ordu-logo
Son Dakika
16 Ocak 2017 Pazartesi

Vatan hainleri (!) konuştu…

30 Nisan 2015 Perşembe, 13:04

Çernobil faciasının olduğu tarihte halkı uyardığı için dönemin Ordu Valisi Necati Çetinkaya’nın “vatan haini” dediği gazeteciler o günleri anlattı.

Tarih, 26 Nisan 1986. 29 yıl önce Ukrayna’nın Kieviline bağlı Çernobil kentinde 20. yüzyılın en büyük nükleer kazasının yaşandığı o gün Karadeniz Bölgesi’nde de büyük bir panik ve endişe yaşanıyordu. Bir tarafta felaketin boyutlarını anlatanlar, diğer tarafta ise Çernobil’i saklamak için büyük bir çaba harcayan Türkiye Cumhuriyeti’nin o günkü yönetimi.
Bugünkü deyimle ‘bir kısım medya’ hükümet desteğiyle Çernobil faciasının boyutlarını ve olabilecekleri gizlerken, ‘bir kısım medya’ ise her türlü baskı ve zorlamaya karşın halkı aydınlatma ve uyarma görevini sürdürüyordu. Ordu’da o günün TRT Muhabiri Ahmet Gürpınar ile Cumhuriyet Gazetesi’nin Bölge Müdürü Cemil Ciğerim de Valilerin, bakanların, hatta başbakanın sakladığı Çernobil gerçeğini haber yaptıkları için şimşekleri üzerlerine çekmişlerdi.

“Kıyamet kopuyor”
Gazeteci Ahmet Gürpınar, Dünya Çernobil faciası ile yatıp kalkarken hem TRT hem de Cumhuriyet muhabiri olarak Ordu’da fındıkçılarla ve bazı bilim adamları ile konuşarak radyasyonun etkilerini araştırdığını ve haberleştirdiğini söylüyor ve anlatıyor;
“İyi hatırlıyorum; rahmetli Mehmet Ali Aydın başta olmak üzere birçok fındıkçıyla konuştum. Kimi ‘buraya kadar etkisi ulaşmaz’ dedi. Kimi ‘fındığın kabuğu var, içine girmez’, kimisi de ‘bu radyasyon, demir kafesin içine bile girer’ dedi.
Haberlerim ‘fındıkta da radyasyon var’ diye TRT ve Cumhuriyet Gazetesi’nde çıkınca deyim yerindeyse kıyamet koptu.”

Bakandan fırça
Çernobil faciası ile fındığa da radyasyon bulaştığı yönündeki haberlerin kaynağı Ordu ili olunca söylenene göre dönemin Ordu Valisi Necati Çetinkaya başta dönemin Sanayi Bakanı Cahit Aral’dan “bu nasıl iş. Niye hakı aydınlatmıyorsunuz? Ta Ukrayna’dan radyasyon gelir de fındığa bulaşır mı?” diye fırça yer.
Ahmet Gürpınar sonrasını da şöyle anlatıyor;

“Vatan haini bunlar!”
“Bunun üzerine Vali Çetinkaya hemen muhtarları ve imamları çağırarak bir toplantı yapar. ‘Siz bakmayın böyle haberlere. İtibar etmeyin bunlara.’ Der. Bu haberleri yapan bizleri kastederek konuşmasını sürdüren Vali Necati Çetinkaya, ‘bu haberleri büyük gazetelere, TRT’ye kadar taşıyanlar vatan haini’ diyerek bitirir konuşmasını. Biz bunları daha sonra bazı arkadaşımız olan muhtar ve imamlardan duyduk.”

“Vatan haini kim?”
Radyasyon haberleri bir biri ardına TRT, Cumhuriyet Gazetesi ve yerelde de Bizim Ordu Gazetesi’nde çıkmaya devam eder. Valinin muhtarlarla ve imamlarla yaptığı toplantıda isim vermeden ‘vatan haini’ ilan ettiği gazeteciler Cemil Ciğerim, Ahmet Gürpınar ve Erdoğan Erişen’dir.
Toplantının hemen ardından Bizim Ordu Gazetesi’nin manşeti Erdoğan Erişen imzası ile; “Vatan haini kim?” başlığı ile çıkar ve haber; “Dünyanın bir çok ülkesinde hükümet yetkilileri Çernobil konusunda halkı uyararak bir süre için tarımsal ve hayvansal ürün tüketmemelerini isterken, Türkiye’de ise hükümet yetkilileri halktan saklıyor. Halkı uyaran gazeteciler ise vatan haini ilan ediliyor. Vatan haini halkı uyaran mı, yoksa halktan gerçeği saklayanlar mı?” diye devam eder.

