İnsanın kendinin yanı sıra Yüce Yaratanına ve yaşamış olduğu
insanlara karşı sorumlulukları vardır. Bu sorumluluklar içerisinde dünya ve
ahiret hayatının güzelliklerinden istifade etmenin yolu ise güzel ahlaktan
geçmektedir. İslam Dini insanlar için en güzel ahlak ilkelerini getirmiştir.
Nitekim Sevgili Peygamberimizin gönderilmesinin en temel sebebi güzel ahlakın
tamamlanması içindir. Hz. Peygamber (s.a.s) ahlakın önemine bir hadisinde şöyle
işaret etmektedir. "Mü'minler arasında imanca en kâmil olanı, ahlâkça en
güzel olanıdır. (Kütüb-ü Sitte Hadis No:1674)
Ahlaki ilkeler ise Hacı Bektaş-ı Velinin ifadesiyle “eline-beline-diline
sahip ol” şeklinde çok güzel bir vecize ile özetlenmiştir. Eline-diline-beline
sahip ol cümlesi çok küçük bir cümle olup anlam açısından insanlara çok büyük
güzellikler kazandıracak bir ifadedir. Çünkü bizlerin yaşantılarını kemale
eriştirecek ahlaki düsturların başında, belimizden yani, gayri meşru
ilişkilerden kaçınarak ailevi hayata önem vermek,elimizden yani
bizden çıkacak her türlü davranışımızda kötü yolu tercih etmeden hayırlar
içerisinde bir hayat tarzı geçirmek, dilimizden yani sözü doğru, gönül
kırmadan güzel söylemek gelmektedir.
Güzel
bir vecize haline gelen “eline-beline-diline sahip ol” sözünü Kur’an ve Sünnet
ışığında her birini ayrı bir başlık altında değerlendirmeye çalışacağız.
1-Eline Sahip Olmak: Eline sahip olmaktan maksat, elimizden çıkacak bütün işlerde
ölçülü olmak, Yaratanımızın ve birlikte yaşadığımız insanların razı olacağı her
türlü hareketi gerçekleştirmektir. Nitekim İslam Dini kişinin kendisine ait
olmayan bir malı çalmayı, ister kendi şahsı olsun isterse başka bir can olsun
cana kast etmeyi haram kılmıştır. Kendimize ait olmayan malları haksız
sebeplerle kendi malımıza dâhil etmemizi Yüce Rabbimiz Kuran-ı Kerimde
yasaklamıştır. Konumuzla ilgili ayetler şöyledir. “Ey iman edenler! Karşılıklı
rızaya dayanan ticaret olması hali müstesna, mallarınızı, bâtıl (haksız ve
haram yollar) ile aranızda (alıp vererek) yemeyin. (Nisa, 4/29) buyurarak
bizlerin haksız kazanç elde etmemiz yasaklanmıştır.
İnsanoğlu yaratılmışlar içinde en kıymetli varlıktır. İnsanoğlunun
canı şereflidir. Haksız şekilde sonlandırılması dinimizce yasaklanmış, bir
insanı öldürmek bütün âlemi öldürmeyle, bir canı yaşatmayı ise bütün âlemi ihya
etmeyle eşdeğer tutulmuştur. Yüce Rabbimiz bu hususa şöyle işaret etmektedir.
“…Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak
karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de
birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır…”
(Maide, 5/32)
3-Beline Sahip Olmak: Beline sahip olmaktan maksat ise; İnsanın nefsinin gayri meşru
isteklerine karşı çıkması, nikâhlı ve helali olmayana meyletmemesi; harama
"uçkur" çözmemesi ve zina yapmamasıdır. Son zamanlarda bu konu bir
olay neticesinde daha da güncel hale gelmiştir. İddialara göre yaşı ilerlemiş
olmasına rağmen deneyimli bir siyasetçi beline hâkim olamayarak şeytana
uymuştur. Savunması “komplodur” diyerek geçiştiriyor. Ama ısrarlara rağmen bir
türlü “ben o odaya girmedim, o işi yapmadım diyemiyor. Sadece beni niye deşifre
ettiniz, bana niye komplo kurdunuz diyerek kendisini savunmaya çalışıyor. İşte
bu tam bir ahlak erozyonudur. Ahlaksız bir işi “aile mahremiyeti” diyerek
geçiştirmektir. Aile mahremiyeti kişinin kendi ailesi ile özel odasında olur.
Yüce Dinimiz meşru olan yolları helal kılmış gayri meşru
ilişkileri haram kılmıştır. Nitekim Mü’minun süresi ilk ayetlerinde gerçek
kurtuluşa erenlerin özelliklerinden bahsedilirken “Onlar ki, ırzlarını
korurlar.” ifadesi zikredilmektedir. Ayrıca İslam Dininde evlilik müessesesi
desteklenirken gayri meşru ilişki olan zina haram kılınmıştır.
