ordu-logo
Son Dakika
16 Ocak 2017 Pazartesi

“Bu gidişle fındık bahçeleri yabancı şirketlerin eline geçecek!”

12 Şubat 2016 Cuma, 11:49

 

Her yıl yaşanan fındık fiyatlarındaki baskılanmaların olağanlaştırılmaya çalışıldığı şartlarda üreticilerin ekonomik, sosyal, kültürel, eğitim ve sağlık nedenleriyle üretim alanlarından şehirlere göç etmesinin hükümetlerin çıkardığı tarım yasalarına bağlı olduğunu belirten Emek Partisi Ordu İl Başkanı Hikmet Poyraz’la fındık politikalarını konuştuk.

Fındık politikaları konusunda farklı açıklamalarla dikkat çekiyorsunuz, gereken ilgiyi görüyor musunuz?

Hikmet Poyraz; “Emek Partisi işçi ve emekçilerin partisidir. Ordu’da belirleyici olan fındık üreticileri olduğu için işçi ve emekçiler yanında fındık da ana çalışma alanımıza giriyor. Hükümetlerin uygulamaları sonucu yoksullaşan üretici köylüler ve çökertilen ülke tarımı partimizin gündemidir. Bu konuda etkin çabamız var. İlgi görüyoruz çalışmalarımızda. Genel konular yanında yerel konular da çalışma alanımızdır.”

“Biz de demiştik…”

Bugün fındıkta yaşanan fiyat sıkıntısının kaynağı nedir?

            Hikmet Poyraz; “Bunu özetle yanıtlarsam: Öncelikle 2000 yılı önemli bir dönüm noktası oldu. DSP-ANAP-MHP Hükümeti zamanında 4572 sayılı Birlikler yasası çıktı. Yasadan sonra birkaç yıl geçiş süreci yaşandı. Bu yasa ile taban fiyat belirlemesine son verildi. Taban fiyatla Fiskobirlik’in fındık alması tüccarı dizginliyordu. Ne zaman devlet desteği ortadan kaldırıldı, piyasa fındık alıcılarına(Tüccar komisyoncularına) kaldı. Tüccar ve ihracatçı ‘serbest piyasa kuralı’ diyerek fındığı ucuza almaya başladı. Fındığın 2-3 TL’ye kadar düştüğü zamanları yaşadık. Bugün fındık fiyatlarındaki düşüşün nedeni de serbest piyasa politikası. Serbest piyasa deyince fiyatları piyasa koşulları belirliyor diyorlar. Peki piyasa koşullarını kim belirliyor. Bu alanda ticaret yapan üç beş şirket. Yani fındığın fiyatı oluşurken şirketlerin serbestliği üretici köylünün de bu serbest piyasa dayatmasına mecburiyeti söz konusu. Dev şirketler üreticinin emeğini, ürününü sömürüyor. 2000’li yıllarda Ordu Soya Fabrikası yemekhanesinde yapılan toplantıya Emek Partisi olarak katılmış ve çıkarılan yasaların devamın geleceğini söyleyerek bugün yaşananların olacağını söylemiştik. Bugün gelişmelerden rahatsız olanların tümü serbest piyasayı ve devletin fındık alımından çekilmelerini savunuyorlardı. Bize de ‘Siz sosyalistler senaryo yazmayı seviyorsunuz’ demişlerdi. Şimdi kimin haklı çıktığını görüyorlar. Emek Partisi olarak bu politikalarla yarın nelerle karşılaşacağını da biliyoruz ve söylüyoruz.”

Fiskobirlik’in etkinliği neden yok edildi?

            Hikmet Poyraz; “Fındık sayesinde ülkeye en fazla döviz girdisi sağlanıyor. Bu pastayı üreticiler lehine paylaşmak istemediler. Özelleştirme furyasının birinci aşaması tamamlandı. Sıra Birliklere geldi. Birlikler de işlevsizleşince piyasaya ihracatçılar egemen olacaktı. Yavaş yavaş da istedikleri ortam hazır oluyor. Dünya Ticaret Örgütü ile yapılan tarım sözleşmeleri ve AB tarafından dayatılan tarım programları üreticilerin yoksullaşmasına ve topraklarından kopmasına neden oluyor. Fındık konusunda dünya üretimini Türkiye belirlediği için diğer tarım üreticilerin yaşadıklarını fındık üreticileri daha yaşamadı. Biliyoruz ki, yurtdışına buğday, pirinç, şeker satanken dışarıdan alan olduk. Hayvancılık bitti! Konya ilimiz kadar olan ülkeler bize tarım ürünleri satıyor. Alan Bazlı Destek ödemeleri de bu sancının hemen hissedilmemesi için pansuman görevini yapıyor.”

