Tedbirli ve tutumlu olmak,
rahat ve huzurlu yaşamanın ilk şartlarındandır. Her insanın en büyük
sermayesi ömürdür. Sermaye iyi kullanılırsa kişiyi iki dünyada mutlu der.
Sıkıntı ve mutsuzluğun temelinde verilen sermayeyi yanlış kullanıp israf etmek
yatmaktadır.
Bu dünyada bir yerden bir
yere seyahat ederken, tatile çıkarken yolculukta lazım olabilecek her çeşit
ihtiyacımızı yanımıza alırız. Yolda ve gittiğimiz yerde sıkıntı
çekmeyelim.Ayrıca bir takım adres
bilgilerini de yanımızda bulundururuz ki, gerektiğinde yararlanırız diye. Bu
yapılan iş doğrudur. Aklın ve mantığın gereği de budur.
Tedbir dünya işlerinde olduğu
gibi ahret işlerinde de gerekir. Hem de bu dünya için gösterdiğimiz ihtimamın
çok daha fazlasını ahret için göstermeliyiz. Zira dünya sınırlı, ahret
sınırsızdır. Ahret hayatımızın huzurlu ve güzel olması için de nelerin
yapılacağının adresi belli. O adreste; nasıl, nerede, neyi, niçin yapacağımız;
sıkıntılardan nasıl kurtulacağımız en ince teferruatına kadar anlatılmaktadır.
O adres; Kur’an-ı Kerimdir.
Bir Müslüman olarak ömrümüzün
ekseriyetini Kuran’dan bir tek kelime öğrenmeden geçiriyoruz. Hiç önemi olmayan
bazı bilgilere zaman ayırıyoruz da, Kuran öğrenmeyien sona bırakıyoruz. Sona bırakılan fırsata
da, ulaşamadan çok defa hayat sona eriyor. ‘Eyvah’ fayda vermiyor. Bir Müslüman
için bu durum çok acı bir hakikattir. Halbuki hayata Kuran’la başlamalıyız.
Bilgi öğrenme önceliğinde Kuran ilk sırada olmalı. Kuran’ı-Kerim’in bir ucu
Allah katında, diğer ucu yeryüzündedir. İnsanlar, Kuranın dünyadaki ucundan
tutarlarsa Allah’a ulaşırlar. Dünya ve ahret sıkıntılarından kurtulurlar.
Sevgili peygamberimiz
(s.a.v.): ‘Sizin en hayırlınız, Kuran’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir’
buyurmaktadır. Öyle ise dünya ve ahretin sıkıntılarından kurtulmak ve en
hayırlı bir insan ve ümmet olmak istiyorsak kitabımız Kuran’ı öğrenerek hayata
başlamalıyız. Dünya ve ahret mutluluğunun en açık ve en belirgin yol haritası Kuran’dır.
O, öğrenilmeden huzura erişilmez.
Öyle ise her Müslüman, hiç
zaman kaybetmeden kendini bir kontrol etmeli. Eksiklerini telafi etmek için
harekete geçmeli. Hiç olmazsa ömrünün kalan kısmını Kuran öğrenmekle ve Kuran
hizmetiyle geçirmeli. Özellikle, Ramazan Ayı böyle bir güzelliğe başlamak için
bir fırsat olmalı. Zira her çeşit iyiliği, ibadeti, ve güzel işleri tehir
edenler, sonra yaparım diyenler hep zarar etmişlerdir.