ordu-logo
Son Dakika
23 Ocak 2017 Pazartesi
06 Mayıs 2015 Çarşamba, 15:34
ALİ ÖZTÜRK
ALİ ÖZTÜRK aliozturk@hotmail.com Tüm Yazılar

ÇİL HAMDİ (HAMDİ MAĞDEN)

ÇİL HAMDİ (HAMDİ MAĞDEN)
En kestirme bir tanımıyla milletvekili, milletin vekili olarak onun adına parlamentoda söz hakkına sahip kişidir.
Bunun içindir ki onların temel amaçları, demokrasinin vazgeçilmezlerinden biri olan millet meclislerindeki yasama ve denetleme gibi asli görevlerini, temsil ettikleri halk kesimlerinin yararını dikkate alarak yerine getirmek olmalıdır. Ancak, bizim gibi ülkelerde bu görevi layıkıyla yerine getirmek, yine de yeterli olmayabilir.
İşçi, köylü, memur kesimindeki sıradan vatandaşlar, devlet kurumlarıyla olan işlerinde aksamalar olduğunda, ya da yasalara uygun taleplerinin yerine getirilmesinde, seçtikleri milletvekillerinden, kendilerine yardımcı olmalarını beklerler.
Ne var ki bu gibi işler çoğu milletvekilinin umurunda bile değildir ama onlar, oy hesabı yaptıklarından yine de vatandaşın gönlünü almak zorundadırlar. Onun için, yağmasalar da gürlemek misali vatandaşı boş vaatlerle oyalamayı ya da atlatmayı hiçbir zaman ihmal etmezler…
Ancak içlerinde öyle kişiler vardır ki, siyasi kimliğine, kimin nesi olduğuna bakmaksızın vatandaşın hastaneye yatırılmasından tutun da tayin ve nakil işleriyle devlette hak ettiği bir işe girmesinde yardımcı olmayı, kendileri için en azından insani bir görev olarak kabul ederler.
Günümüzde hala bu tür milletvekilleri var mıdır bilemiyorum? Ancak geçmişte biz Orduluların böyle bir milletvekilimiz vardı, hatırlarsanız… Bu milletvekilimiz de, şimdi hayatta olmayan merhum Hamdi Mağden’den başkası değildi… Aidiyeti, kimliği, siyasi düşüncesi ne olursa olsun tüm Orduluların sanki dert babasıydı rahmetli…
Onun bu güzel hasletini anlatmaya kelimelerin yetmeyeceğini düşündüğümden kendisiyle ilgili bir anekdotumu kısaca anlatmakla yetineceğim.
1969 da Ankara’da öğrenciyim… Biz, bir kısım Ordulu öğrenciler, Anafartalar’daki o zamanki Ordu Talebe Yurdunda kalmaktayız. Ben, DTCF’nin gece bölümüne devam ediyorum ama öğrenimimi devam ettirmem için çalışmam da gerekiyor. Ancak bir iş bulmam için de birilerin referansı ve yardımcı olması gerekiyor.
Bir akşam yurttaki arkadaşlarımdan Yavuz Uzun, “yarın sabah ben Hamdi Mağden’in evine gideceğim istersen sen de gel” dedi.
Ertesi sabah henüz gün yeni doğmakta idi ki, Yavuz başıma dikilmişti: “Haydi gidiyoruz” dedi
– İyi de dedim daha çok erken değil mi, sabahın köründe ayıp olmaz mı?
“Sen ne yapacaksın” dedi Yavuz; “Orası nöbetçi eczane gibi… 24 saat Ordululara kapısı açık, çekinmene hiç gerek yok…”
Yavuz’un babası, rahmetli Kemal Uzun Amca, o zamanlar Ordu Esnaf Derneğinin Başkanıydı ne de olsa… Herhalde ondan cüret alıyordur, diye düşündüm.
