Her canlının olduğu gibi insanında bir
ömrü var, nihayet bunun sonucu Kuran’da da belirtildiği üzere “her canlı ölümü
tadacaktır” ilahi emri doğrultusunda sona erecek. Bizde diğer canlılardan
farklı olarak bu yaşadığımız sürenin nasıl yaşandığına dair hesaba çekileceğiz.
Dünyada neler yaptık hangi hayra ve hangi
şerre imza attık tüm bunların muhasebesini amel defterimizde göreceğiz ve
bunlara göre muameleye tabi tutulacağız.
Durum böyle olduğu halde insanoğlu ne
kadar gafildir ki, hesaba çekileceğini bildiği halde nefsinin ve şeytanın
elinde çoğunlukla yapmaması gereken şeyleri yapar da yapması gerekenler nefsine
ağır geldiği için yapmaz yada yaparken zorlanır.
İnsan gerçekten çözülmesi zor bir muamma
küçücük bir ömründe hem kendisi hem de insanlığın hayrına işlerle uğraşmak
yerine bir sürü lüzumsuz işlere vakit ayırır ve ömrünü boşa harcar.
Bu konu ile ilgili olarak bir hikayeyi
sizinle paylaşmak istiyorum inşallah beğenirsiniz.
“Genç adam yoğun iş temposundan iyice bunalmıştı. Vakit aksama
yaklaşıyordu, ama mesai kavramına çok yabancı olduğu için evine ne zaman
gideceği belli değildi. Başını iki elinin arasına aldı, gözlerini sıkıca
kapadı. Çok para kazanıyordu. Yöneticiydi, birçok insanin imrenerek baktığı bir
konumdaydı. Ama yasadığı hayati hayat olarak görmüyordu. "Bu ne biçim
hayat böyle!" diye söylendi kendi kendine. Hafta sonlarında dahi
evine gidemiyordu. Toplantılar, is seyahatleri, yazışmalar ve koşuşturmacayla
geçen bir hayat. Pek çok yakın dostunun adını dahi unutmuştu.
Bu karamsarlık içinde kıvranırken, birden
çekmecesindeki küçük radyosu aklına geldi. Radyoyu açtı. Yayınlanan müzik
parçası ile biraz rahatladığını hissetti. Müziğin ardından yaşlı bir adamın
konuşmasıyla gayri ihtiyari radyoyu kapatmak istedi. Ama birden durdu. İlginç
bir teoriden bahsedeceğini söylüyordu yaşlı adam. "BİN MISKET TEORİSİ"
ni anlatacaktı. Merakla dinlemeye başladı.
"Bir gün oturdum ve biraz aritmetik
yaptım. Ortalama bir kişinin yetmiş beş yaşına kadar yasadığını varsaydım.
Biliyorum, bazıları daha çok, bazıları da daha az yasar. Ama biz yetmiş beş
sene yaşadığını düşünelim. Bir yılda 52 hafta olduğu için, 75'i 52 ile çarptım
ve ortalama ömre sahip bir insanin tüm hayatında yasayacağı Cumartesi sabahı sayısı
olarak 3900 rakamına ulaştım. Simdi beni iyi dinleyin. En önemli
kısmına geliyorum. Bütün bunları ayrıntılı olarak düşünmeye elli beş yaşında
başlamıştım. Yaptığım hesaba göre bu yasa kadar 2180'in üzerinde Cumartesi
yasamıştım. Ve eğer yetmiş beş yasine kadar yasarsam, yaşayacağım Cumartesi
sayısı sadece bin adet olacaktı. Bir oyuncak dükkânına gittim ve elindeki tüm
misketleri aldım. 1000 adet misketi bir araya getirmek için üç tane daha
oyuncakçı dükkânını ziyaret ettim. Bunları eve getirdim ve atölyemdeki radyomun
yanında duran büyük, şeffaf bir kavanozun içine hepsini doldurdum. O günden
sonra, her Cumartesi kavanozdan bir tane aldım. Misketlerin azaldığını
gördükçe, hayatımdaki önemli şeyleri daha fazla düşünmeye başlamıştım. Anladım
ki, dünyadaki zamanımın akıp gittiğini seyretmek kadar önceliklerimi düzene
koymama hiçbir şey yardım edemez."
Yaşlı adamın anlattıkları öylesine etkiliydi ki, genç işadamı adeta dünyadan
kopmuş, radyoya kilitlenmişti. Yaşlı adam su cümlelerle konuşmasını tamamladı:
"Programı kapatmadan önce simdi size
son bir şey daha anlatacağım. Bu sabah kavanozun içindeki son misketi de aldım.
Eğer önümüzdeki Cumartesiye kadar yasarsam, bana biraz daha zaman verilmiş
olacak. Unutmayın, hepinizin kullanabileceği en önemli şey, biraz daha fazla
zamandır."
Yazı
böyle devam edip gidiyordu... Farkın damısınız bilmiyorum ama bizi meşgul eden
o kadar oyun var ki! önemli ya da önemsiz.. Ama biz bunların arasında kaybolup
gittiğimizi fark edemiyoruz bile... İsin garibi fark ettiğimiz anda "şu
isimi de bitireyim ondan sonra..." diye erteliyoruz, değil mi? hadi
arkanıza yaslanın... derin bir nefes alin, hayatınızda önemli olan
dostlarınızdan birisinin telefonunu çaldırın, cıvıl cıvıl sesinizle
"merhaba" deyin, gülümseyin.. . Mutluluklarınızın
kalıcı ve bulaşıcı olması dileklerimle. ..
Hikâyeyi kendime uyarladığımda yaş
57 olduğuna göre 2964 Cumartesi yaşamışım. 75 yıl yaşayacağımı düşünürsem
geriye 939 cumartesi kalmış demektir. Kalan Cumartesilerimi güzel şeylerle
geçirmek varken, boş gündemlerle uğraşayım.
Yada niçin uğraşalım…
Geride bizi hatırlatacak güzel şeyler
bırakmak yerine darbeler, muhtıralar, haksızlıklar ve adaletsizliklerle
anılalım.