OHAL Valisi
Ordu mahreşli Çernobil haberleri iyiden iyiye canını sıkan Ordu Valisi Necati Çetinkaya yukarıdan fırça yedikçe Ordu’da devam eden Olağanüstü Hal (OHAL) durumunu ve OHAL Valisi olma yetkisiyle tehdit ve şikayetle haberleri engellemek istese de başarılı olamaz. Artık haberler dalga dalga diğer gazetelere yayılmaya başlamıştır bile. OHAL Valisinin “bunları sürmek lazım” dediği gazeteci sayısı sürekli artmaktaydı.

TRT’ye şikayet
Vali Necati Çetinkaya bu arada TRT bölge Müdürünü de arar, Ahmet Gürpınar’ı şikayet eder. Dönemin TRT Bölge Müdürünün tepkisi sert olur. Vali Çetinkaya’ya; “Biz her haberden memnun olmayan Valinin şikayeti ile muhabir değiştirsek muhabir bulamayız. Hem biz muhabirimize güveniyoruz. Haberlerin doğruluğundan da kuşkumuz yok. Ama siz yalan diyorsunuz dava açarsınız, biz de avukat gönderir muhabirimizi savunuruz.” Der.

”Bunlar dinsizdir!”
Bu kez sahneye dönemin Sanayi Bakanı Cahit Aral çıkar. Bakan Aral önce radyasyon haberi yapanları ve demeç verenleri “dinsizlikle” suçlar. “Radyasyon konusunda yetkili benim. Radyasyon konusunda enden başka kimse konuşamaz” diyerek; “Türkiye’de radyasyon var diyenler dinsizdir” der, demecinde.

Çaydakini de onlar çıkardı
Dönemin Valisinin ‘vatan haini’ , Sanayi Bakanının da ‘dinsiz’ dediği gazetecilerin radyasyonla ilgili haberlerinin doğruluğu yurtdışına ihraç edilen fındıklardaki radyasyon oranının sınırın iki katına ulaştığı görülünce geri gönderilmesi ardından da başta en büyük fındık alıcısı Almanya olmak üzere AET ülkelerinin Türkiye’den fındık alımını durdurmaları ile anlaşıldı.
Yetmedi çayda da radyasyon olduğu yönündeki haberler de yine Ordu’dan bu gazetecilerin imzasıyla çıkmıştı. Sonrasında hatırlanacaktır; radyasyonlu çaylar ve fındıklar depolara doldurulmuş imhayı bekliyordu.
Gömmediler, yaktılar!
Nitekim 1987 yılı Ağustos ayında hem fındık hem de çaydaki radyasyon oranını tespit etmek üzere Karadeniz Bölgesi’ne gelen Batı Berlin Senatosu Radyaoktivite Ölçüm Merkezi’nde görevli Nükleer Fizikçi Dr. Kari Heiorich Steinmetz Türkiye’deki ilk açıklamasını Karadeniz’de beraber yolculuk yaptığı Ahmet Gürpınar ve Cemil Ciğerim’e veriyordu. Dr. Steinmetz, Ciğerim ve Gürpınar’a yaptığı açıklamada o günlerde imha edilmesine karar verilen 40 bin ton radyasyonlu çaya dikkat çekiyor ve şöyle diyordu:
“Yakılan çaylardaki radyasyon havaya dağılır. Bu çaylar kullanılmayan maden ocaklarına gömülmeli, suya karışmamasına da dikkat edilmeli.”

Etkisi hala sürüyor
Çernoil faciasının üzerinden tam 29 yıl geçti. Tehlikesi ile hala devam ediyor. İşte o gün bunları inkar eden devlet yetkilileri, bugünse devlet kayıtlarındaki Çernobil’in Türkiye’deki etkilerini gösteren rakamlar;
– Türkiye’de de Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları ve Pediatri Ana Bilim Dalları’nda yapılan çalışmaya göre lösemi vakaları, 1986 öncesi %0,7’den, 1986 sonrası %2’ye çıktı.
– Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı’nın verilerine göre Türkiye’de 1984 yılında yüz binde 19,2 olan kanser vakaları, 96 yılında yüz binde 63,46 olarak bildirildi.
– 4 Mayıs günü Kapıkule-Edirne yolunda İstanbul’da havadaki radyasyonun tam 1000 katı olan ve Çernobil nedenli Türkiye’de ölçülen en yüksek değer olarak tarihe geçen, 16 miliröntgen/saat değeri ölçüldü.
– Kazadan 5 gün sonra Akçakoca’da havadaki radyasyonun gittikçe arttığı fark edildi. Karasu Bölgesi’nde o bölgenin doğal radyasyon düzeyinin 20 katı fazla olan 150 mikroröntgen/saat düzeyinde ölçüm yapıldı.

Adnan Alparslan/Gözde Özgür/Yılmaz Ülgü (Özel haber)

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
gaziantep escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri escort ataşehir antalya escort