-4572 sayılı Birlikler Yasası’ndan sonra Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası çıktı. Bunu değerlendirir misiniz?

            Hikmet Poyraz; “Türkiye’de kamuoyunda tartışılmadan yasa çıkarılıyor ve çıkan yasanın içeriği bilinmiyor. Sorunlarla karşılaşınca yasa öğreniliyor. 4572 sayılı yasa da böyle oldu. Parti olarak 4572 sayılı yasa çıkarılmak istendiğinde bugünlerin nasıl olacağını anlatmıştık ama egemen güçler ve iktidar 4572 sayılı yasayı ‘kurtuluş reçetesi’ olarak tanıttı. Bugün yaşadıklarımız ortada. 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nda 30.4.2014 tarihinde 6537 sayılı kanunla değişikliklere gidilerek tarım arazilerinde miras yolu ile parçalanmalar engellendi. Bu yasa ile topraklar şirketlerin eline geçecek.”

“Bahçeleri alacaklar”

-Bu nasıl olacak? Toprakların parçalanmaması daha iyi değil mi?

Hikmet Poyraz; “Bakıldığında üretim açısından toprakların parçalanmaması olumlu gibi gözüküyor. Ancak izlenen politikalar üreticileri üretim alanından koparıyor. Şehirlere göç edenler yazın gelip fındığın toplayıp gidiyor. Bu yasa aslında tarım (şirket) çiftliklerinin kurulmasına hizmet edecek. Zaten eski Tarım Bakanı Mehdi Eker’de “ya köylüler şirketleşecek ya da şirketler tarım yapacak” diyerek ülke tarımına ilişkin politikalarını açıklamış oldu. Şu an böyle tehlike yok ama 10 yıl sonra bakacağız ki, fındık bahçeleri yabancı- yerli çikolata şirketlerinin olmuş! Bugün fındık bahçelerinde dolaşan, sözde çocuk işçiliğine hayır kampanyası yapan çikolata devleri yarın fındık bahçelerini kiralamanın ya da satın almanın hazırlığını yapıyor.

– Bu iddialar çok ciddi. Nasıl olacak, örnekler misiniz?

            Hikmet Poyraz; “Burada kapsayıcı aktarma yapamayacağız. Özetleyeceğim ama herkes internetten yasayı okuyabilir. Şöyle özetleyeyim. Bölge, il, ilçe özelliklerine, ürün çeşitliliğine göre tarım arazilerinin bölünemezlik sınırı farklı farklı. Ordu’da müstakil tapu, dikili arazide 10 dekar (dönüm), örtüaltında ise 3 dekardan aşağı olamayacak. Bu yasaya göre süreç şöyle işleyecek: Miras yolu ile arazi bölündüğünde yasanın belirlediği orandan aşağı düşülürse pay yapılamayacak. Kardeşlerden (hissedarlardan) biri satın almak zorunda. Eğer hissedarlar biri almıyorsa- alamıyorsa devlet araziyi satılığa çıkarır ve parasını hissedarlara verir. Bu durumda hissedarlar satın alamadıklarında isterlerse satışı engellemek için arazi üzerinde şirket kurabilirler. Bu şirketleşme için toprağından göç eden zaten uğraşmaz. Zaten zor geçinen fındık üreticisi şirket giderleri nedeniyle ödeyemeyeceği borçlar altına girecek fakat asıl istenen üreticinin şirket kurmasından ziyade şirketlere fındıklığını satarak ya bahçede ya da şehirde işçi olması yönündedir.”

-Önemli konu, biraz daha açar mısınız?

Hikmet Poyraz; “Daha iyi anlaşılması için şöyle belirteyim: Üreticiler topraklarını terk etmiş, il dışından gelip fındık toplamak zor. Bu nedenle üretici satmayı ya da kiraya vermeyi düşünüyor. Devletin satışa çıkardığı araziyi alacak olan tek güç, çikolata devleri olacak. Ya da arazi satışa çıkmadan sözleşmeyle araziyi şirketlere kiralayacaklar. Sonuçta şu an kendi fındığını alacağı bahçeleri belirlemeye çalışan şirketler o zaman kendi bahçelerine sahip olmuş olacaklar.”

-Sözleşmeli tarımdan söz ediyorsunuz, bu nasıl gerçekleşecek?

