Çözüm Kuran ve Sünnete Göre Bir Hayat Yaşamaktadır...
Yazı
Boyutu
Tarih : 04.03.2010 - 11:43:27
Çözüm Kuran ve Sünnete Göre Bir Hayat Yaşamaktadır...
Çözüm Kur’an
ve Sünnet’e Göre Bir Hayat Yaşamaktadır!...
Bazı okurlarım, hocam
tespitleriniz güzel ama çözüm nedir? Diye soruyorlar. Toplumsal problemlerle
ilgili yazdığım yazıların başından bu yana, Kur’an’dan, İslami bir hayattan
uzak yaşayan insanların düşünce ve davranış biçimleri ve bu insanların
oluşturduğu toplumsal yapının temel özelliklerini çeşitli açılardan dile
getirmeye çalıştım. Bu insanların katlandıkları çözümsüz sorunlarla ve
sıkıntılarla dolu yaşam biçiminin hem bedenlerine hem de ruhlarına verdiği
zararları kaleme almaya çalıştım. Onların bu durumlarına karşın samimi
müminlerin huzur ve güven içindeki yaşamlarından da örnekler verdik. İşte
dindar insanların bu huzur ve güvenleri, yazılarımda sık sık bahsettiğimiz gibi
Kur’an'a uygun yaşanan bir hayatın mutluluklara vesile olmasından
kaynaklanmaktadır. Kur’an ve Sünnet’e göre bir yaşantı her probleme, her açmaza
en mükemmel ve en akılcı çözümlerin bulunabildiği bir yaşantıdır.
Adaletsizlik, ihtilaf,
eşitsizlik, çekişme, kavga, haksızlık, israf, kuruntu, taassup, zulüm, şiddet,
ekonomik ilişkiler, karı koca ilişkileri, ticari ilişkiler, insanlar arası
sosyal ilişkiler, akrabalar arası ilişkiler ve bunlar gibi sayısız sosyal sorun
ve konu hakkında Kur’an ve Sünnet’e uygun bir hayatınyaşanması, insanların yaşamlarını kolay, rahat
ve mutlu kılacak en temel, en adaletli, en mükemmel ve en köklü çözümleri
getirir.
Bunların dışında Kur’an ve
Sünnet her konuda ve her şartta gösterilmesi gereken ideal tavır ve ahlak
yapısını da insanlara açıklar. Kur’an'da tarif ve bizzat Hazreti Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve selem)’in “USVE-İ HASENE” yani en güzel örnek olarak
yaşadığı, uyguladığı, sadece insanlık alemine değil tüm alemlere sunduğubu yüce ahlak modelini yaşayan insanlardan
oluşan bir toplum da elbette asırlardır özlenen ideal yapısına kavuşacaktır.
Kur’an'ın hayatımızın her
alanında bizlere açıklama getirdiği bir
ayette şöyle belirtilmektedir:
“... (Bu Kuran) düzüp
uydurulacak bir söz değildir, ancak kendinden öncekilerin doğrulayıcısı,
herşeyin 'çeşitli biçimlerde açıklaması' ve iman edecek bir topluluk için bir
hidayet ve rahmettir.” (Yusuf Suresi, 111)
İnsanlar, hak dinin rehberliği,
yani kendilerini yaratan Yüce Yaratıcı’nın emir ve yasakları olmadan, ne şahsi
ne de toplumsal sorunlarına hiçbir zaman köklü ve tatmin edici çözümleri kendi
başlarına bulamazlar. Nitekim tarih boyunca Yüce Allah (Celle Celaluhu)’nün
bildirdiklerinden uzak yaşayan toplumların şu ana dek çözemeden taşıdıkları
sayısız sorun bu gerçeğin açık bir kanıtıdır. İnsanoğlu kendini yaratan
kudretin bildirdiklerinden, yasalarından yüz çevirdiği takdirde bunun
karşılığını kendisinin ve içinde yaşadığı toplumun, asla başa çıkamayacağı
sıkıntı ve sorunlarıyla ödemek zorunda kalacaktır. Bu, dinsizliğin dünyadaki
karşılığıdır. Ahiretteki karşılığı ise çok daha acı ve sürekli olacaktır. Kur’an
ve Sünnet’ten uzak yaşayanlar perişan ve bedbaht olacaklardır. Dünya
hayatındaki konumları ne olursa olsun onlara asla fayda vermeyecektir. Fayda
verecek tek şey “Amel-i Salih”tir.
İnsanı en iyi bilen, onu
yaratan Allah(Celle Celaluhu)'tır. Allah (Celle Celaluhu) insana her devirde
hak din sayesinde ihtiyacı olan her türlü bilgiyi ve açıklamayı da
göndermiştir. Hak dini uyguladığı takdirde insanın en güzel yaşam biçimini elde
edeceğini de bildirmiştir:
“Erkek olsun, kadın
olsun, bir mümin olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu
güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle
muhakkak veririz.” (Nahl Suresi, 97)
Buna rağmen insan, küçük
hesaplar, dünyevi çıkarlar, nefsani zaaflar nedeniyle hak dinden yüz çevirdiği
takdirde en büyük zararı yine kendisi görecektir. Çünkü insanın Kur’an ve
Sünnet’ten yüz çevirmesi demek onun, kendisi için gereken en hayati bilgilerden
yoksun kalması anlamına gelir. Oysa ne kendisinin ne de kendi gibi gelmiş
geçmiş insanların taşıdıkları birikim bu dünyada karşısına çıkacak şartlarla ve
sorunlarla başa çıkmasına yetmeyecektir. Tüm hayatı, sıkıntı, endişe, stres,
kuruntu, terslik ve çözümsüzlüklerle geçecektir. O da bir süre sonra bu durumu
kabullenecek, Allah (Celle Celaluhu)’nun Dinini yaşamamasının cezası olan
azaplarla dolu yaşantısını hayatın gerçeği sanarak büyük bir aldanış içinde
ömrünü tüketecektir.
Çözüm ise açıktır; herşeyin
Yaratıcısı olan Yüce Allah(Celle Celaluhu)'ya yönelmek, O'nun bizler için seçip
beğendiği dinini yaşayarak gerçek mutluluğa ulaşmaktır. Allah dünyadaki kurtuluş
yolunun dine yönelmek olduğunu haber vermiş ve samimi kullarına emir ve
yasaklarına göre bir hayat yaşadıkları takdirde dünyada korkuyla
karşılaşmayacakları yönünde büyük bir müjde vermiştir:
“Allah, içinizden iman
edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan
öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve
iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine
yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe
çevirecektir. Onlar, yalnızca bana ibadet ederler ve bana hiçbir şeyi ortak
koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır.”(Nur Suresi, 55)
Bu konuyla ilgili şu ayeti size sunarak bu yazımı
noktalıyorum. Selam ve Dua ile…:
“...
Sen yücesin, bize öğrettiğinden
başka
bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten Sen, herşeyi bilen,