Bir bayramı daha geride bırakmanın
burukluğu ile yeniden hayatın gerçeklerine merhaba diyoruz. Her bayramda olduğu
gibi bu bayram da milletin zevkine limon sıkmak için sıra bekleyenler
muratlarına erdiler.
Danıştay denilen yargı kurumunun 8.
dairesi aynı şartlarda anı sorulara muhatap olan öğrencilerin aynı sorulardan
aynı puanı almalarını eşitliğe aykırı bularak YÖK’ün aldığı katsayı eşitliği
kararını eşitliğe aykırı bularak iptal etti.
Eşitliği eşitliğe aykırı buldu. Böylece
İmam Hatiplilere olan kin ve nefretleri insanların gözünü kör edince normal
lisenin sözel alanından mezun olup ta mühendisliği tercih edecek öğrencinin de
önüne set çekmiş oldu.
İmam hatip Lisesine giden kızım lise
birinci sınıftan ikinci sınıfa geçince, ikinci sınıfta Milli Güvenlik dersinde
baş açma zorunluluğu olduğunu görünce ikinci sınıftan okulu terk ederek açık
liseden İmam hatip diploması almak zorunda kalmış. Katsayı engeli ve başörtüsü
nedeniyle üniversite imtihanına girememişti.
Çok zeki ve yetenekli olmasına
rağmen Açık Öğretim iki yıllık İlahiyat Ön Lisansa girmek zorunda kalmıştı.
Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi Kanunu iptal ederek başörtülü okumasını
engellemişti, Danıştay katsayı eşitliğini iptal ederek istediği alanda okumasını
engelledi.
Bu yüzden davacıyım hâkim bey kimden diye
sorarsanız hukuk adına bu hukuksuzluğu yaratanlardan hâkim bey. Bu nasıl
hukuktur ki; daha önce bu konuda YÖK yetkilidir diyen sizler şimdi yetkili
biziz diyebiliyorsunuz.
Yoksa marabaların çocukları sizin
çocuklarınızın okudukları okullara girer de sizin çocuklarınızın yerine görev
alırlar mı diye çekiniyorsunuz. Ama unutmayın “Mahkeme kadıya mülk değil” diyen
atalarımızın bir bildiği var herhalde. Oralar sizden öncekilere kalmadığı gibi
sizlere de kalmaz. Bir gün aynı kanunlarla bir başkası sizin eşitsizlik diye
engellediğiniz eşitliği eşitlik haline dönüştürür inşallah.
Sizlerde benim gibi çocukları yüzünden
mağdur olan milyonlarca anne ve babanın ahıyla kalırsınız. Bizim tattığımız
acıyı misliyle tadarsınız.
*****
Gündeme oturan bir başka olay Dubai’de ki
iflas olayıydı. Dubai şeyhinin sahibi olduğu her alanda faaliyet gösteren
şirketin 60 milyar dolar borçlanması ve borcunu ödeyemeyecek durumda olması.
Birden bire dünyanın midesine oturdu. Parası olup ta oradaki zevke, ihtişamdan
pay almak için yatıranlar birden bire bu olay karşısında morardıkları görüldü.
Keşke hep ülke olarak yerin dibine batsaydılar.
Dünyanın dört bir tarafında Müslümanlar açlık, fakirlik ve zulüm altında inim
inim inlerken o beyler dünyanın en lüks otelini, dünyanın en yüksek binasını,
dünyanın ilk yapay adasını yapmakla meşgullerdi.
Millet yemeye ekmek, içmeye su bulamazken
onlar dolarla top oynuyorlardı. Müslüman ülkesinde zevk, sefa ve gayri İslami
yaşantı ayyuka çıkmıştı. Parasının ve servetinin hesabi yapılamıyordu şeyh
efendilerin. Ne oldu?
Paralar İngiliz Bankalarında, İsviçre
Bankalarında, köşkler ve saraylar Amerika’da, İngiltere’de idi. Kazandıklarının
bir kendilerine birde gayri Müslimlere faydası vardı. Ağalar gibi yaşıyor diğer
ülkelerden gelen fakir insanları da marabalar gibi adi işlerde boğaz tokluğuna
çalıştırıyorlardı. Para getiren işlerde de ecnebileri çalıştırıyorlardı.
Atalarımız boşuna dememiş “ Alma mazlumun
ahını, çıkar aheste aheste” diye. İşte böyle çıkıyor mazlum Müslümanların ahı.
Bundan sonra kazandıklarını harcarken daha dikkatli olurlar inşallah. Fakir
fukarayı, garip gurabayı gözetirler. Dünyanın fani, ukbanın baki olduğunu
hatırlarlar.
****
Bayramda kurban keserken kurban olanları
da unutmamak lazım galiba. Her sene bildik manzaralar bu bayramda da aynen yaşandı.
Demek ki insanoğlu geçmiş hatalarından ders almayı bir türlü beceremiyor.
Hayvanı kurban ederken eziyet edenler, kurban keserken kendi uzuvlarını
kesenler, hayvanı kaçırıp şehirlerde kovalamaca oynarken trafiği alt üst
edenler yine sahne aldılar.
Mübarekler kurbanı bile
eziyete dönüştürmeyi başarıyorlar. Hem kendilerine, hem de hayvanlara zulüm
ediyorlar. Bırakın her işi ehli olan yapsın sizde el âleme rezil olmayın. Aynı
zamanda İslam ve kurban düşmanlarına malzeme olmayın. Değil mi?