İnsan, fıtratı gereği iltica etmeye muhtaç bir varlıktır.
Mü’min ; Yüce Allah’a sığınmanın zaruretini ruhunda duyan, bunun için Allah’a inanan, İslam Dininin gereklerine göre yaşamayı kabul eden ve böylece Allah’a teslim olan insandır.
Mü’min’in yaşantısı dualarla doludur. Çünkü, onun inandığı Yüce İslam Dini’nin düsturları fiili bir dualar manzumesidir. Özel olarak da kalp ve kafa diliyle Allah’a yakarmakla mükelleftir. Kur’an-ı Kerimde şöyle buyurulur :
“Rabbinize yalvararak için için dua edin...” (A’raf,186)
Dua ; muhtaç olan insanı, kudreti sonsuz, bilgili ve rahmeti sınırsız, dilediğini her an yapmaya muktedir olan Allah’a bağlayan manevi bir bağdır.
Dua; maddi ve manevi sıkıntıların şifa kaynağıdır.
Dua; ümit ve huzur menbağıdır.Yaşama aşkını canlı tutan bir rahmettir.
“ Dua; rahmet kapılarının anahtarı, mü’minin silahı, dinin direğidir. Dua ibadettir,ibadetin özüdür.” (Sünenüt-Tirmizi, Hadis no:3368-69)
Dua dudaktan değil, kalpten gelmelidir.
Dua ile başlayan bir iş, iyilik, şeref ve zaferle süslenir, hayırla neticelenir.
Yüce Rabbimiz kendisine dua edilmesini emrederken ,yapılan dualara da icabet edeceğini vaat etmektedir. Bununla ilgili Kur’an-ı Kerimde şöyle buyurulur:
“ (Ey Peygamber) kullarım sana beni sorduğunda (söyle onlara) : Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki, doğru yolu bulalar.” (Bakara,186)
İnanan insanlar ömürlerinin sonuna kadar dua etmeye devam ederler. Dua etmekten vazgeçenler, inancını yitirenlerdir. Bu hususta K.Kerimde şöyle buyurulur :
“Rabbiniz buyurdu ki : Bana dua edin ; size karşılığını vereyim. Bana ibadet etmekten (duadan) büyüklenip yüz çevirenler muhakkak küçülmüş kimseler olarak cehenneme gireceklerdir.” (Mü’min, 60)
Yüce Rabbimiz bizlere dua etmemizi emrederken, dualarımızı kabul edeceğini de vaat ediyor. Ayrıca K.Kerimde hangi konularda nasıl dua edeceğimiz de bildirilmektedir.
Aşağıdaki dua ayetleri örneklerden bazılarıdır :
“ (Rabbimiz!) Bizi (inanç,söz iş ve ahlakımızda) doğru yola ilet...Kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna erdir.” (Fatiha, 6-7)
“Ey Rabbimiz! Bize dünyada iyi hal, güzel ahlak ver...Ahirette de, iyi hal ihsan et, bizi cehennem azabından koru.” (Bakara, 201)
“Ey Rabbimiz!Üzerimize (yağmur gibi) sabır yağdır.Bize sebat ver.” (Bakara, 250)
“Ey Rabbimiz! Bize hidayet verdikten sonra kalplerimizi saptırma. Katından bize rahmet ihsan et.” (Âl-i İmran, 8)
“Rabbimiz! Nurumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü sen her şeye kadirsin...”(Tahrim, 8)
“…Rabbimiz ilmimizi artır.” (Tâhâ, 114)
“Ey Rabbimiz! Unuttuk yahut yanıldıysak bizi tutup sorguya çekme...Ey Rabbimiz! Güç yetiremeyeceğimizi bize taşıtma. Bizi affet! Bizi bağışla! Bize acı! Sen bizim mevlamızsın. Kafirler topluluğuna karşı bize yardım et.” (Bakara, 286)
Yüce Rabbimiz sadece kendimiz için dua etmemizi yeterli bulmuyor.
Ahiret alemine intikal eden tüm geçmişlerimizin bağışlanması için dua etmemiz istenirken, gelecek nesillerin hayrı, iyiliği ve mutluluğu için de dua etmemiz istenmektedir.Bu hususlar aşağıdaki Kur’an ayetleri ile bildirilmektedir.
“Ey Rabbimiz! Beni, anamı ve babamı ve bütün iman edenleri bağışla.” (İbrahim, 41)
“Ey Rabbimiz! Bizi ve iman ile bizden evvel geçmiş olan kardeşlerimizi bağışla. İman etmiş olanlar için kalplerimizde bir kin bırakma.”(Haşir, 10)
“Ey Rabbimiz! Bize zevcelerimizden ve nesillerimizden gözlerimizin sevinci olacak iyi kimseler ihsan et.” (Furkan, 74)
“Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazı devamlı kılanlardan eyle; ey Rabbimiz! Duamı Kabul et!” (İbrahim, 40)
Yüce Yaratıcımıza, öğrettiği dualarla yalvaralım. O’na dayanalım.Ona yönelelim.Ondan isteyelim. Onun hazinesi ve zenginliğinin sınırı yoktur. Yeter ki biz isteklerimizi Ona arz etmeyi bilelim. Dua’da ve tüm amellerde aslolan samimi olmaktır. Dua dudaktan değil, kalpten gelmelidir. Dua, korkuyu giderip insana huzur verir. Dua, ruhun Allah ile karşılaşmasıdır. Dua ve ibadet Allah ile olmaktır. Allah ile olan kimse için yaşamakta, ölmekte hoştur. Medine-i Münevvere de medfun, Peygamber âşıkı, Ali ulvî KURUCU da(r.a.) dua hakkında şu veciz sözleri ifade etmektedir:
“Ne dilersen dile, dergahı açıktır Hakkın,
Olur olmaz şeylerle, vaktini mahvetme sakın”
Burada bir gerçeği ifade etmek yararlı olacaktır. İslam’ın temel kuralları iyi anlaşılmayınca büyük hatalar yapılıyor. Dua etmek demek; çalışmayı, sebebe sarılmayı bırakmak değildir. Bilakis yapacağımız işin maddi boyutunu tamamladıktan sonra duayı arkasından ilave etmektir. Duanın kabulü de buna bağlıdır. Bir yönüyle ameli ve sözlü duayı birleştirmektir.
Dua ile ilgili yazılarıma ileride yapacağım sohbetlerimde de değinmeyi umuyor, sizleri Allah’a emanet ediyorum sevgili okuyucularım.