ordu-logo
Son Dakika
24 Ocak 2017 Salı

Ordu; yeşilin mavinin en koyusu, şelaleler ve yaylalar şehri…

28 Mayıs 2016 Cumartesi, 09:03

Pınar’ın seyir defteri
Uzun zamandır seyahat edince nerelisin? Sorusuna hep Türkiyeliyim, nerden geliyorsun’a İstanbul dedim. Bu sefer ki gezide ise Ünyeliyim dediğimde ‘oo hemşehrimizmişsin’i duymak da güzeldi, her ne kadar memlekete düğün ve cenazeye gelip bir yer göremesem de. İşte bu gezi yılların acısını çıkartacak nitelikte oldu.
Ordu gezimizin davetini ve de planını Ordu Valiliğinin şehre 1 milyon turist çekme hedefiyle sosyal medyada #Milyonlar Orduyu Paylaşıyor projesi kapsamında gezgin ve blog yazarı Gezginin Ayak İzleri Cüneyt Durhan yaptı. Kalabalık bir ekip İstanbul’dan (9 kişi) daha küçük bir ekip (4 kişi) İzmir’den yola çıkarak Samsun havalimanında buluşup Ordu’ya doğru gece yarısı yola çıktık. Otelimiz Boztepe’deki Akamoy’a vardığımızda saatler 3’ü gösteriyordu. Hemen yatıp uyumak ve ertesi güne başlamak için heyecan duyuyordum. Sabah uyandığımızda Boztepe’den Ordu’nun manzarası muhteşem görünüyordu. Vali bey kahvaltımıza eşlik etti. Mükellef bir sofra ve güzel güneşli bir havada sohbet elbette Ordu’nun güzellikleri üzerineydi. 4 gün boyunca dolu dolu bir program hazırlamışlardı bizler için, o yüzden hemen yola çıktık. Bize gezi boyunca Kültür dairesi koordinatörü Osman Kılıç bey rehberlik etti.
İlk gün Altınordu ilçesine bağlı Karaoluk köyü sınırlarında yer alan Çiseli Şelalesine gittik. Karadeniz’in yeşiline doyacağımız şimdiden belliydi. Acıkınca molayı Ünye Kent ormanında mangal için verdik . Oradan Ünye Kalesine gittik. Kalenin ilk inşası MÖ 250 İran kökenli Pontus Kralı 2. Mitradates tarafından yaptırılmış. Kalenin giriş kapısının solunda Kral mezarı, tepesinde ise adakların sunulduğu altarı ve manzarası ile çok etkileyiciydi. Fatsa’ya bağlı Kabakdağı köyüne vardığımızda ise Gürcü kökenli ailelerin yaşadığı ve evlerini airbnb sistemi ile kiraladığı ev otel konseptini 25 yıllık turizm işletmecisi Güven bey anlattı. Köyün meydanında tarihi evlerin restore edilme planından bahsetti. Meydandaki camiinin yanında olan köy mezarlığında bir zamanların Fatsa’sında sosyalist yönetim düzenini kurmuş Belediye başkanı Fikri Sönmez ‘i (terzi fikri) ziyaret ettik.
Akşam yemeğinde Ordu merkezde ve deniz kenarındaki Aktaşlar Restaurant’ında meşhur pancar çorbası ve pidesi ile midelerimiz bayram etti.
Gezimizin 2.günü otelimizdeki süper kahvaltı sonrası Gaga Gölü’nde çay molası vererek başladık. Küçük bir çay ocağını Rus eşiyle işleten Resul abi 60 ülke gezmiş oldukça hoş sohbetti.
Aybastı’ya doğru yola çıktığımızda virajlı yolları yemyeşil doğası ile iliklerimize kadar doğada olmanın keyfini çıkartıyorduk. Yolda Künefe ikramı olacağı söylendiğinde çok şaşırdık doğrusu Hatay’da Yusuf ustadan daha iyi olabilir mi diye de şüphelendim aslında.. Kabataş ilçesinde Söğütaltı lokantasında döner ve künefe satan ustamızın ellerine sağlık gerçekten güzelmiş künefesi..
Aybastı’dan geçip Perşembe yaylasına vardığımızda ise kendimi yıllardır gördüğüm Microsoft’un masaüstü ekran görüntüsündeki doğanın içinde hissettim, rüzgarı arkamıza alarak yaylaya inip kendimi yerlere attım, yatıp yuvarlanma istiyordum sürekli.. Hele yaylanın yeşili içinden geçen menderesler boyu yürümek bir ara çorapları çıkartıp toprakla bütünleşmek tüm yol yorgunluğuma değdi.. Yayla havasından acıkmışken bizi Aybastı Belediye Başkanı İzzet Gündoğar karşıladı ve kendimizi Aybastı kent ormanında bizler için hazırlanmış lokum gibi etleri yerken bulduk. O sırada bardaktan boşalırcasına yağan yağmur içerde yanan soba, yağmur sonrası kamelya da içilen çayların keyfini burada tarif etmem imkansız. Belediye Başkanı “burada Uzundere şelalesi var her zaman suyu olmaz görmeden gitmeyin” deyince kendisini kıramadık o da evden eşofmanlarını getirtti bizle birlikte uzun ve zorlu yollardan geçerek şelaleye ulaştık. Yaklaşık 99 metre uzunluğundaki şelale görülmeye değerdi. Gölköy’deki Ulugöl’e gitme planı ise pazar gününe kaldı.
