İslam dininin temel kaynağı K.Kerim ve sevgili Peygamberimizin hadislerine dikkatlice bir göz atacak olursak, her zaman ve her halükarda ümitli olmamak için hiçbir sebep yoktur.Müslüman daima ümitli olur.Hayata sevgi ile bakar.Yaşamı sever.Kendisi ve çevresi için iyilik düşünür, iyilik yapar. Beşer olarak yaptığı kusurları ve yanlışları olmuşsa Allah’tan af diler.
Yüce Allah, kullarının zafiyetlerini bildiği için günahlara bire bir ceza verirken, iyiliklere ise bire on sevap yazmaktadır. Bu durum En’am Suresinin 160. ayetinde şöyle bildirilmektedir:
“Kim (Allah huzuruna) iyilikle gelirse ona getirdiğinin on katı vardır. Kim de kötülükle gelirse o sadece getirdiğinin dengiyle cezalandırılır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.”
İbn-i Kesir tefsirinde anlatıldığına göre:
İhtiyar bir adam Hz. Peygambere gelerek şöyle dedi:
-Ya Rasülallah! Küçük büyük demeden bütün günahları işlemiş olan, hataları bütün insanlara taksim edilse, hepsini helak edebilecek kadar çok olan, isyankar ve vefasız bir adam için Allah’ın affı ve bağışı var mıdır?
Hz. Peygamber, bu adamın kendi kendini tarif ettiğini sezinleyerek şöyle buyurdu :
-Sen İslam dinini kabul ettin mi?
-Ben mi Ya Rasulallah? Ben Allah’ın birliğine, Muhammet’in (s.a) de Onun kulu ve peygamberi olduğunu kabul ve tasdik ederim.
Allah Resulü aldığı cevaba karşılık bu kişiye:
-Allah (dilerse) seni bu halinle affeder, senin günahlarını da sevaba dönüştürür. O kişi:
-İyi ama, Allah’a karşı bunca yaptığım günahlarım, gösterdiğim bunca vefasızlıklarım...Bunları da mı affeder?
-Evet, günahlarını da vefasızlıklarını da Allah affeder.
Allah Resulünün dilinden müjdeyi alan bu adam, tekbir ve zikir getirerek oradan ayrıldı.
Yukarıda geçen ayet ve hadis bizleri ümitli olmaya sevk etmektedir. Çünkü Allah’ın affının büyüklüğünü bildirmektedir. Cennete götüren yolların adedi ve genişliği, Cehenneme giden yolların adet ve genişliğinden daha çok ve daha geniştir. Mü’min olarak yaptığımız her işi iman şuuru ile yaparsak çok küçük gördüğümüz işler ve ameller sebebiyle Allah’ın rızasını kazanabiliriz.Yeter ki, birbirimizi aldatmayalım. Birbirimizin hakkını koruyalım. Birbirimizi sevelim.
Beyhakinin Şuabül-İmanında, Ebu Hüreyre (r.a) den rivayet edilen bir hadiste şöyle buyurulur : Mü’minlerden bir toplulukla birlikte Hz. Peygamberle beraberdim. Allah Resulü Cennetin özellik ve güzelliklerinden epeyce bahsetti. Dinleyen Mü’minler sordular :
-Ya Rasulallah! Bahsettiğiniz Cennetin makamlarına kimler yerleşecek?
Allah Resulü cevaben:
-Allah için birbiriyle sevişenler, Allah için birleşerek bir arada oturanlar ve Allah için birbirlerini ziyaret edenler Cennetin en üst makamlarına yerleşeceklerdir.
Ayet ve hadisleri artırmak mümkündür. Sadece ahret nimetlerine değil, dünyada da huzurlu bir yaşama ulaşmak için iman bilincimizi ve İslam anlayışımızı Kuran’dan almalıyız.
Numune olarak da Hz. Peygamber örneğimiz olmalıdır. İşte o zaman dünya güzelleşecek, yaşam huzurlu olacak.Tüm insanlar mutluluğu elde edecek.
Nihayet ahrette de sonsuz nimet olarak Cennet ve Cemalullah’a kavuşacaktır.
Bütün güzellik ve zenginliklerin kaynağı İslam’dır. İslam, doğruluktur, İslam barıştır, İslam mutluluğun kaynağıdır, İslam her halükarda ümitli olmaktır. Bize düşen sadece ona uymaktır.
Milli şairimiz merhum M. Akif Ersoy’un şu beytiyle sözümü noktalıyorum:
Ye’s öyle bataktır ki, düşersen boğulursun,
Ümide sarıl sımsıkı, seyret ne olursun……