GÖKTEN İNEN BÜTÜN BELÂLAR SAFER AYININ SON ÇARŞAMBASINDA İNER.
Yazı
Boyutu
Tarih : 21.01.2010 - 18:04:52
GÖKTEN İNEN BÜTÜN BELÂLAR SAFER AYININ SON ÇARŞAMBASINDA İNER.
“GÖKTEN İNEN BÜTÜN BELÂLAR
SAFER AYININ SON ÇARŞAMBASINDA İNER.”
Bugün Hicri takvime göre Yedi
Safer. Safer ayındayız. Uğursuz bir ayın içinde miyiz acaba? Bakalım,
araştıralım.
Araplar her yıl kendi adetlerine
göre gelip haccederdi. Onların inançları Allah’a iman ile putlara tapmayı
birbirine karıştırdıkları bir garip bir inanç sistemiydi. Mal ve can güvenliği
yoktu. Mekke’ye hac mevsiminde
gelebilmek bir problem idi. O yüzden kabile reisleri hac aylarından olan
Zilkade ile Zilhicce`de bir de onu izleyen Muharrem’de savaşmayı kaldırırlar ve
bu ayları hürmetli yani bu aylarda savaşmayı haram sayıp kesinlikle
savaşmazlardı. Böylece uzak yerlerden hac için gelenler bu üç ayda hem
ibadetlerini yerine getirirler, hem de güven içinde evlerine dönerlerdi.
Cahiliyle devrinde, birbiri ile
çarpışmaya ve talana alışmış olan Araplara kesintisiz üç ay güvenlik ve barış içinde
yaşamak çok ağır geliyordu. Onun için Hz. İbrahim (A.S.) ve Hz. İsmail(A.S.)’dan
beri devam ede gelen bu tertibi canlarının istediği gibi bozmaya, mesela
Muharrem ayındaki haramlığı Safer ayına çevirmeye, diğer haram ayları da ileri
geri götürmeye başladılar ve hadis-i şeriflerde de belirtildiği üzere:
`Muharrem ayını Safer diye isimlendirerek`, (Bak. Buhari, Hacc: 34 Muharrem`i
haram ayı olmaktan çıkarıyorlar, haram ayındaki yasakları işliyorlardı.
Böylece, Muharrem`in haramlığını Safer ayına erteliyorlardı. Maksatları ardı
ardına gelen üç haram ayı ikiye indirmek, üçüncüyü bir ay geriye bırakmaktı.
Çünkü üç ay üst üste, savaşmak, yağmalamak ve öldürmek gibi alışkanlıklardan
uzak kalmak onlara zor geliyordu. Böylece Safer sürekli savaş ayı dolayısıyla
bela ayı uğursuz ay olarak kalıyordu.
Efendimiz: “Hastalığın,
sahibinden bir başkasına kendi kendine sirayeti yoktur, eşyada uğursuzluk
yoktur. Ükey ve baykuş ötmesinin tesiri ve kötülüğü de yoktur. Safer ayında
uğursuzluk yoktur. Bunlar Cahiliyet hurafeleridir.”buyurdu.
(Buhari,
Tıp: 19)
Asr-ı Saâdet’ten zamanımıza
kadar devam edip gelen halk inanışına göre, bu ayda akdedilen nikâhı devamsız
sayarlar. Hatta halk arasında bu aya boş ayı derler. Çünkü `Safer` lügatte boş
demektir. Dilimizdeki “Sıfır” kelimesi de buradan gelir. Araplar bu ayda
birbirlerine yağmada bulunurlar ve evlerini eşyadan hâli ve boş (Safer)
bırakırlardı. Bu sebeple yağma ayına Safer denmiştir. İşte bu hadis-i şerif ile
Safer ayının uğursuz kabul edilmesi men olunmuştur. Çünkü Safer ayının diğer
aylardan hiçbir farkı yoktur. Diğer aylar zamanın bir dilimi olduğu gibi Safer
ayı da zamanın bir dilimidir. Bu batıl akide cahil halk arasında yaşamakta ve
Safer ayında nikâh yapmanın uğursuzluk getireceğine inanılmaktadır. Bu batıl
inancı yıkmak için İslâm âlimleri mücadele etmişler, hatta pek çok âlim
özellikle bu ayda nikâh kıymışlardır. Buharî`nin bir rivayetine göre, Hz. Âişe
(R.Anha) validemiz: Benim nikahım da, zifâfımda Safer ayında idi, buyurmuşlardır.
