ordu-logo
Son Dakika
16 Ocak 2017 Pazartesi
03 Eylül 2016 Cumartesi, 13:04
SEVİNÇ E. KAMBER
SEVİNÇ E. KAMBER kambersevinc@hotmail.com Tüm Yazılar

Bir hikaye işte…

Küçük bir kasabanın birinde bir caminin tam karşısına arazisi olan adam, bir genelev inşa etmeye başlamış. İmam ve cemaat buna şiddetle itiraz etmişler. Ancak mal sahibinin kendi arazisi üzerine nasıl bir işyeri açacağına da yasal olarak karşı çıkamamışlar. Tüm cemaatin tek yapabildiği şey, imamın öncülüğünde bu genelev için her gün beddua etmekten öteye geçememişler.

İnşaat ilerlemiş ve açılışa birkaç gün kala her nasılsa şiddetli bir yıldırım düşmesi sonucunda inşaat yerle bir olmuş. Caminin cemaati bu olaydan duydukları büyük memnuniyeti saklamaya gerek görmemişler.

İnşaatın sahibi olan adam, cami imamının ve cemaatin direk veya indirekt olarak bu hasardan sorumlu oldukları iddiasıyla camiye karşı tazminat davası açmış.

Cami imamı ve cemaat, savcılığa verdikleri savunmalarında bu konuda herhangi bir şekilde sorumlu tutulmalarına şiddetle itiraz etmişler. Bu olayın kendi dualarından dolayı meydana gelmiş olabileceğini kabul etmemişler. Gerekli tüm belgeler tamamlanıp mahkeme günü geldiğinde hakim dosyayı dikkatle incelemiş ve taraflara dönüp: Bu konuda nasıl bir hüküm verebileceğimi bilmiyorum, demiş. Ancak dosyadaki tutanaklara bakarsak orada tuhaf bir durum var. Taraflardan biri duanın gücüne inanan bir genelev sahibi; diğeri ise duanın gücüne kesinlikle inanmayan bir imam ve camaati…

Bu hikayeyi okuyunca nasılda ‘cuk’ diye oturmuş günümüze dedim. Şekil olarak dinsizlerin menfaat ve çıkarları uğruna nasıl dindar gözüktükleri, kimi dindarlarında çıkarları uğruna dini inkar ettiklerini özeti. Tarih boyunca insanların inandığı ahlaki değerleri ve inançları saçma kalıplara sokup empoze edip çıkar gütmüşler. Ya da belirli bir kalıba sokup, toplumdan soyutlamışlardır.

İnsanoğlu geçmişten günümüze hep kendini kandırmıştır. Çoğunluğun kalıplarını sorgulamadan benimseyip yürürlüğünü de yitirince, çıkıp üzerine ahkam kesmişlerdir. Toplum olarak birbirimize saygınlığımızı, birlikteliğin korkmadan güvene dayandığını. Çıkarlar yazlaştırıcı ve ayrıştırıcıdır. Oysa dünya kocaman ve çeşitliliği zengin; ot da var ağaç da; zehirli canlı da var çirkin ama bir o kadar yararlı, dikenli ama bir o kadar güzel kokusu olan canlı da var. Her biri keşfedilince kendi özünde zenginlik saçar. İşte işin içine çıkarlar girince gülün dikeni var deriz, olmadı gülü dikenle de severiz. Yılanın zehri var deriz, zavallıyı tıp da ilaç, sanayide çanta, ayakkabı, işimize nasıl gelirse artık. Eşeğe ağırlığından fazla yük yükleriz, gitmeyince inatçı diye hayvan; gitti mi eşek işte ne yüklersen taşır.

İnsanoğlu işte fıtratında var işine gelmeyeni çevirmek sanırım. Farkında değiliz en değerli saygınlığımızı yıpratıp yok ettiğimizin. Ne diyeyim fark edip de fark yaratsak. saygınlığımızı yaşamsal alanımız da kulansak.

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
gaziantep escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri escort ataşehir antalya escort