Değerli okurlarım, Yüce Allah, var ettikleri
içinde insanı, en mükemmel olarak yaratmış, ona güzel bir fiziki yapı vermiş,
hayatını devam ettirebilmesi için de iyiyi kötüden ayırma kabiliyeti olan akıl
vermiş, kalbindeki duyguları ve aklında kurguladıkları şeyleri ifade etmesi
için de ilahi bir lütuf olan dil vermiştir. Rabbimiz insanların her hususta
iyilikler ve güzellikler içerisinde olmalarını arzu ederken, kendilerine
yakışmayacak çirkinliklerin de her çeşidinden uzak durmalarını öğütlemektedir.
Nitekim Kur’an-ı Kerim’de “Müminler gerçekten kurtuluşa
ermişlerdir. Onlar ki, namazlarında derin bir saygı içindedirler. Onlar ki
faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler.” buyrularak, kurtuluşa eren
müminlerin özellikleri arasında faydasız şeylerden ve boş laflardan yüz
çevirmek de zikredilmiştir.
Bize verilmiş büyük nimetlerden biride “dil” dir. Görünüş
itibariyle küçük bir et parçası olan dil, yaptığı işler bakımından büyük bir
vasıtadır. İyi veya kötü düşünceler dil ile açıklanır. Sevgiler ve nefretler
dil ile ifade edilir. Hak olsun batıl olsun ilmi izahatların hepsi dil
aracılığıyla ortaya konulur. Nitekim imanı açıklayan da, küfrü söyleyen de
dildir. Dil, kendine sahip olunduğu ve hayırlı işlere sevk edildiği zaman
Peygamber müjdesiyle Cennetin garantisi, başıboş bırakılıp şer işlere
bulaştırıldığı zaman ise felaketin habercisidir.
Dilin tehlikesi çok büyüktür. Müslüman ise kendini her
türlü kötülükten korumalıdır. Bu sebeple faydasız, saçma, çirkin olan söz ve
deyimleri kullanmaktan, sövme ve edepsiz laflar gibi insana yakışmayan
şeylerden, yalandan, gıybetten, söz taşımaktan, kötü lakap takmaktan ve batıl sözlerden
korunmak gerekir.
Kişinin namazı, orucu, zekâtı, haccı ve diğer bütün
ibadetleri kendisini iyiliklere ve sevaba ulaşmasını sağlar. Ancak Allah’ın
rızasını kazanmak ve cennete ulaşmak için bunlar yeterli değildir.
İbadetlerimizle beraber ahlaken kemale ulaşmamız gerekmektedir. Âlemde var
olanlar içinde en şerefli olarak yaratılan bizler için, dünya mutluluğu ve
ahiret huzuru için, Yaratanımızın bizlere vermiş olduğu nimetleri verilme
gayesine göre kullanmamızla mümkündür. Özellikle kul hakkına giren sövmek,
hakaret etmek, yalan söylemek, gıybet etmek, iftira etmek, alay etmek ve söz
taşımak gibi manevi hastalıklardan dilimizi korumamız gerekir.
Peygamberimiz: “Mümin, insanları lanetlemeyen, kötü söz
ve çirkin davranışlar sergilemeyen kimsedir.” buyurmuşlardır.
Yüce Allah bizleri her türlü afetlerden emin eylesin
diyor, O’nun affına erenlerden olmamız dilek ve temennilerimizle…