Zina, Kuran-ı Kerimde yasak olarak zikredilmiş ve zinadan uzak
durmamız bizlerden istenmiştir. Ayet-i kerimede şöyle buyrulmaktadır.“Zinaya
yaklaşmayın gerçekten o ‘çirkin ' ve kötü bir yoldur.” (İsra, 17/32)
Velhasıl böyle kitleleri peşinden sürükleyen, Liderlik vasfı
taşıyanların atacakları adımlar son derece önemlidir.
Nefsimizin istediği her türlü şehevi arzuyu yerine getirmeye
kalkışırsak insani vasıflarımızın dışına çıkmış oluruz. Nitekim bizi yaratılan
diğer mahlûklardan ayıran en önemli özelliğimiz akli melekemizi kullanmak
suretiyle iyi olan ile yanlış olanı ayırabilme gücümüzün olmasıdır.
2-Diline Sahip Olmak: Dil görünüşte bir et parçası olsa bile yapmış olduğu icraat
bakımından çok önemli organlarımızdan biridir. Nitekim iyi bir şeyin ve ya kötü
bir şeyin ifade edilmesi dil iledir. Sevgi ve nefret sözcükleri hep dilden
dökülür. İnsanların gönlünü almak veya onların gönlünü yıkmanın en kolay yolu
dildir.
Yüce Rabbimiz Kuran-ı Kerimde dilimizi korumamızı istemiş,
dilimizden çıkacak her türlü kötü şeylerden uzak durmamızı ve her daim iyi
şeylerle uğraşmamızı istemiştir. Konumuzla ilgili Kuran-ı Kerimde iyi söz ile
kötü sözün önemine şöyle işaret edilmektedir.
“Görmedin mi Allah nasıl
bir misal getirdi: Güzel bir sözü, kökü (yerde) sabit, dalları gökte olan güzel
bir ağaca (benzetti). (O ağaç), Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Öğüt
alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir. Kötü bir sözün misali, gövdesi
yerden koparılmış, o yüzden ayakta durma imkânı olmayan (kötü) bir ağaca benzer.”
(İbrahim: 14/ 24-26)
Kuran-ı Kerimin değişik birçok ayetinde sözün önemine işaret
edilmektedir. Konumuzla ilgili birkaç Ayet-i Kerime ise şöyledir.
“Kullarıma
söyle, sözün en güzelini söylesinler. Sonra şeytan aralarını bozar. Çünkü
şeytan insanın apaçık düşmanıdır.” (İsra: 17/53)
Hz. Peygamber
Efendimiz doğruluğun önemini yalanın felaketini bir hadislerinde şöyle ifade
etmektedir.
“Hiç şüphe yok ki, doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete
götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddık (doğru sözlü) diye
yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülükte cehenneme götürür. Kişi yalan
söyleyerek Allah katında kezzab (çok yalancı) diye yazılır.” (Buhari, Edeb, 69)
"Kıyâmet günü, mü'minin mizanında güzel ahlâktan daha ağır
basan bir şey yoktur. Allah Teâla hazretleri, çirkin düşük söz (ve davranış)
sahiplerine buğzeder." (Tirmizî, Birr 62,) Hz. Peygamber yine bir
hadisinde insanların dünyada kendisine en sevgili olanın, ahirette ise, en
yakın olan kişinin vasfını şöyle işaret etmektedir. "Bana en sevgili
olanınız, kıyamet günü de bana mevkice en yakın bulunacak olanınız, ahlâkça en
güzel olanlarınızdır. Bana en menfur olanınız, kıyamet günü de mevkice benden
en uzak bulunacak olanınız, gevezeler, boşboğazlar ve yüksekten
atanlardır." (Tirmizî, Birr 77)
Ayetlerde yüce Rabbimizin, hadis-i şeriflerde ise Sevgili
Peygamberimizin istekleri incelendiği zaman göreceğiz ki; Söz doğru olduğu
müddetçe değer kazanan kişiye dünya ve ahiret mutluluğunu getiren bir unsurdur.
Yalanla, iftira ile, gıybetle, küfür sözleri söylemekle, boşboğazlık ve
gevezelikle yapmakla kazanacağımız hiçbir güzel şey yoktur ve bu saydığımız
şeyler bizim için fayda getirici değil zarar getirici şeylerdir. Sonuç
itibariyle Rabbimizin ve yaşam bulduğumuz yerdeki insanların razı olmayacağı
kötü sözleri söylememeli, yayılmasına izin vermemeli, kötü sözlerin söylendiği
yerlerde bulunmamaya özen göstermeliyiz. Unutmayalım ki, Baki kalan bu dünyada
bir hoş sedadır.
Yüce Rabbim ahlaki boyutta kemale ermeyi,
kendisinin ve birlikte yaşadığımız insanların razı olacağı bir hayat geçirmeyi
nasip etsin.