ordu-logo
Son Dakika
19 Ocak 2017 Perşembe

“Raf eczacısı olduk…”

16 Mayıs 2015 Cumartesi, 10:44

Ülkemizde her yıl akademik eczacılık tarihinin başladığı 14 Mayıs’ta kutlanan Eczacılık Günü’nde Ordu’nun en eski eczacısı İtimat Eczanesi sahibi Ardem Toraman’ın kapısını çaldık. Kendisini bulamadık ama ilimizin yine bir sağlık elçisi, ağabeyi Dr. Dikran Toraman ile eczacılığın daha geniş anlatma sağlık sektörünün geldiği noktayı konuştu.
Toraman ailesi içimizden biri olmuş Ermeni yurttaşlarımızdan. İç Hastalıkları Uzmanı Dikran Toraman’ın hemen hemen doktoru olmadığı aile yoktur ilimizde. İlerlemiş yaşına rağmen hala bir çok yaşlı kişi hastalığıyla ilgili O’na danışır, O’nun önerilerini dinler.

g “Hatıralarımızı
bırakamadık”
– Bütün aile büyüklerimiz sizden bahseder. Bütün akrabalarınız özellikle İstanbul’a yerleşirken siz neden Ordu’da kalmayı tercih ettiniz?
Dr. Dikran Toraman; “Eğitim için Ordu’dan ayrıldık sadece. Kız Kardeşim Ardem Toraman 1964 yılında İstanbul Eczacılık Fakültesinden mezun oldu, bende askerliğimi yaptım ve beraber Ordu’ya geri döndük. Ben dahiliye uzmanı olarak özel bir muayenehane açtım, o da eczane açtı. Biz Ordu’yu çok sevdiğimiz için ayrılmadık. Eşim dostum arkadaşlarım hep burada. Hatıralarım burada neden bırakıp gideyim ki. İstanbul’da ne var.”

g “Kalem gitti,
bilgisayar geldi”
– 51 yıl önce döndünüz ve eczaneyi açtınız. O zamanlar kaç eczane vardı?
Dr. Dikran Toraman; “1964 Yılında 5. eczane olarak açmıştık. Gayet güzel bir arkadaşlık vardı. Şimdi kimse kimseyi tanımıyor. 80’in üzerinde eczane oldu. Yerlerini bile aklında tutamıyorsun. Nüfusta çoğaldı. Biz eskiden kalemle çalışıyorduk. Şimdi bilgisayar kullanılıyor. Bunlarda değişecek seneye. Eczacılıkta her şeyden evvel para lazım. İlaçlar zaman zaman ‘yok’a giriyor, hasta mağdur oluyor, sen mağdur oluyorsun. Veremezsen ilacını üzülüyorsun.”
– Peki o zamanlar ulaşım dahil her şey zordu. Doktorluğu, eczacılığı nasıl yapıyordunuz?
Dr. Dikran Toraman; “O zamanlar, Ordu çok güzel bir kentti. Herkes birbirini tanır hürmet ederdi, şimdi böyle değil. Yıllar sonra şehir büyüdü. Yaşam kültürü değişti. 65’li yıllarda geldiğimizde yollar yapılmış olmadığı için jeeplerle hastaların ayağına gidiyorduk. Köylerden hastaları buraya getirmek zordu. Ben aşağı yukarı her köye gitmişimdir. 1980 yılından sonra babam vefat edince Sırrı Paşa Caddesine geldik.

g “Eskiden ilacı
biz yapıyorduk”
Eczacılık artık eski itibarını ve cazibesini kaybetti. Doktorluk iyi ama bu işi severek yaparsan iyi. Üniversiteye giriş puanlarla oluyor. Kabiliyetine göre değil. El becerisi olmayan, kimyayı sevmeyen birisi bu işi yapamaz.
Şimdi raf eczacılığı yapılıyor. Her şey hazır. Eskiden arkada yapılıyordu. Şuruplar, tozlar hep elde yapılıyordu. Bir eser meydana getirip veriyordun hastaya. Şimdi bir şey yapmıyorsun, raftan alıp veriyorsun. Şimdi sadece eczacılar vasıta görevi yapıyoruz.”
– Şimdi bir anlamda çok kolay oldu eczacılık. Çünkü deyim yerindeyse eczacılığı yapmıyor, ilaç şirketlerine aracılık yapıyorsunuz gibi. Bu alandaki eğitimin geldiği nokta nasıl, sizin döneme göre?
Dr. Dikran Toraman; “Ben Ordu lisesi mezunuyum. Lisede fen ve edebiyat vardı. Aldığın derecelere göre üniversiteye giriyordun. Biz, 1 kız 10 erkek öğrenciydik fen bölümünde. Yaz tatilini geçirirken sınav uygulamasının başlatıldığını duyduk. 2 gün sınava girerek kazandık. O günlerde eğitim tabii çok daha iyiydi.”

g Orduspor’un
vefasızlığı
– Siz uzun yıllar Orduspor’da da doktor olarak görev yaptınız. Büyük emekleriniz var. O dönemle ilgili ne gibi anılarınız var?
Dr. Dikran Toraman; “Ben Orduspor’da 25 yıl saha doktorluğu yaptım. Kulüp açıldığında İbrahim Ağabey (merhum İbrahim Köksal) bana bir mektup yazdı ve ‘doktorluğumuzu kabul eder misin?’ dedi. Düşünmeden kabul ettim. 25 sene saha doktorluğu yaptım, maaşımı da kulübe bağışladım. Ayrılırken bunun karşılığında bir teşekkür bile etmediler. Buna üzülüyorum.
1992’de annem ölmüştü. Bir Pazar günü defin işlerini yapıyoruz. Orduspor yazılı bir çelenk geldi. Sevindim ve dedim ki nasıl oldu da beni hatırladılar. Getiren çocuk dedi ki; ‘Ordusporun aşçısı varmış burada. O ölmüş onun evi nerede’ dedi. Çiçek oraya gitti ben arkasından baka kaldım. İşte o gün bir kez daha yıkıldım. Bu acı hatırayı hiç unutmadım, unutamam da.”

Röportaj : Adnan Alparslan (Ordu Hayat)

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort gaziantep escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir antalya escort