Aslında, HACET KÖYÜ, BERAT AYI başlığı daha uygun düşebilirdi bu yazıya.
Çünkü, söz konusu olan şey Cumartesi günü kalabalık bir grupla ziyâret
ettiğimiz HACETKÖYÜ idi. Vesîle de, köye kazandırılan Osmanlı tarzı câmiydi.
Câmiin yapılmasına, hepimizin yakından tanıdığı, bir zamanlar Ulubey Merkez
Câmi ve daha sonraları da Ordu Köprübaşı Câmilerinde görev yapan Veysel TATLI Hocamız ve âilesiydi.
Hocamızın mâlikânesi de, camiye, yakın denecek bir mesâfede. Sık evler, bir
kasaba görüntüsü de kazandırmış köye. Dükkândan öte, güzel bir market te var.
Burası Bulancak’tan 13 km.
içerde, yükseltiler arasında oldukça düz sayılabilecek, plâto niteliğinde güzel
bir köy. Oradan Bulancak sâhillerini
izlemenin doyumsuz bir zevki var. Toprak olarak da çok verimli olduğu
gözüküyor. Yazarımız MehmetAli AYDIN Beyi, asfalt olmasına rağmen
oldukça dar sayılabilecek ve aynı zamanda bol virajlı, iki arabanın çoğu yerde
yan yana geçişemediği bu yolları aşarak sık sık buraya kaçmasını sâdece hanım
köyü olmasına bağlamak biraz haksızlık olur gibi geliyor bana.
Gerçi çok tanıyabildiğimizi söyleyemeyiz ama, ilk intibâ îtibârıyle,
köy hakîkâten güzel, verimli, tatlı bir köy. Oraya varana kadar
yokuş-bayır, oradan ilerisi de derin bir vâdi, iniş-yokuş; lâkin burası iki
vâdi arasında bir yüksek ova misâli. 7 Ekimde yapılacak resmî açılışa, müftü Şâban SADAN Hoca, herkesi dâvet etti.
Katılabilirsek, daha da yakından tanıma fırsatı buluruz inşâllâh. Ancak, benim
hanım köy Yaraşlı’yı YARAYIŞLI Köy
olarak nitelediğim gibi, bu köyün de, her şeyden önce Mehmet Ali AYDIN Bey için gerçek anlamda bir HÂCET Köyü olduğu muhakkak.
Latîfesi bir yana, bu güzel köyün ismi de en az kendisi kadar güzel ve
anlamlı. Bu adın bir hikâyesi olmalı. Hem de, hatırı sayılır gerekçe ve sebeplerin
süslediği, kültürel motifleri zengin bir hikâye. Bolluk-bereketi; memleketin
kıraç ve yoksul dönemlerinde, her hâcet ve ihtiyâca cevap veren bir vâriyeti mi
ifâde ediyor, yoksa mânevî husûsiyetler de mi söz konusu, inşâllâh öğreneceğiz.
Aslında, tüm köylerimizin ve oralardaki belli-başlı yerlerin isimlerinin
hikâyesi araştırılıp yazılsa, neredeyse bir külliyât çıkar ortaya. Ama,
neylersiniz ki, böyle merak ve tutkularımız yok. Her neyse; burası ayrı ve
bambaşka bir konu.
O gün Câmi doldu taştı. Çünkü,
sohbet için çok özel bir misâfir dâvet edilmişti; Osman Nûri TOPBAŞ. Hoca Efendi, ülkemizin yetiştirdiği, tüm Türk ve
İslâm Dünyâsında faaliyetleriyle tanın bir hizmet kervanını yürüten önemli
kanaat önderlerinden biri. Veysel TATLI Hocamız da bu anlamda Kafkas boylarında
yapılan hizmetlerle ilgileniyor. Birkaç sene önce Mehmet Ali Bey ve Suat
Kardeşle berâber kendisinin misâfiri olarak dolaştığımızda yapılan hizmetleri,
okuları, kursları, ilâhiyât fakültesi binâlarını bizzat gördük. Allâh(CC)
öncülük edenlerden, destek çıkanlardan, bizzat ya da duâ ederek katkıda
bulunanlardan, cümlesinden râzı olsun.
Veysel Hoca’nın imâmeti ve AhmetÖNEY’in tilâvetinden sonra Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi konuştu.
Konu tamâmen mescid ve câmi yapmanın önem ve fazîleti, câmi ve mescidin ilk
yapılışı, anlam îtibârıyle mâhiyeti, bu günkü fonksiyonu,
mü’min-mescid-namaz-cemaat birlikteliği, namazın önemi gibi konulara değinildi.
Gerçek namazın nasıl olması gerektiği anlatıldı. Buradan BERATGECESİ’ne
gelinerek, bu gecenin çok iyi değerlendirilmesi, tüm hâcetlerin Allâh’a arz
edilmesi, bu gecenin fazîletinin idrâkinin önemli olduğuna vurgu yapıldı.
Erzurum’dan, Samsun’a, Fatsa’dan Azerbaycan’a, İstanbul’dan Giresun’a
bir çok yerlerden misâfirlerin duygu ve dikkâtle dinlediği ve yer yer
değineceğimiz sohbetin ardından tüm katılımcılara ikram yapıldı. Câmi,
müştemilât larak, alt katı ve ilgili birimleriyle, üst avlusuyla berâber
gerçekten bir şaheser. Hocaefendi’nin de ifâde ettiği gibi, bundan sonra burayı
değerlendirmek, cemaatle doldurmaya çalışmak hedef olmalıdır.
Bu akşam Berat Kandili. Hocaefendimizin de sohbet esnâsında değindiği
gibi, Müslümanların, Mescid-i Aksâ’nın kurtulmasına liyâkât kesbetmeleri
gerekli. Bunun için duâdayız. Gayretlerimizin hedefinde tüm
mescidlerimizin, mekânlarımızın ve insanlarımızın hidâyet, istikâmet, ferah,
hürriyet ve kurtuluşu var. Bu gecenin şuurla idrâk edilmesi, arınmalara,
durunmalara, daha soylu duruş ve başarılara vesîle olması en büyük dileğimiz.
HâcetKöyümüzüncâmiihayırlıolsun.
Kandilimiz, maddî-manevî tüm ihtiyâç ve hâcetlerimizin dille, duâyla, ibâdet ve
taatlarla en güzeliyle ifâde edilip, Hak katından feyiz ve bereketlerle cevap
bulmasına, sonuç îtibârıyle dünyevî-uhrevî Beratlara vesîle olsun inşâllâh.
Üç Ayların 2.sindeyiz. Ramazana ramak kaldı. Rabbimiz, tüm bu mânevî
zaman
dilimlerinin kadr ü kıymetini bilmeyi, bu şuur üzere yaşamayı nasip
eylesin.
Bu mânevî süreçlerin, milletimiz, memleketimiz, tüm İslâm âlemi
ve beşeriyet için hayırlar, bereketler ve beratlara vesîle olması
dileğiyle,
sizlerin, bizlerin ve cümlemizin kandilleri mübârek olsun duâ ve
dilekleriyle