Sevgili
okurlarım, Hazreti Peygamber efendimiz peygamberlikle görevlendirilmeden önce,
O’nun geleceğini müjdeleyen ve kavmini O’nun getireceği dine davet eden bir mümin.
Kavmini Onun aşağıdaki hitabı beni çok
etkiledi, sizinle paylaşmanın faydalı olacağı kanaatindeyim. Bu kutlu doğum
haftası anısına okumanızı ve ibret almanızı umarım.
Kuss bin Sâide,
İyâd kabilesinin reisi olup İsa (Aleyhisselam)’ın dinînde, muvahhit(bir olan
Allah’a inanan) ve şair bir insandı. Onun, Ukâz Panayırı’nda, aralarında
Hazret-i Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’in de bulunduğu bir cemaate
yaptığı ve Peygamber efendimizin gönderileceğinden bahseden şu meşhur hitabesi
pek ibretli ve hikmetlidir:
“Ey insanlar!
Geliniz, dinleyiniz,
belleyiniz, ibret alınız! Yaşayan ölür, ölen fena bulur(yok olur), olacak
olur. Yağmur yağar, otlar biter; çocuklar doğar, anaların babaların
yerini tutar. Sonra hepsi mahvolur gider. Vukuatın (meydana gelecek olayların)ardı
arkası kesilmez; hepsi birbirini takip eder. Dikkat edin, söylediklerime
kulak verin! Gökten haber var; yerde ibret alacak şeyler var! Yeryüzü
serilmiş bir döşek, gökyüzü yüksek bir tavan. Yıldızlar yürür, denizler
durur. Gelen kalmaz, giden gelmez. Acaba vardıkları yerden memnun oldukları
için mi orada kalıyorlar; yoksa alıkonulup da uykuya mı dalıyorlar…
Yemin ederim,
Allah’ın indinde bir din var ki, şimdi bulunduğunuz dinden daha sevgilidir.
Ve Allah’ın gelecek bir Peygamber’i var ki, gelmesi pek yakındır. O’nun
gölgesi başınızın üzerine düştü. Ne mutlu o kimseye ki, O’na iman
edip de, O dahi ona hidayet eyleye! Vay o bedbahta ki, O’na isyan ve muhalefet
eyleye! Yazıklar olsun ömürlerini gaflet içinde geçiren ümmetlere!
Ey insanlar!
Gafletten sakının!
Her şey fanidir, ancak Cenâb-ı Hak Baki’dir. Birdir, şerik(ortak) ve naziri
(benzeri) yoktur. İbâdet edilecek yalnız O’dur. O doğmamış ve doğurmamıştır.
Evvel gelip geçenlerde bizler için ibretler çoktur.
Ey İyâd kabilesi!
Hani babalarınız ve dedeleriniz? Hani müzeyyen kâşaneler ve taştan
haneler yapan Ad ve Semûd? Hani dünya varlığına mağrur olup (aldanıp) da
kavmine hitaben «Ben sizin en büyük Rabbinizim.» diyen Firavun ve Nemrut?
Bu yer, onları değirmeninde öğüttü, toz etti. Kemikleri bile çürüyüp
dağıldı. Evleri de yıkılıp ıssız kaldı. Yerlerini şimdi köpekler
şenlendiriyor. Sakın onlar gibi gaflet etmeyin. Onların yolundan
gitmeyin. Her şey fani, ancak Cenâb-ı Hak Baki’dir.Ölüm ırmağının girecek
yerleri var, ama çıkacak yeri yok!.. Küçük büyük herkes göçüp gidiyor.
Herkese olan bana da olacaktır.” (Beyhakî, Kitâbü’z-Zühd, II, 264;
İbn-i Kesîr, el-Bidâye, II, 234–241; Heysemî, IX, 418)
Kuss bin Sâide
bu güzel sözleri söylerken bahsettiği son peygamber Hazret-i Muhammed
Mustafa (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’in orada bulunduğundan habersizdi.
Bir müddet sonra da vefat etti. Ancak kabilesi, peygamberlik geldiğinde
gelip Allah’ın Rasûlü’ne iman ettiler.
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) onlara:
“–Kuss bin Sâide’nin,
Ukâz Panayırı’nda deve üzerinde: «Yaşayan ölür, ölen fena bulur, olacak
olur!» diyerek hutbe okuduğu hiç hatırımdan çıkmaz. Bu hutbeyi okuyabilecek
kimse var mı?” buyurdular.
Heyet, o hutbeyi
kabilelerinden hemen herkesin okuyabileceğini söylediler. Âlemlerin
Efendisi buna çok sevindi. Orada bulunan Ebû Bekir (Radıyallahu anh) da:
“–Ya Rasûlallâh,
o gün ben de oradaydım, söylediklerinin hepsi ezberimdedir.” dedi
ve hutbeyi baştan sona kadar okudu. Arkasından İyâd kabilesinden biri kalkıp
Kuss bin Sâide’nin şiirlerinden okudu. Bu şiirlerde Peygamberim iz’in
soyu olan Hâşimoğulları’ndan büyük bir peygamberin çıkacağı, açıkça
bildiriliyordu. (İbn-i Kesir, el-Bidâye, II, 234–241)
Rasulü Kibriyâ
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) Efendimiz, Kuss bin Sâide hakkında şöyle
buyurdular:
“Allah Teâlâ,
Kuss bin Sâide’ye rahmet eylesin! O kıyamet günü ayrı bir ümmet olarak
ba’solunacaktır!(diriltilecektir)” (İbn-i Kesîr, el-Bidâye, II, 239)