Fatsa, Aybastı, Gölköy, Gürgentepe üçgeninde vatandaş son derece huzursuzdu. Sol örgütler yol kesiyor, okulları ateşe veriliyordu. Fındık fiyatlarını gerekçe yaparak her tarafta huzursuzluk çıkarılıyordu. Gerçekten de fındık fiyatları geçen yıllarda vatandaşı memnun edecek seviyede değildi. Ben İl Kurulumu toplayarak randevu almadan Ankara’ya gittim. O günlerde başbakan Demirel sanki Başbakanlık değil de Jandarma Genel Komutanlığı yapar gibiydi. Günün meselesi anarşi idi. Anarşi ile yatılıyor anarşi ile kalkılıyordu. 15 İl Kurulu üyesi ile başbakanlıkta Bakanlar Kurulu odasında bir toplantı yaptık. Önce Ordu’nun  asayiş durumunu atlattım uzun uzun.. Sonra işi fındık taban fiyatlarına getirdim.. bir önceki yıl 42 lira olan fiyatın maliyeti bile kurtarmadığını uzun uzun anlattım.. Beni dikkatlice dinliyordu. Yaptığım hesaplarla taban fiyatının 120 liradan aşağı olmaması gerektiğini ifade ettim. Çok yüksek buldu ki konuşmamı “veremem” sözü ile kesti. Ben konuşmama devam ediyordum. Verilecek bu fiyatın yapılması planlanan anarşik olayları da kıracağını ve esasen talebimizin de ne kadar haklı olduğunu anlatmaya çalıştım. Toplantı Haziranın son günüydü.. Ayrıca taban fiyatının erken ilan edilerek anarşik olayların da önlenmesini istiyordum.. Konuşmamın sonunda;  Sayın başbakanım siz fındığı iyi tanıyorsunuz. Üretenden de, tüketenden de, bu işin ticaretini yapandan da iyi biliyorsunuz. Ayrıca tespit edilecek taban fiyatının anarşik olayları kırması için derhal ilanı da gerekir demiş ve ilave etmiştim. “Kendisi küçük, derdi büyük” tabiri de size aittir. 3 rakamdan aşağı verilecek bir taban fiyatı kimseyi tatmin etmez, ayrıca bu taban fiyatı ile seçimlere gireceğiz şeklindeki sözlerimi ikinci kez; “onu düşünmeyiz“ diyerek böldü. Ve kafasını kaldırarak “üç rakam” tabirini bir kaç kez telafuz ederek bizi tek tek kucaklayarak yolcu etti. O gün akşam olağanüstü toplanan Bakanlar Kurulu tek gündem maddesi ile fındık taban fiyatlarını görüşmüş ve ertesi günü 13 haber bülteni ile fındık taban fiyatı, (tarihte ilk defa) fındık hasatından bir ay evvelinden olmak üzere 110 lira olarak ilan ediliyordu. Yüzde 150’ye varan zamla fındık gerçek değerini  buluyordu.. Bu görüşmeyi  ve o gün yaşadığım mutluluğu bu gün hala ayni heyecanla yaşıyorum..

*İhtilalin ayak sesleri kimi mevzilerde hissediliyordu.. Günde 20 kişinin öldürüldüğü günlerde ihtilali yapanlar bu durumu daha sonraları “ihtilal olgunlaşsın” diye beklediklerini itiraf ediyorlardı. Bunu söyleyen, birkaç ay evvel ölen ve sessiz sedasız gömülen Kenan Evren’den başkası değildi. Bu zihniyete karşı; “Ben sevr mi imzaladım, vatana mı ihanet ettim” diye çırpınan Demirel’in başka bir ordusu mu vardı da ihtilale karşı koyacaktı. Tabi ki karşı koymadı, koyamazdı. Ama sandıkla bunun hesabını sordu. Milletin Ona layık gördüğü makama,  yine o yüce milletin kararı ile oturdu. İhtilal yapanlar sessiz sedasız lanetlenerek göçüp gittiler. Ama o, Sayın Demirel milyonların duası ve Devlet töreni ile milli yas edildiği şu günlerde geldiği topraklara kavuşmanın hazırlığında..

Allah rahmet eylesin. Mekanın cennet olsun büyük lider…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort gaziantep escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir antalya escort