ordu-logo
Son Dakika
20 Ocak 2017 Cuma
01 Mayıs 2015 Cuma, 11:23
YAVUZ KALYONCU
YAVUZ KALYONCU yavuzkalyoncu@hotmail.com Tüm Yazılar

Ordu’da horoz dövüşleri…

Ordu geçmişinden renkli bir sayfa;

“Ben küçükken” , “eskiden” ya da “bir zamanlar” diye başlayan yazılar her zaman ilgimi çekmiştir. Çünkü onlarda geçmiş var, geçmişe olan özlem var. Eskiyi anlatan anılar var. Şimdiki neslin bilmediği, duyunca inanamadığı, onların gözüyle masallaşan yaşama şekilleri var.
Eskiyi anlatırken anlamsızca dinleyen  yeni nesile, İnekle, tosunun-aygırla, kısrağın-Koyunla, Koçun-horozla, tavuğun farkını anlatmak zorundasınız. Tosuna erkek inek, aygıra erkek at, koça erkek koyun, horoza da erkek tavuk der hale geldik.

1960 ihtilali sonrası, önceleri pek yaygın olmayan, özellikle Peru, Arjantin, Hindistanda yaygın olan Küba’da Castro zamanına kadar, devlet tarafından organizesi yapılan horoz dövüşleri, tüm Türkiye’de olduğu gibi Ordu’da da sevilmeye  ve yaygınlaşmaya başladı. Öyle ki ilçeler arası turnuvalar, iller arası horoz festivalleri düzenlenir oldu.

Dövüşkenliği ile bilinen kavgacı hint horozlarının saatlerce süren ölümüne dövüşleri, ilgi ile izlenmeye, dövüş öncesi ve dövüş sırasında da izleyenlerin heyecana kapılıp taraf tutması ile bahislerin açılmasıyla yeni bir sektör yaratılmış oldu.

Ordu’da önceleri bir elin parmakları kadar az insanın, bahçe aralarında, harmanlarda gizli kaçamak yaptırdığı, daha sonra sayıları hızla artan meraklılar sayesinde, heyecanlı, sevilen bir bahis ortamı yarattıran horoz dövüşlerinin Ordu’da ilk mekanı, Şarkiye mahallesindeki bizim kahvemiz olmuştu.

Her köşesinde içinde horozların ötüp meydan okuduğu kafesler bulunan, geniş bir salon, ortasında altı hasırla kaplı, etrafı branda ile çevrili, 6 metre çaplı bir dairelik dövüş alanı, içinde ölümüne dövüşen alı, çalı, karası, beyazı ile dövüşken kısa ibikli iki hint horozu ve etrafında meraklı heyecanlı taraftarlar. Ring kenarında elinde kağıt kalemiyle bahisleri yazan Tabelacı Faruk abi, yanında Kado Hamdi, Mollaömero Durmuş, Mustafa amcam, Şifo Hakkı, Alucralı Muhittin, kardeşi Rasim, elbiseci Şeref, Polis Ali, Fırıncı Enis, Bacıno Muzaffer, Sıhhıye Mustafa, Nafa Ahmet, Koyuno Haki, Keçiköylü Mahmut Ali, Av. Nevzat, Koyuno Cafer, Alucralı İsmail, Boksör Mustafa ve nice meraklı insanlar…

Ortaokul yıllarımda boş zaman yaratıp hep amcamın yanına gelir çay servisine yardım etmek bahanesiyle bu dövüşleri izlerdim. Bahisleşmeler çok renkli geçerdi. Aklımda kaldığı şekli ile Mollaömero Durmuş amca yüksek sesle horozunu met eder meydan okur ortamı daha heyecanlı duruma getirirken, Fırıncı Laz Enis abi sevimli şivesi ile horozu küçümseyici ifadelerle rakip tarafa moral verirdi. Mustafa amcam bahisi Alucralı Muhittin’e verir kendi ismini söyletmeden yandan zevk yapanlardandı. Kado Hamdi dayım sinirli yapısını belli etmeden  daima altın dişlerini göstererek tebessüm ederdi. Bir seferinde, daha önceden üç dövüş kazanmış şampiyon bir horoz olan killingin dövüş sırasında gagası çıkmıştı. Kural gereği, Gagası çıkan horozun düşen gagası aranıp bulunur, su molasında tekrar ağzına yerleştirmeye çalışılır, daha sonra o horoz artık emekliye ayrılırdı. Killing o vaziyette gagası ile tutamadan açık tokat darbeleriyle Fatsalı lakaplı meşhur bir horozu yenmiş sahada kaçamadan yere yığılan gözleri görmez durumdaki horozu da dövüştüren sahipleri yarı kayıba sahadan çekmişlerdi. Şampiyon  Killing gagası çıkık vaziyette dövüşü kazanmıştı, ama artık dövüşemeyecekti, kanat çırpıp ringte galibiyetini kutluyordu. Mustafa amcam şampiyonu  iyileştirmem ve yavru almam için bana vermişti. Böylece killingli günlerim başlamış bende küçük çaplı bir horoz sever olmuştum.

