|
|
|
|
|
|
|
|
KÜLTÜREL BOZULMA |
|
|
|
Tarih : 23.12.2009 - 15:28:04 |
|
| KÜLTÜREL BOZULMA |
|
| |
Bir milleti millet yapan en önemli özelliklerinden biri de kendine has kültürdür. Ondan ne kadar uzaklaşırsanız benliğinizden de o kadar uzaklaşırsınız. Bizde olduğu gibi. Aralık aynın ikinci yarısında bu yıl bizim için oldukça önemli sayılan günler yer alıyordu. Fakat ne yazık ki bu günler gelip geçiyor ve toplumumuzun önemli bir kesiminin haberi bile olmuyor. Zaman zaman derslerimde takvim yapraklarında var olan ama kültürel yozlaşma nedeniyle hayatımızda yeri pek olmayan günlerle ilgili olarak derslerde öğrencilerime sorular yönelttiğimde, öğrencilerimin büyük bir çoğunluğunun bu konulardan haberi olmadığını üzülerek müşahede ediyorum. Mesela 17 Aralık günü kutladığımız hicri yılbaşının toplumumuzun büyük kesiminde bir anlam ifade etmemesi ne garip değil mi? Kendi dini ve milli bir gününden haberi olmayan bir toplum. Üstelikte dini günlerini ve bayramlarını hala o takvime göre kutluyorken. Aynı insanlara bizim kültürümüzle bir alakası olmayan ve 1926 yılında hayatımıza giren miladi yılbaşını sorsak kahir ekseriyetle bilir. Hatta o gece büyük çoğunluğumuz eğlence duvarını zorlar, alkol duvarını yıkarız. Kendi kültür ve medeniyetine ait bir geceden haberin olmasın, ama batı kültürünün hayatımıza soktuğu yılbaşını çılgınca kutla. Üstelik Hıristiyanlarca İsa Peygamberin doğum günü olarak ta kabul edilen bir günde böyle bir kutlama. Ayrıca geçtiğimiz hafta Mevlana'nın ölümü nedeniyle Mevlana haftası olarak kutlandı. Nerede? Konya'da "Şeb-i Aruz törenleri ile. Ayrıca okullarımızda cılız bir iki konuşma ile. Halbuki "sevgi ve hoşgörünün" en büyük temsilcisi olan ve mesnevi gibi bir nevi Kuran'ın tefsiri olan eserin müellifi olan Mevlana böyle mi anılmalıydı. Gençlerimizin çoğunun zaten Mevlana ve öğretilerinden bir haber. Mesneviden bir bölüm okumamış. Ama aynı gençlik ne kadar yabancı sanatçı ve artist varsa adlarını ezbere biliyor. Türk halk müziği yada sanat müziğinden bir parçayı bilmediği halde yabancı pek çok parçayı ezbere söylüyor. Ne kadar garip değil mi? Önümüzdeki Cumartesi günü de herhalde biliyoruzdur ama ben bir kez daha hatırlatayım "AŞURE GÜNÜ". Günün anlamını sorduğumda bazı öğrencilerimin çat pat bir şey söylemeleri beni biraz olsun umutlandırdı. En azından günü hatırladılar dedim. Sevgili anne ve babalar, kıymetli öğretmenlerim çocuklarımızın kendi kültürlerini öğrenmeleri konusunda onlara yardımcı olalım. Bu özel günleri evimizde yaşayalım ve yaşatalım. Çocuklarımızın böyle günleri daima hatırlamaları konusunda özel şeyler yapalım. Okullarımızda yılbaşı yaklaştığında sınıf içinde hediye çekilişi yaptıklarını biliyor muyuz? Hediyeleşmek Peygamberimizin sünnetlerinden ama niçin yılbaşında olsun. Niçin Hıristiyanların kutsal bir gününde olsun. Bizim günlerimize kıran mı girdi? Hem ben sormak isterim batılılar bizim Ramazan, Kurban yada diğer bayramlarımızı kutluyor mu ki biz onların yılbaşında onlara eşlik edelim. Bu nedenle taklit eden değil edilen olalım. Zaten hiç taklit aslının yerine geçmez. Batılılaşmak uğruna bize ait değerleri dışlayıp onlarınkini alsak bile onlar gibi olmamız onlarında bizi kendilerinden kabul etmeleri mümkün değil. O zaman bizi özümüze dönelim ve bize ait örf, adet, gelenek ve göreneklerimizi yaşatalım. Zaten ancak farkımızı ve farklı olduğumuzu ortaya koyabiliriz ve eminim ki bu nedenle onlarda bize saygı duyacaktır. Yoksa Afrikalı bir kabile reisinin dediği duruma düşmemiz işten bile değildir. Afrikalı reis ne diyor: "Batılılar ülkemize geldiklerinde onların ellerinde İncil, bizim elimizde topraklarımız vardı. Onlar bize gözümüz kapalı ibadet etmemizi öğrettiler. Gözümüzü açtığımızda bizim elimizde İncil,onların ellerinde bizim topraklarımız vardı" Bu duruma düşmemek için kendimiz olmaya çalışmalıyız. Yazımızı Mevlana'dan birkaç sözle noktalayalım; "Bilgi sınırı olmayan bir denizdir. Bilgi dileyen ise denizlere dalan bir dalgıçtır." "İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsan diye bu âlem yok değildir." "A kardeş keskin kılıcın üzerine atılmadasın, tövbe ve kulluk kalkanını almadan gitme." Taklit eden değil taklit edilen olmak dileğiyle…
|
|
 |
89 Kişi
Tarafından Okundu. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kayıtlı Yorum Bulunmuyor. |
|
|
Bu Yazara Ait Diğer Yazılar |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
Duyuru |
 |
|
Henüz Duyuru Eklenmemiş |
 |
|
|
|
 |
Ziyaretçi İstatistikleri |
 |
|
|
|
|
|
Online |
: |
1 |
|
Bugün |
: |
91 |
|
Dün |
: |
487 |
|
Toplam |
: |
64383 |
|
Ip No |
: |
38.107.191.101 |
|
|
|
|
|
 |
|
 |
|