(Tecrid-i Sarih Tercemesi,
12/86) Bu bakımdan safer ayında evlenilmez, yoksa devam etmez; safer
ayında doğan çocuklar uğursuz olur v.b. inanışlar tamamen batıldır, hurafedir.
Safer ayının; bazı felâketlerin
sıklaştığı bir zaman dilimi, uğursuz bir ay olduğu hakkında:
“Bundan dolayı biz de, dünya
hayatında zillet azabını kendilerine tattırmamız için, uğursuz günlerde
üzerlerine çok gürültülü, kavurucu soğuk bir rüzgâr, kasırga, fırtına
gönderdik. Ahiret azabı ise elbette daha çok horlayıcı, daha çok rezil rüsvay
edicidir. Onlara hiç bir şekilde yardım da edilmez.” (Fussilet sûresi: 16)
“Gerçekten biz haklarında uğursuz
ve uğursuzluğu sürekli bir günde onların üstüne çok gürültülü, kavurucu soğuk
bir rüzgâr, kasırga, fırtına gönderdik”` (Kamer sûresi: 19) Ayet-i kerimeleri
delil olarak ileri sürülmektedir. Hâlbuki:Bu iki ayet-i kerime; ibret alınması için, Hûd (A.S.)’ı yalanlayan Âd
kavminin nasıl helâk edildiğini bildirmektedir. Ayet-i kerimede geçen: “...
Uğursuz uğursuz günlerde… Uğursuz ve uğursuzluğu sürekli bir günde...”
ifadeleri, tamamen Âd kavmi ile alakalıdır. “Uğursuz günler” gönderilen
şiddetli fırtınanın ardı arası kesilmeden devam ettiği ve bu yüzden kavmin
helâk olduğu günlerdir. Yoksa bizzat
günlerin kendisinde uğursuzluk diye bir şey yoktur. Ayrıca uğursuzluğu, onların
helak olmaları ile son bulmadı da, kıyamete kadar kabirde azab gördüler. Hûd
(A.S.)`ı yalanlayan Âd kavmine, kâfirlere, bozgunculara uğursuz, fakat Hûd
(A.S.)`a ve O’na iman edenlere rahmet günleri ve hayırlı olmuştur. Çünkü
kâfirlerden kurtulmuşlardır. (Bak Elmalı`lı M.Ham-di Yazır, Hak Dini Kur`an
Dili, 7/4643)
Davud-u Antakî`nin, Tezkire isimli eserinde
yazılı olan şu hususlar kesinlikle doğru değildir: “Gökten inen bütün belâlar
Safer ayının son çarşambasında iner. Bundan dolayı o gün insanlar üzerine çok
zor gelir, işte o gün selâm ayetlerini okuyan, bir daha seneye kadar selâmette
olur. Safer ayı namazı: Safer ayının ilk ve son çarşamba gecesi gece yarısından
sonra, yeryüzüne nazil olacak, inecek belâlardan biiznil-lahi Teâlâ muhafaza
olmak için sabah namazından evvel dört rekat nafile namaz kılıp birinci rek`at
da Fatiha`dan
sonra on yedi Kevser sûresi, ikinci rek`at da Fatiha`dan sonra beş ihlâs-ı
şerif, üçüncüde Fatihadan
sonra bir Felâk
sûresi dördüncüde bir Nas
sûresi okuyup selâm verilip dua edilecektir. Keza Safer ayının son
çarşambasının gecesi veya gündüzü iki rek`at namaz kılıp birinci ve ikinci
rek`at da Fatiha`dan sonra on bir ihlas-ı şerif okunacak, namazdan sonra yedi
defa istiğfar edip el kaldırıp on bir defa Salât-ı Münciye okunacaktır.”
Evet, bu bilgilerin kaynağını
bulmak, mümkün olmamıştır. Yukarıdaki ayet ve hadis-i şerifler bu inancı
kesinlikle reddetmektedir. Aslı yoktur. Hurafedir.