Gece otele döndüğümüzde o kadar yorgunduk ki bizi ancak odadan otele canlı müzik yapmaya gelmiş Onur Yılmaz ve arkadaşları çıkartabildi, bir de sevgili Çiğdem hanımın hemen bizim için yaptığı domates çorbası, gece 1’e kadar hem çaldılar hem söyledik. Öyle keyifli geçti ki kendimi bizim sülalenin ara sıra yaptığı gecelerden birinde sandım..
3. günü sabahı çantalarımızı da alarak Çambaşı yaylasına doğru yola çıktık. Yolumuz üzerindeki Kabadüz ilçesi Çekiçoğlu işletmesinde çay, gözleme ve turşu ikramıyla şenlendik.. GliGli tesislerinde ise kahvelerimizi yudumladık. Orman içinde kamp ve karavan alanı mevcut, aklınızda olsun. Turnalık yaylasına bağlı Ablak taşına vardığımızda ise muhteşem manzarada rakım 2000 mt, taşın yüksekliği 200 mt karşımızda vadi manzarası ile fotoğraf delisi olduk.
Çambaşı’na vardığımızda Ertaş Alabalık tesislerinde bizi bekleyen balıklar ve tabii pancar çorbası yine çok lezzetliydi. Geceyi Çambaşı otelde konaklayarak geçirdik. Otelin ilk grup misafirleriydik, gayet temiz ve konforluydu. 2017’de kış turizmine dönük tesislerin açılacağına pek sevindik. Artık kışın da gelip görmek gerekli..
Gezimizin son günü serin yayla havasında uyanmış şekilde erkenden yola çıktığımızda istikamet Ulugöl için uzunca bir yolumuz vardı, yol üstünde gördüğümüz manzaralar, yaylaya giden koyunlar, serbestçe ama grup halinde dolaşan yılkı atları, tepelerdeki karlar içinde Mesudiye’nin Yeşilce beldesine vardık. Eskiden belediye olan Yeşilce’de kalıp halkıyla sohbet etmek isterdim. İlginç olan özelliği bütün evler kırmızı çatılı, beyaz boyalı ve hepsinin üstünde bayrak ve Atatürk portresi görmek bizi çok duygulandırdı.
Gölköy ilçesine bağlı Ulugöl’e vardığımızda bizi kurbağa sesleri karşıladı. Yakın bir zamanda bungalow evlerin hizmete açılacağını öğrendik hemen 200 mt. ilerdeki Sülük Gölü’nde şifalı sülükler yetiştiğini gördük.
Topçam barajında güzel fotolar yakalayıp Ordu merkeze saat 14.00 de vardık. Atabey lezzet çiftliği restaurantta yemeklerimizi yiyip, teleferikle Ordu’yu kuşbaşı görme fırsatı yakaladık. Belediye’nin ortalama 15-16 yaşlarında genç kız ve erkeklerden oluşan halk oyunları ekibiyle Ordu yöresine ait oyunlarla Ordu sahilini şenlendirdik. Dönüş yolumuz üzerinde Perşembe ilçesinde Yason burnunda Rumlardan kalma Yason kilisesi ve deniz fenerini de görüp havaalanına doğru yola çıktık.
Gezimizin mimarları Cüneyt Durhan, (kendisinin süper yazıları için Gezginin Ayak İzlerini takip ediniz) Valilik Basın Danışmanı Mustafa Sezer beye, rehberimiz Osman Kılıç’a, Ordu Kuzey Doğu Fotoğrafçıları Derneğine, Akamoy oteli sahipleri ve değerli çalışanlarına, Aybastı Belediye Başkanı İzzet Gündoğar’a, Çambaşı oteli çalışanlarına ve de Sn Vali İrfan Balkanlıoğlu’na Sonsuz teşekkürler…
Ayrıca bu gezinin çok keyifli geçmesini sağlayan oda arkadaşım Gezi tozu – Burcu’ya, köyün akıllı deli oğlanı Keşfetsene Taflan’a, pınaaaar diye anne şefkati ile seslenen Gezen Anne Embiye’ye, Acilen gezmem lazım acilen yemem lazım diye bizi hoş sohbetinden mahrum bırakmayan Yeşim’e, fotolarına hasta olduğum morvaliz Fatoş’a, tatlı mı tatlı küçük kız kardeş Nereye Kaçsak Buket’e, has İzmirli öz Belgradlı Lizard on the road Güneş’e, sesi güzel kendi güzel aslında sebze olarak tadı da güzel Gezgin Kereviz Denizime, kıskanarak takip ettiğim dünyanın en tatlı gezgin çifti Gezgin Yogini Burcu ve Yoldaki Gökhan’a, pi sayısı ve süspansiyon kraliçesi Süper Gezgin Beyhan’a ve de gözümde gurme olan benimle gez Oya’ya ve son olarak organizatör, sabır taşı, dünya iyisi adam gezginin ayak izleri Cüneyt’e… çoooookkkk teşekkür ederim…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort Samsun Escort Bursa Escort mersinliescortt izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort oyuncak hikayesi 4 izle Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir kuşadası escort