Adalet; herkesin hakkına riayet etme, hakkını verme, zulüm ve eziyet etmeyip herkes hakkında doğru hüküm vererek hakkı yerine getirme; haksızlıktan uzaklaşma; düzenli ve dengeli davranma gibi anlamlar ifade etmektedir. Son hak din olan İslam’ın temel felsefesi de dünyada haksızlığı ortadan kaldırıp adaleti tesis etmektir. Nahl suresinin 90. ayetinde Yüce Rabbimiz: ‘Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder. Çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.’ Buyurarak bu gerçeği ifade etmektedir.
İnsanlara yapılacak en büyük iyilik adaletli davranmaktır. Yukarıda zikredilen ayet-i kerîme bu durumu beyan etmektedir. Nisâ Suresi’nin 135. ayetinde de; Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendiniz, ana-babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun. (haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah onlara (sizden) daha yakındır. Hislerinize uyup adaletten sapmayın…’ ikazı yapılmaktadır. Adı geçen surenin 58. ayeti de, adaletle hükmetmekten bahsetmektedir. Bu ayetlere benzer bir çok ayet-i Celilelerde adalet kavramının sadece Müslüman olanlara değil; dil, din, ırk ve cinsiyet farkı gözetmeden bütün insanlara, sırf insan oldukları için adaletli davranmaları emredilmektedir.
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz bir çok hadislerinde, özellikle hüküm verme ve karar mercileri olan yöneticilerin adalete çok daha dikkat etmeleri gerektiğini vurgulamıştır. Zira, önde olanlar, yönetenler, anneler-babalar, öğretmenler… toplumun tamamı tarafından örnek alınan şahsiyetlerdir.
Hadis-i şerifde; ‘Kıyamet gününde Allah’a en sevgili ve en yakın bulunan kişi adaletli devlet başkanıdır’ buyrulur. (Tirmizi, ahkam,4(1329) c.3,s.617) Bir başka hadisde ise; ‘Verdiği hükümde (kararda) , ailesine karşı ve velayeti altında olanlar hakkında âdil davrananlar, kıyamet gününde nurdan minberler üzerindedirler’ buyrulmaktadır. (Müslim, İmaret,5 (1827), c.2,s.1458)
İslam tarihinin her safhası ve dönemi, Rasülüllah’ın, Sahâbe-i Kiramın ve onlar gibi dini doğru anlamış ve doğru yaşamış kişilerin örnek yaşantıları ile doludur. Bundan dolayıdır ki, ‘adalet mülkün temelidir’ öz deyişi, İslam toplumuna mal olmuştur. İkinci Halife Hz. Ömer, bu anlamda adaletle sembolleşmiştir. Bu anlamda İslam, zengin-fakir, yakın-uzak, kuvvetli-zayıf ayrımı asla gözetmemiştir.
Bir gün kureyiş kabilesinden asil bir kadın hırsızlık yapmıştı. O kadının cezalandırılmaması için, ashap’tan Usame’yi Peygamberimize gönderdiler. Bu durum Efendimize anlatılınca, uzandığı yerden doğrulan Peygamberimiz:
‘Nasıl oluyor da bazılarınız Allah’ın emirleri (Kanunları) karşısında aracı olmaya kalkışıyorsunuz! Sizden öncekilerin helak olmasının sebebi şudur: İçlerinden asil, soylu ve eşraftan birisi suç işleyince (hırsızlık yapınca), onu serbest bırakıyor, ceza vermiyor, zayıf, fakir ve kimsesi olmayan biri hırsızlık yapınca, onu cezalandırıyorlardı. Allah’a yemin ederim ki, Muhammet’in kızı (Kendi kızını kastediyor) Fatıma ayni suçu işleseydi, onun da cezasını verirdim’ (Buhari,Hudut, 11-12, c.8, s.16) Bu hadisde görüldüğü gibi Hz. Peygamber, adalet konusunda aracı olmak isteyenleri, çok yakını da olsa sert bir ifade ile reddetmiş, suçluya layık olduğu cezayı vermekte asla tereddüt göstermemiştir. Çünkü adalet ortadan kalkarsa yaşamak zorlaşır, hatta imkansız hale gelir. Adaletin yerini tutacak bir başka kurum da yoktur.
Hz. Ali (r.a.): ‘ Adalet, halkın dirliği ve düzeni, idarecilerin ise, süsü ve güzelliğidir’ vecizesini ifade etmektedir. Ayrıca kutsal kitaplardan mülhem olan bir çok doğulu ve batılı mütefekkirler de adaletle ilgili çok güzel vecizeler ifade etmişlerdir. Bunlardan bazılarını zikrederek yazımı tamamlamak istiyorum:
Kuvvete dayanmayan adalet aciz, adalete dayanmayan kuvvet zalimdir.-Paskal
İyi olmak kolaydır, zor olan âdil olmaktır. –Victor Hugo.
Bilirken susmak, bilmezken konuşmak kadar çirkindir.- Eflatun.
Haksızlık önünde eğilmeyiniz. Çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz.-Hz. Ali.
Toplum, nerede güç görürse hak orada sanır, oysa hak ile güç pek az birleşirler.-Joseph Roux.
Bırakın, adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun.-William Watsan.
Adaletsizlik eden, adaletsizliğe uğrayandan daha mutsuzdur.-Demokritos
Zulümkarlık dağıtır, berbat eder ülkeyi; adalet, saadetle âbât eyler ülkeyi.-Genceli Nizâmî.
Her kim yol kesene acırsa, kervanı asıl vuran odur.-Şeyh Sadi Şirâzî.
Netice olarak; her insan yaşadığı devrin her şeyinden sorumludur. Sorumluluğunu adalet ölçülerine uygun olarak yerine getirmelidir.