ordu-logo
Son Dakika
21 Ocak 2017 Cumartesi
05 Mart 2016 Cumartesi, 09:03
MİTHAT BAŞ
MİTHAT BAŞ mithatbas@hotmail.com Tüm Yazılar

ADALETİNLE BİN YAŞA!

Son yıllarda ülkemizde çok önemli “dönüşümler” yaşanmakta. Her gün yeni bir olayla gündem bilerek değiştirildiği için de, bu dönüşümler dikkatlerden kaçmaktadır.

Önce anayasa değişiklikleri ile yurttaşların yarısına yakınının onay vermediği düzenlemeler yapıldı. Birçok doğrunun da içinde bulunduğu bu düzenlemelerde esas hedef, iktidarın yargı üzerinde söz sahibi olmasıydı. Bu başarıldı. Neler yaşayacağımızı önümüzdeki günler ve yıllarda hep birlikte göreceğiz. Sıra başka değişikliklere gelmişti. Bu değişiklikler de bir bir yapılmaya başlandı. Önce bir belediye başkanının “ricası” ile kamu kurumlarında çalışan personelin “görevi kötüye kullanma” nedeniyle almaları gereken cezalara yasa yoluyla indirim getirildi. Hâlbuki uygar bir ülkede, yolsuzluk ve hukuksuzlukları önlemek için bunun tam tersi yapılırdı. Sonra bazı önemli davalara bakan mahkemelerin hâkimleri değiştirildi. Daha sonra da Yargıtay’ın haksız tutuklamalara karşı bir önlem olarak tutukluların, hâkimler hakkında açmaları muhtemel tazminat davalarının önünü kesen yasal değişiklikler yapıldı.

Onunla da kalınmadı, iktidarın hoşuna gitmeyen mahkeme kararları gelmeye başlayınca özel olarak üretilmiş basından Bremen mızıkacıları gibi tek sesli bir karalama kampanyası başlatıldı. Hak, hukuk gibi kavramlar mı arıyorsunuz? Arayın ki bulasınız. Dürüstlük, insanca düşünme, etik değerler… Geçin bunları. Kimin çıkarı nerdeyse doğruluk ordadır ilkesi her yana hâkim oldu. Dün ak diyenlerin bugün kara demelerinin sebebi sadece çıkar. Herkesin kendine göre yorumladığı doğru sayılmaya başlandı. Ben kendi adıma insanları değerlendirirken düşünce yapılarına ve inançlarına göre değil, tutarlılıklarına göre değerlendirmenin en doğru yol olduğu kanaatine vardım. Bir insan, düşünce yapısında tutarsız ise, geçiniz onu. Benim için bu tür insanlar yok hükmündedir.

Yukarıda belirtilmişti ya, iktidarın hoşuna gitmeyen mahkeme kararları çıkmaya başlayınca bu kez özel üretilmiş basının yanı sıra üretilmiş mahkemeler de açılmaya başlandı.

Hani halk arasında bir söz vardır: “Ananı belleyen kadıysa…” diye. Tam da onu andıran bir görüntü. Atalarımız akıllıymış. Boşuna atasözü üretmemişler.

Bütün bunlar olurken aklıma o ünlü kadı fıkrası geldi. Hınzırlık değil mi bu fıkrayı sizinle de paylaşacağım:

Kadı, bir fırının önünden geçerken burnuna güzel bir koku gelmiş. Gözüne, vitrinde güveç içinde nar gibi kızarmış, sahibini bekleyen bir ördek ilişmiş. Fırıncıya giderek: “Ben bunu aldım” demiş. Kadıya itiraz edilir mi? Fırıncı hemen ördeği paketleyip kadıya vermiş. Az sonra fırına ördeğin sahibi gelmiş. “Hani bizim ördek?” deyince fırıncı boynunu büküp “Uçtu” demiş. Tutuşmuşlar kavgaya. O yumruk senin bu yumruk benim derken kavga büyümüş. Yakınlardan geçmekte olan bir gayrimüslim kavgayı ayırmak istemiş. Fakat kavga sırasında yumruğu yanlış atmak zorunda kalan fırıncı, onları ayırmak için araya giren gayrimüslim vatandaşın gözünü çıkarmış. Sonra da paniğe kapılıp kaçmaya başlamış. Fırıncı önde, ördeğin sahibi ve gözü çıkan vatandaş arkada fırıncıyı kovalarken aksilik bu ya, fırıncı arkasını görmediği bir duvardan atlayınca hamile bir kadının üzerine düşmüş. Kadın çocuğunu düşürdüğü için, kadının kocası da fırıncının peşine düşmüş. Can havliyle kaçan fırıncının çarptığı bir Yahudi vatandaş da kızıp onların peşine takılmış. Uzun kovalamacanın sonunda zaptiyeler hepsini yakalayarak mahkemeye kadının huzuruna çıkarmışlar. Kadı, sırayla sormuş. Ördeğin sahibi: “Bu adam ördeğimi iç etti” demiş. Kadı fırıncıya sormuş: “Ne yaptın bu adamın ördeğini?” Fırıncı “Ördek uçtu” demiş. Kadı, kara kaplı defterini açmış. “Ördeğin karşısında ‘tayyar’ yazılı, tayyar ‘uçar’ manasına gelir. O halde ördeğin uçması suç değildir, diyerek fırıncının beraatına karar vermiş. Gözü çıkan gayrimüslim vatandaşa sıra gelmiş. Onun şikâyetine de kara kaplı defterde bir madde bulmuş: “Her kim, gayrimüslimin iki gözünü çıkara, o müslimin tek gözünü çıkarıla” demiş. Davacı, “Ne olacak şimdi?” deyince kadı: “Ne olacak, fırıncı senin öteki gözünü de çıkaracak, biz de onun tek gözünü çıkaracağız” demiş. Tabi gayrimüslim öteki gözünden de olmamak için hemen davasından vazgeçmiş. Fırıncı bu davadan da beraat etmiş. Sıra çocuğunu kaybeden kadının kocasına gelmiş. Ona da kadı, “tamam,” demiş, “Karını vereceksin, bu adam yerine yeni bir çocuk koyacak.” Böyle olunca koca itiraz edip, karısını vermeyi kabul etmemiş. Fırıncı bu davadan da beraat etmiş. Kadı dönmüş Yahudi’ye: Senin şikâyetin ne?” demiş. Olayları dehşetle izleyen Yahudi ellerini açmış: “Ne diyeyim kadı efendi hazretleri?” demiş, “Adaletinle bin yaşa sen!”

Kim bilir bu yazıyı okuyunca neler düşünüyorsunuz? En iyisi bir de “vicdanınızın mahkemesi” ne diyor, siz onu dinleyin. Önemli olan da o zaten. Ne dersiniz?

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort Samsun Escort Bursa Escort mersinliescortt izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort oyuncak hikayesi 4 izle Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir