Kulluk ihlâs ve samimiyeti
gerektirir. O halde ihlâs nedir? Varlığı ile davranışlara değer katan ihlâs;
riya, gösteriş ve şirkten kaçınmak demektir. Bir şeyi Allah için, sadece
Allah’ın hoşnutluğu için yapmaktır. İhlâsın tersi ise zamanımızın manevî
hastalıklardan biri olan riyadır.
Riya, iş, söz
ve davranışlarda gösterişe yer verme; bir iyiliği veya bir ameli Allah’ın
rızasını kazanmak niyetiyle değil, insanların beğenisi için yapmaktır.
Riya, itaat
ederken Allah’tan başkasına gönül vermektir. Öyleyse riya, Allah’a itaat etmiş
gözüküyorken, aslında amacı Allah’ın kullarının arzularını, beğenilerini
kendinde toplamaya çalışmaktır.
Gazalî’ye
göre riyanın dört derecesi vardır: Birincisi, riyanın en ağır olanıdır. Riya
ile yaptığı ibadette hiç sevap niyeti yoktur. İnsanların yanında abdestsiz bile
namaz kıldığı halde, yalnız kaldığı zaman hiç kılmayan kimse gibi. Bu namaz
sırf insanlara gösteriş içindir, hiçbir hayrı yoktur. İkincisi,
ibadeti gösteriş için yapar. Fakat Allah’ın rızasını da niyet eder. Ancak bu
niyet zayıftır. Yalnız kaldığında bu ibadeti yapmayacaktır. Sevaba niyet etmese
de gösteriş için bunu yapacaktır. Üçüncüsü,
gösteriş ve sevap tarafları eşit olmaktır. Eğer riyanın yanında bir de sevap
veya sevabın yanında bir de riya niyeti olmasa, bu ameli yapmayacaktır.
İkisinin eşit olarak bulunmasıyla bu ameli yapmıştır. Kişi, bu amelinden zarar
görmese de fayda da görmez.
Dördüncüsü de, ibadeti insanların duymuş olmasından dolayı daha da gayrete
gelip takviye etmesi, artırmasıdır. Böyle birisi, kimse duymasa da ibadetini
yapacaktır. Dolayısıyla ibadeti sırf riya maksadıyla yapmadığı için yaptığı
ibadetten fayda görebilir.
Yüce Allah,
Kehf suresi 110. ayette: “Kim Rabbine kavuşmayı arzu ediyorsa salih amel yapsın
ve Rabbine (yaptığı) ibadete hiç kimseyi ortak etmesin.” buyurmaktadır.
Bu ayette geçen, ibadette Allah’a şirk koşmaktan maksat, ibadette ihlâslı ve
samimi olmamak, Allah’ın rızası dışında riya, gösteriş ve benzeri menfaat
duygularını taşımak demektir. Riya,
Kur’ân’da kâfir ve münafıkların vasfı olarak anlatılmaktadır: “Ey iman edenler!
Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse
gibi, başa kakmak ve incitmek suretiyle, yaptığınız hayırlarınızı boşa
çıkarmayın.” (Bakara, 2/264)
“Allah’a ve ahiret gününe inanmadıkları halde mallarını, insanlara gösteriş
için sarf edenler de (ahiret azabına uğrarlar.) Yakın dostu şeytan olan kişi,
ne kötü dost sahibidir.” (Nisa, 4/38) “Münafıklar
Allah’ı aldatmaya çalışırlar, Allah da onların hilelerini ve oyunlarını bozar.
Onlar namaza kalkarken üşene üşene kalkarlar, müminlere gösteriş yaparlar.
Yoksa aslında Allah’ı pek az hatırlarlar.” (Nisa, 4/142) Yukarıdaki
ayetlerde ifade edildiği üzere, kâfirler ve münafıklar gösteriş düşkünüdürler.
Zira onlar, yaptıkları işleri insanlara gösteriş yaparlar. Mesela kâfirler,
mallarını gösteriş için harcarlar, münafıklar da namaza, dinin emri olduğu için
değil, gösteriş için üşene üşene giderler. Riya,
Mâun suresi 4-7. ayetlerde de münafıkların çirkin huylarından biri olarak
gösterilmektedir: “Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını
ciddiye almazlar. Onlar gösteriş yapanlardır, hayra da mâni olurlar.”
Birçok
hadis-i şerifte, riyanın çirkinliği ve riya yapanların kazandıkları kötü
sonuçlar açıklanmaktadır. Efendimiz (s.a.s.)’den rivayet edilen bir hadise
göre, bir adam Allah Elçisine: “Ey Allah’ın Elçisi kurtuluşumuz neye bağlıdır?”
diye sorunca, Hz. Peygamber (s.a.s.): “Allah’ın emrettiği şeyleri, insanlar
istiyor diye yapmaktan sakınmandır.” cevabını verdi. O kimse bu defa: “Amellerde
kurtuluşa nasıl erilir?” diye sordu. Hz. Peygamber, o kişiye, riyayı terk
etmesi gerektiğini bildirdi. “Kulun amelini ilâhî huzura sundukları zaman
Allah, meleklere şöyle karşılık verecektir: “İşte bu kulum ameliyle beni
kastetmemiştir. Benim rızamı gözetmedi. Onu cehenneme atın.” Buyurmaktadır
Efendimiz. Hz.
Ömer, Muaz b. Cebel’i ağlarken gördüğünde ona, “niçin ağlıyorsun?” diye sordu.
O da, Hz. Peygamber’in kabrini göstererek, “şu kabrin sahibinden duyduğum söz”
beni ağlatmaktadır. Zira Hz. Peygamber (s.a.s.): “Riyanın en azı bile şirktir.”
buyurmuştur.