Kur'ân-ı Kerîm'de, yeryüzünde ne varsa hepsinin
insan için yaratıldığı (el-Bakara 2/29), göklerde ve yerde bulunan her varlık
ve imkânın Allah'tan bir lütuf olmak üzere insanın emrine verildiği (el-Câsiye
45/13), iyi ve temiz şeylerin helâl, pis şeylerin haram kılındığı (el-Mâide
5/5; el-A`râf 7/157) bildirilir.
İslam Dininde bazı yiyecek, içecek şeyler,
yasaklamış, haram olanı, helal olanı belirlenmiştir. Bu konudaki yasakların en
başta gelen amacı, insanın beden ve ruh sağlığının korunmasıdır. Ayrıca selim
tabiatlı insanların öteden beri pis ve iğrenç bulduğu, necis olarak gördüğü
şeylerin İslâm'da haram kılındığı açıktır.
Sarhoş
edici özelliği bulunan maddelerin yenilip içilmesi de yine İslâm'ın yasakları
arasında yer alır. İslâm'ın bütün bu
yasakları, öteden beri insanların bu konudaki ortak tutum ve telakkileriyle de
uyum içindedir. Bu konuda İslâm fıkhının belki de en dikkat çekici ve ayırıcı
özelliği, avlanma, hayvanların kesimi, eti yenen ve yenmeyen kara ve su
hayvanları gibi konularda getirilen ölçü ve gruplandırmalardır.
Gıda maddelerinin isim, tür veya grup olarak
yasaklanmasına ilâve olarak, bazan da bir yiyecek aslen değil de hâricî bir
sebeple haram kılınmıştır. İslâm dini ferdi korumayı ve yüceltmeyi amaç
edindiği gibi beşerî ilişkileri düzene koymayı, âhenkli ve düzenli bir
toplumsal hayat kurmayı da amaç edindiğinden, bir şeyin yenmesinin câiz
sayılması için onun bizzat helâl olması şartının yanı sıra, şer`î yasakların ve
üçüncü şahıs haklarının ihlâl edilmemiş olması şartını da aramıştır. Faiz,
hırsızlık, hile, gasp, kumar gibi haram yollarla elde edilen malın yenmesinin
de haram görülmesi, vakıf, yetim, hazine malının veya özel mülkiyete konu olan
bir malın izinsiz tüketilmesinin ağır bir vebal ve sorumluluk doğuracağının
bildirilmesi bu anlayışın sonucudur. Hatta İslâm bilginleri kişinin haram
yoldan elde ettiği gıda ile beslenmesinin onun kişiliğini, huy ve tabiatını
olumsuz yönde etkileyeceğini, yapacağı ibadetlerin kabul edilme şansını bile
azaltacağını ifade etmişler, helâl rızık ve helâl gıda ile beslenmenin değişik
açılardan önemini vurgulamışlardır.
İslâm'ın beslenme ve yiyecekler konusundaki
sınırlama ve önerilerini bunlardan ibaret saymak yanlış olur. İslâm dini, dünya
ile ahiret, ruh ile beden, hak ile sorumluluk arasında denge getirdiği gibi
yiyecekler konusunda da dengeli beslenme ve tüketimi emretmiş, ihtiyaç fazlası
tüketimi "israf" ve ihtiyaç olmayan yönde tüketimi deharam kılmış, hem beden ve ruh sağlığını hem
toplumsal dengeyi gözetici bir dizi tavsiyede bulunmuştur. Günümüzde gelişmiş
Batı ülkelerinde aşırı beslenmenin ve israfın ciddi düzeyde sağlık ve ekonomi
problemi haline geldiği görülünce, İslâm dininin bu alandaki ilke ve
önerilerinin önemi daha iyi anlaşılmaktadır.
Bu umumi açıklamadan sonra haram yiyecekleri
teker teker ele almaya devam etmek üzere…