“ Günün sözü :
İhtiras uçar , zevk koşar , akıl ise yürür . O sebeple de her zaman geç
gelmesinde şaşılacak bir şey yoktur . ( Albert Samin ) “
İYİ
SEYİRLER !
Kolaydır birbirimizi
suçlamak , Oluşan suçun arkasındaki sebepleri ortaya çıkarmaya talip olmak önce
cesaret , sonra emek ister . Süreklilik ister , kararlılık ister . Bunlar
da zor gelen şeylerdir nefsimize . Her gün yüzlerce suçlu üreten bir sistemde
oldukça kolay ve yaygındır üstelik bu davranış şekli . Kimsenin birbirini
anlamak gibi bir derdi olmaz bu alışılagelmişlik içerisinde çoğu zaman . Suçu
daima “öteki” ne yükleriz .
Halbuki bütün
dertleri başımıza da bu tavrımız sarar . “Kul hakkı ile huzuruma gelme”
mesajını sebepleri ve sonuçları ile algılayabilseydik eğer bugün bambaşka şeylerden
söz ediyor olabilirdik . Bizi biz yapan değerler her dönem vakumlandı durdu
içeriden ve dışarıdan . Ki bizim Türk ve İslam kültür zenginliğimiz yeterdi
bize . Mevlana , Yunus Emre , Abdulkadir Geylani gibi tasavvuf büyüklerimiz ,
kanaat önderlerimiz vardı bizim . Hepsini çaldılar bizden ve ortaya
insanı sevmeyen , saymayan , hakkını hukukunu gözetmeyen , her sahada birbirini
ötekileştiren bir kayıp nesil çıkarttılar . Dedelerimizden babalarımıza ,
bize ve bizden de çocuklarımıza doğru her şeyi azaltarak , tüketerek
torunlarımızın çağına sarkıyoruz yavaş yavaş . Susturulan iç dinamiklerimize
nefes vermeye , bizden çalınanları geri almaya her zamankinden daha fazla
ihtiyacımız var .
Bir tiyatro eserinin
düşündürdükleriydi yukarıda dile getirebildiğim şeyler . Bu nümayiş deryasından
ben de kendi payıma düşeni aldım kabımın genişliği kadar .
Sosyal
dejenerasyonumuzun nerede başladığına ve nerelere kadar gittiğine dikkat
çekiyor “Bir garip Oyun” . Bunu yaparken bir bireyin oluşmasında ya da
oluşamamasındaki nedenleri tespit ediyor . Sonra büyük bir cesaretle
(vicdanımızda kuracağımız mahkemede haksız çıkma ihtimalimize rağmen)
hayatımızın suçlularına bir savunma şansı daha vererek , dolayısı ile suç
şebekelerini de sonsuza kadar ortadan kaldırabilmenin yollarını gösteriyor .
Bir kez daha Or-Sev
‘in Gülçin Üstüntaş yönetiminde , yılların bilgisi , birikimi ve tecrübesiyle
Ordu tiyatrosundaki varlığını alkışladık . Bir alkış da daha önce sahne
tecrübesi olmayan gizli yetenekleri Ordu sanat camiasına kazandıranlara gelsin
.
Toplumun hemen her
sahasındaki ahlaki çöküntüyü ustaca kaleme alan Ülker Köksal ‘ ın
senaryosunu akıcı bir uslupla sahneye koyan oyuncuları kutluyorum . Ordu ‘ nun
çok değerli , tanıdık simaları ustalarına taş çıkartarak , Yelken Kulüp ‘ ün
mütevazi sahnesinde hayatın resmini çizdiler tiyatronun sihirli ve keskin dili
ile Ordulular için . Bütün oyuncuların oyuna katkısı gerçekten de görülmeye
değer . Oyunun mesajını , duygusunu , düşüncesini üstün bir performansla
seyirciye aktarabilmeyi başardılar . Belli ki bu işe yüreklerini
koymuşlar .
Bir
garip oyun içinde , bir garip oyuncu olmaktan vazgeçmenin kararını verdikten
sonra , yargısız infazlarımızla darağacına gönderdiğimiz insanları ipten
almanın en akılcı yol ve yöntemlerini görmek istiyorsanız “Bir Garip Oyun”
adlı tiyatroyu muhakkak izlemelisiniz . Her sahnesi gerçek hayattan bir
hikayeye denk düşen bu oyunda aslında ipten başkasını değil kendimizi
kurtarıyoruz .
Yüce dinimizin temel felsefesini layıkıyla bir kavrabilsek ya, işte o zaman kul hakkına saygılı olmayı, emaneti ehline vermeyi, adeletli davranmayı kendimize prensip edinip egomuzu frenlediğimizde içinde bulunduğumuz toplum da kendimiz de huzura ereriz.
Sayın Ayten Hanımefendi, her yazınızı ilgiyle takip ediyor kendimce bir şeyler kapmaya çalışıyorum.
Einize, kaleminize sağlık