Hikmet Poyraz; “2000 yılında başlatılan süreç son durağa yaklaştı. Çıkarılan yasalara bir iki tane yenisi eklenerek süreç tamamlanacak. Sözleşmeli tarım, üreticinin kendi bahçesinde işçi olmasını da gündeme getirecek. Çikolata şirketleri satın almanın dışında kimi arazi sahipleriyle sözleşme yapacaklar. Arazilerini belki de 49 yıllığına kiralayacaklar. Şirketin istediği şartlarda üretim yaparak fındığı şirkete verecekler. Fiyatı da şirket belirleyecek. Başlangıç olarak belki yüksek fiyat verecekler ama birkaç yıl sonra yeterli araziyi aldıklarında piyasayı kendileri belirleyecekler.”

“Üretici örgütü yok”

-Söylediklerinize göre fındık yerli-yabancı şirketlerin denetimine geçiyor, ne yapmalı?

Hikmet Poyraz; “Tüm bu gelişmelere karşı üreticilerin de yapabilecekleri var. Birincisi, siyasi mücadele ile çıkarılan bu yasaların iptalini sağlamak. Kendi çıkarlarına göre iktidarın oluşmasına katkı sunmaları. İkincisi de sendika, kooperatif altında örgütlenmek. Kendi, çıkarları doğrultusunda örgütlenmedikten sonra yapabilecekleri hiçbir şey yok. İhracatçı örgütlü. Ziraat Odalarına üretici örgütü olarak bakamayız. Onlar devlet tarafından kurulmuş ve yaptırım gücü olmayan örgütlenmeler. Köy köy, ilçe ilçe, il il kooperatifler kurulmalı. Üretici köylü örgütlenmeli ve bu örgütlenmenin bir ayağı da sendikalaşmak. Dünyanın 81 ülkesinde üretici köylüler sendikalaşmış. Fransa’da, Yunanistan’da köylü sendikaları 60-70’nci yıllarını tamamladılar. Tarımla ilgili her gelişmeye müdahil oluyorlar. Fiskobirlik artık bir şirket konumunda. Üreticilere ilaç olmuyor. Tarımda, kurbağanın suyunu yavaş yavaş ısıtarak öldürme politikası uygulanıyor!”

-Farklı ve önemli konulara dikkat çektiniz, son olarak üreticilere çağrınız nedir?

Hikmet Poyraz; “Üreticileri zaman zaman farklı gündemlerle bölüyorlar. Siyasi kamplaşma ile sorunlarından uzaklaştırılıyorlar. Ürünlerine, emeklerine sahip çıkmalılar. Üretici olarak siyasi farklılıklarını bir kenara bırakarak sorunları etrafında birlikteliklerini korumalılar. Altını çizerek belirteyim yeniden. Sendika ve kooperatif etrafında birleşmekten başka seçenekleri yok. Seçim zamanı fındıkla ilgili söylenenlerden gerçekleşen ne var. Herkes fındığa sahip çıkacağız diyor, o kadar. Şu an fındık fiyatındaki baskılamaya yönelik iktidarın –hükümetin- katkısı var mı? Seyrediyor üreticinin göç edişini, yoksullaşmasını.”

Parti olarak ne düşünüyorsunuz?

Hikmet Poyraz; “Yukarıda söylediğimiz sendikalaşma ve kooperatifleşme kurtuluşun ana adresi değil. Temel bakış siyasi bu iktidar kimin iktidarı sorusunda yatıyor. Hükümetlerin çıkardığı kanunlar kime yarıyor. İktidar ‘halkın iktidarı’ olmalı ki, sorunlar çözüm bulsun. Patronların, komisyoncuların, tüccarların bir araya gelerek kurduğu partiler oyu halktan alırken hizmeti şirketlere yapıyorlar. Bir tarafta emeği ile geçinenler diğer tarafta işçinin, emekçinin, üretici köylünün emeğini sömürenler. Bir tarafta sıvasız, çatısı akan evler diğer tarafta kameralı, güvenlik görevli siteler, villa kentler. Açlıktan ölen yok ama aç yatan çok. Bir tarafta borç harç hayvancılık yapan ithal yem ve saman yedirmek zorunda kalan üretici köylü diğer tarafta sürekli etiket artıran market zincirleri ve ithal Angus etleri. İşçiyi emekçiyi kölece çalışma koşullarına, üreticiyi toprağını terk etmeye zorlayan politikaların sorumlusu bu sistemin devamını sağlayan hiçbir parti ve iktidar halkın olamaz. Parti olarak işçi ve emekçilerin kendi iktidarlarını kurmaları için çabamız sürüyor.” Röportaj; Gözde Özgür

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
gaziantep escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri escort ataşehir antalya escort