Ordu’da horozculukta akla gelen ilk isimlerden biri olan herkes tarafından sevilen, Mesleğinde başarılı, Ordu’nun ilk tabelacılarından Faruk Güner abi ile eskileri andık;
“Horozculuk bir tutkudur. Vaz geçilmez bir sevdadır. Dövüşleri yaptırılan horozlar özel hayvanlardır. Dünyada değişik onlarca  horoz cinsleri var. Ama dövüştürülen sadece Hint horozu diye adlandırdığımız, dövüşmek için yaradılmış bu cinslerdir” diye başladı.
Faruk abiye sahip olduğu ilk horozu  ve ordunun eski horozcularını sordum. Sigara tiryakisi olan Faruk abi sıgarasından derin bir nefes çekip dumanını havaya üfleyip dumana doğru bakarak gözlerini kıstı. Sanki dumanın içinde birşeyler görüyor, birilerine bakıyordu. Bir an sessizlik oldu. Sandalyesinden ayağa kalktı, yan odadan elinde bir fotoğrafla geldi. Fotoğrafta  ağzında sigara, elinde bir horozla Faruk abinin delikanlılık yıllarından bir görüntü vardı. Sonra başladı anlatmaya;

“İlk horozumu gürcülük, Türklük çatışması ile cezaevinde isyan çıkartılıp öldürülen Niniza Hamdi Abiden almıştım. O biliçle 1963 yılında Trabzon’daki festivalde birincilik almıştım. O piliçi Trabzonlulara  5000 liraya sattım. O yıllarda iyi bir inek 1000 TL idi. Kazalar arası, iller arası maçlar yapılırdı. Ne horozlar, ne insanlar gelip geçti. İlk horozculuğu yapanlar arasında Dr. Mehdi Sili, Laz Miraç Abi, Şair Muhittin Savaşkan, Terzi Kadir’in babası Kara Sali, Niniza Hamdi, İhsan Şan, Şifo Hakkı, Gado Hamdi, Mollamaro Durmuş Yeşiltepe, Av. Nevzat Çelik, Gallenco Mustafa, Alucralı Muhittin Kılıçtaç, Elbiseci Şeref Alpagut, Polis Ali Karadağ, Fırıncı Enis Altay, Sıhhiye Mustafa Ekici, Nafacı Ahmet Ekici, Haki Koyun, Keçiköylü Mahmut Ali Gürsoy, Keçiköylü Küçük Ali Genç, Boksör Mustafa Genç, Kara Mustafa Köleoğlu, Alucralı İsmail, Öceli’den Yüncü İsmail, Alucralı Rasim, Mehmet Koyun, Cafer Koyun, Kara Mehmet Kalyonco, Horoz Corc lakaplı Cengiz Yılmaz, Meletli Yılmaz, Tirebolulu Ahmet Hoca, halen horozculuk yapan Kemal Tilki ve ismini şuan hatırlayamadığım yüzlerce arkadaş birbirimizi kırmadan belli kurallar içinde yıllarca horozculuk yaptık. Unutulmaz güzel anılarla dolu günlerdi.”

Sigarasını bitirmiş yeni bir sigara takmıştı. Nedir horozculuğun kuralları? Bir horoz ne zaman dövüşe hazır olur? İnsanların boks yapmasındaki gibi hakemler, saat, masör var mı? diye sorular sorup detaylı anlatmasını istedim, Faruk ağbi de devam etti;

“İnsanların boks maçlarından pek farkı yok, hemen hemen ayni. Orda döğüşen insan, burda dövüşen horoz. İkisinde de belli ölçülerdeki ringlerde belli kurallarla yapılan müsabakalarla dövüşülüyor. Horoz yaşına gelip fiziki gelişimini tamamlayıp erkekliğini ilan edince kampa alınır, haftalık periyodlarla  onbeş dakikalık, yarım saatlik antrenman müsabakaları yaptırılır. Hazır olduğuna kanaat getirilince müsabakaya çıkartılır. Eskiden kilosuna uygun dövüşler yapılırdı. Horoz dövüşünde kilo, boksta siklet deniyor. Bir saatlik dövüşler yapılır, boksta olduğu gibi onbeşer dakikada bir beş dakikalık su saati molası yaptırılır, bu molada horozun serinlemesi ve boğaz temizliği yapılır. Bir kanat tüyü ağzından sokulup boğazının temizlenmesi yapılır, koltuk altlarına ıslak bez konur. Bir saat boyunca eğer horozlardan biri dövüşü bırakıp kaçmazsa üç su molası yapılır. Bir horozun dövüşü kazanması için birinden birinin kaçması veya birinin tokat atamaz duruma gelmesi gerekir ki; biz buna kırığa düşme deriz. Yani sahadan kaçmadan kalması halinde dövüş iki tarafında rızası alınarak sona erdirilir. Dövüş öncesinde ve dövüş sırasında bahisler bir yazıcı tarafından yazılır. Horozcular arasında hiyerarşi çok önemlidir. Anlaşmazlık halinde en yaşlı horozcu olaya el koyar.”

-Peki, iyi horoz nasıl olmalı Faruk Abi?
“Horozculukta ırk çok önemlidir. Büyüklerimizden öğrendiğimiz kadarıyla horozculukta ayni karından, bacı kardeşten yavru alınmaz. İyi bir horoz; Kısa sesli, ince uzun boylu, kısa ibikli, tercihen vişne çürüğü, al veya çal dediğimiz çıpırlak renkte olmalı. Kilosu da üç kiloyu geçmemeli.”

Şimdi Ordu’da sadece meraklıları tarafından yetiştiriciliği yapılan Hint Horozlarını dövüştürmek, dövüş düzenlemek, dövüşlere seyirci olarakda olsa katılmak; 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ile yasaklanmış. Buna rağmen halen yaptıranlar hakkında bu kanuna muhalefetten 500 lira ile asgari ücretin  dört katına kadar ceza kesilebiliniyor.
Faruk Abinin dediği şekliyle; “Dövüşmek için yaratılmış hint horozlarının iyisi  15-20 bin liradan alıcı buluyor. Halen Hint horozu besleyen çocukluk arkadaşım Kemal’e bir seferinde; “Kemal horoz dövüştürmek yasak sakın şeytana uyma!” demiştim.
Kemal’in cevabı ibretlikti;
“Kırmızıda geçmekte YASAK…”

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort gaziantep escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir antalya escort