ACI AMA GERÇEK
Bu defâ, 1980’in Ocak ayında Lüleburgaz Lisesi’nde göreve başladığım yıldan ve belki de öğrenci defterine yazılanların ilki olan bir hâtıra yazısıyla huzûrunuzdayız. Sizi, ilk görev yıllarının heyecanıyla kaleme aldığımız duyguların yansıması olan cümlelerle baş başa bırakıyoruz:
Sevgili Öğrencim;
Bana göre ideal bir öğrencisiniz.
Ölçülü, saygılı, edepli davranışlarınız, çalışkanlığınız,
sâdelikle birlikte giyim-kuşamdaki titizliğiniz,
ve bunların bir meyvesi olan başarınız övgüye değer elbette.
Unutulmamalı ki, hayat, anlamlı şeyler yapmakla anlam kazanır.
Sana, bundan sonraki hayâtında da başarı ve mutluluklar diliyorum.
Acı, çile ve ayrılıklarla dolu hayat çizgisinde
bu pek mümkün gözükmese de
her zaman bizimle olan
ve bize bizden, şahdamarımızdan daha yakın olan dosta
gerçek anlamda ve aşkla bağlanabilirsek
tüm olumsuzlukları rahatlıkla göğüsleyerek
sonsuz mutlulukları devşirebiliriz.
“Andolsun, insanı biz yarattık
ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz
ve biz ona şahdamarından daha yakınız.
KAF SÛRESİ: 16
Bu vesîleyle, defterinizde ayırdığınız sahife için teşekkür edip
güle güle diyerek huzurundan ayrılırken
sonu ebedî saâdet yurduna çıkacak bir hayat çizgisini
sana nasîp etmesini Yüce Mevlâdan niyâz ediyor
sevgi, saygı ve başarı dileklerimi sunuyor
beğeneceğinizi umduğum bir hâtıra şiirle
sözlerimi noktalamak istiyorum:
-Acı ama gerçek-
Acı ama gerçek
Yolcuyuz biz bu dünyâda
Gelip-geçiciyiz
Şu altı yıl ötedeki
Bu yolun ilk durağıydı
Sonra orta durağa geldik
Şimdi lise durağındayız
Eninde-sonunda bir gün son durakta
İneceğiz ansızın, istemiyerek
Pek sevdiklerimizi
Pek bağlandıklarımızı
El ele “Tavşan kaç, tazı tut!” oynadıklarımızı
Kol kola halay çektiklerimizi
Bırakacağız, gözü yaşlı
Evlerimiz ki, döşenmiştir;
Her köşesi anlatmaya ayrı zaman ister
Raflarda sıra sıra renk renk kitaplar
Resimler duvarlarda
Giysilerimiz sığmaz
Vestiyerlere, dolaplara, gardroplara
Üst üste yığılıdır
Kilerde yiyecekler
Buzdolabında içecekler
Demeye varmıyor dilim ama neyleyim
-Dost acı söylermiş-
Bütün bu saydıklarımızı terk edeceğiz
Gerçek yaşama yerine gideceğiz
Eğer yapmamışsak görevimizi
Taşın taşlığını
Giysinin giysiliğini
Dolabın dolaplığını yaptığı gibi
Ne söyleyebiliriz?
Ne yapabiliriz?
Sorarsa Yaratan
Sorarsa insanlıktan?!
23.12.1980 Lüleburgaz
“İncire, zeytine, Sina dağına ve şu emîn beldeye yemin ederim ki,
biz insanı en güzel biçimde yarattık.
Sonra onu aşağıların aşağısına indirdik.
Fakat îman edip sâlih amel işleyenler için
eksilmeyen devamlı bir ecir vardır.”
TÎN SÛRESİ 1-6
En güzel biçimde yaratılmışız. Îmanımızdan da şüphemiz yok.
Elhamdü lillâh. Ne mutlu bize. Çünkü, îmânla îmansızlık arasında,
hiç yoksa, en azından, Cennet ve cehennem kadar fark vardır!
Derslerde her zaman vurguladığımız gibi, ahlâk timsâli büyüğümüz,
Millî şâirimiz, îmân gerçeğini ne kadar güzel ifâde ediyor:
ÎMANDIR O CEVHER Kİ, İLÂHÎ NE BÜYÜKTÜR
ÎMANSIZ OLAN PASLI YÜREK SÎNEDE YÜKTÜR!
Mehmet Âkif ERSOY
Artık bize düşen, aşağıların aşağısına düşmemek için
istikâmet üzere gidip, sâlih amelleri işleme gayret ve sabrını
her şeye rağmen hayat düstûru hâline getirebilmektir.
Yüce Allâh bu niyet ve samîmiyet doğrultusunda hepimize yardım eylesin.
Hakîkât yolunuz ve bahtınız açık olsun. Allâh’a emânet olunuz…
Öğretmeniniz, Nûri KAHRAMAN