Kısmetimizde, bu seneki kutlu doğumu Diyarbakır’da yaşamak
varmış. Bu benim için çok anlamlı, farklı ve çok heyacan verici oldu.
İç ve dış mihrakların her türlü
yıkıcı faaliyetlerine, dinsizlik komitesinin bütün entrikalarına rağmen, bir
kere daha, dinin aramızdaki en büyük bağ ve en mükemmel ortak payda olduğunu
gördüm. Bu inanç ekseninde bütünleşen bu vatan evlatlarını parçalamaya ve
birbirine düşürmeye hiçkimsenin gücünün yetmeyeceği su götürmez bir gerçek
olarak ortada durmaktadır.
Diyarbakır
belediyesinin de kutlamalara aktif şekilde destek veriyor olması, halkın
hissiyatının, manevi değerlerinin görmezden gelinemeyeceği gerçeğini gözler
önüne sermektedir. 18 Nisan tarihinde kutlamalar ve anma etkinlikleri
dolayısıyla belediye otobüslerinin ve dolmuşların insanları üçretsiz taşıması
her türlü takdire değer bir davranıştır. Yetkilileri bir kere daha burdan
kutlamak istiyorum.
Bu akışı
durdurmak, kimsenin haddine değildir kanaatindeyim. Zındıka komitesi aynı
kanaatte olmasa da, değişmez gerçeğin bu olduğunu herkes görmektedir artık.
Bu ülkenin sosyal harcındaki
çimentosunun islam olduğunu, muhtıracılar hariç herkes biliyor.
Hafızanızı
tazelemek açısından hatırlatmış olayım, 27 Nisan 2007 de talihsiz bir muhtıra
olayı yaşandı bu ülkede. Demokratik ülkelerde yaşanması imkânsız böyle bir olayın,
ancak Afrika ve Güney Amerikadaki bazı ülkelerde görülme ihtimali varken,
maalesef ülkemizde yakın bir geçmişte; hemde direk KUTLU DOĞUM etkinliklerini
bahane ederek, milletin mukaddes değerlerini hedef alarak yapılmış olması,
bağrımıza taş basarak Allah’a havale ettiğimiz netameli bir olaydır.
Yetmiş
seksen yıldır, Noel Baba etkinliklerinin, resmi takdirlerle kutlandığı
ülkemizde, kendi peygamberimizin doğumunun kutlanması, o etkinliklerde Urfalı
kız çocuklarının ilahiler söylemiş olması, milli birliğimizi güçlendiren,
alkışlanası bir olay olarak görülmesi gerekirken, yadırganacak,
cezalandırılacak bir olay gibi değerlendirilmiş olması, ister istemez aklımıza,
“MUTIRACILAR, DOMUZDAN YANA MI, BİZDEN YANA MI?” sorusunu getirmektedir.
Şimdi
gelelim o muhtıraya karşı, “Askerin herzaman gerek gördüğü konularda görüş
belirtme hakkı vardır” tarzında değerlendirme yapan, o gün Kutlu Doğumun
horlanmasını görmezden gelen, Sayın Baykalın, Kutlu Doğum konuşmasına.
Bu olayı
milletin manevi değerleriyle sorunlu olan CHP tarihinde bir milat olarak
görüyor ve kendisini kutluyorum. Büyük oranda sözlerine katılıyorum, imzamı
atmakta da tereddüt etmem. Umarım başörtüsü zulmünü çözmedede gerekli
duyarlılığı gösterirler ve o belanın definede katkı sağlarlar.
Anadolu’da “köpeği, öldürene
sürüklettirirler” diye, anlamlı bir söz olduğunu bilmeyeniniz yoktur.
“Bu ülkeye
kominizim gerekiyorsa, onuda biz getiririz.” Diyen Nevzat Tandoğan’ın belirttiği
gibi, din lazımsa, onuda kolayca halledebilirler. Nasıl olsa çarklar onların
istediği şekilde dizayn edilmiş.