Sabahın köründe yola düşüp, Hamdi Mağden’in Bahçelievler’deki evine gelmiştik… Zile basar basmaz kapıyı birileri açtı ve bizi içeriye buyur etti… İçeri girer girmez, hemen antredeki vestiyer dikkatimi çekmişti… Çünkü epeyce palto ve şapka vardı askılarında… Sanırsın evde mukabele var, ya da mevlit okutuluyor…
Diğer şapkalardan ayrı bir yerde duran sekiz köşe krem renkli şapka ise, belli ki Hamdi Mağden’in kendi şapkasıydı… Nasıl ki fötr şapkası Demirel’le özdeşleşmişse, Ordu’da da çok giyilenlerden olan o sekiz köşeli şapkası da Hamdi Mağden’le özdeşleşmişti adeta…
Öyle ki, Fadıl Ünver Vakıflar Genel Müdürüyken bir gün ziyaretine gittiğimde, vestiyerde yine o şapkayı görmüş, Ünver’in sekreteri bayana, Hamdi Abi mi var içerde diye de sormuştum. Sekreter Hanım şaşırmış olacak ki, “nereden anladın ki?” dedi. Elimle vestiyerdeki şapkayı işaret ettiğimde ise, ister istemez gülmüştü.
Hamdi Mağden’in evinde antreden salona geçtiğimizde, bu defa gördüğüm tablo karşısında şaşırmamak mümkün değildi… Salonun, Gülcemal Vapurunun güvertesinden pek bir farkı yoktu dersem, pek abartmış da sayılmam…
Koltuklara yaslanıp ya da yere oturup başını koltuğa dayayıp uyurken gördüğüm o insanlar, belli ki Ordu’dan yeni gelmişlerdi. Hamdi Mağden’le görüşmek için onun uyunmasını beklemekteydiler.
Yavuz’la biz de birer sandalye bulup bir kenara oturduk. Salonda yarı uyur vaziyettekilerden, arada bir gözlerini zoraki açıp saatine bakanlar oluyordu.
Ortalıkta dolaşan, Adalet Partisi’nin Medreseönü Belediye Başkanı Topal Sami ise, takım elbisesi ve kravatıyla dikkatimi çekmişti. İkide bir aksayarak gittiği pencereden dışarıya bakıp kolundaki saatine göz attığına göre, belli ki o da birilerini bekliyordu. Bekledikleri kimlerse, nihayet geldiklerini görmüştü. Hemen pencereyi açıp onlara seslenerek kapıyı tarif etti. Demek ki, yanlış kapıdan girmeleri de muhtemelmiş…
Hamdi Mağden’in kalkma saati yaklaşmış olacak ki, salondakiler de yavaş yavaş kendine gelmişler, artık onun salona girmesini beklemekteydiler. İçlerinden biri ise çok sabırsızdı. O da iki de bir saatine bakmaktaydı. Yanındakilerle konuşmasına bakılırsa, görev yeri Van’a gidecekmiş… Bilet aldığı firmanın otobüsünün kalkmasına ise az bir zaman kalmış… Telaşı da bundanmış meğer…
Birazdan Topal Sami salona girip müjdeyi veriyordu; Hamdi Mağden nihayet kalkmıştı…
Yataktan kalkan kişi, ne yapar? Öncelikle lavaboya gidip yüzünü bir yıkar. Rahmetli Hamdi Mağden de öyle yapmıştı… Lavabonun olduğu tuvalete girmişti… Ama ne var ki, aradan 5 dakikadan fazla bir zaman geçmesine rağmen hala çıkmamıştı… Bu da Van’a gidecek olan o kişiyi daha da telaşlandırıyordu… O’nun bu halini gören salondakilerden biri, ne diyecekse tuvaletin kapısına gidip oradan söylemesini önerdi. O’nun bu önerisini Topal Sami de onaylayınca birlikte tuvaletin kapısına yanaştılar.
Topal Sami: “Sayın vekilim haburda bir arkadaş var” dedi… “Van’a gidecekmiş… Birazdan otobüsü kalkacağından yetişmesi lazım… Size ne diyecekse, buradan diyebilir mi?”
Hamdi abi, tuvaletten “kimin nesiymiş ki?” diye sorduğunda ise, kişi hemen kendini tanıttı… Akoluk’dan mı Karaoluk’dan mı ne, bilmem kimoğ Caferin yeğeni mi neymiş… Van’da şark hizmetini tamamladığı halde hala tayini çıkmamışmış…
Hamdi abi, “Tamam” dedi, “sen adını, görevini, ne istediğini bir kağıda yazıp git, bakan Ankara’ya döndüğünde ben onunla görüşürüm.”
Bilmem kimoğ Caferin yeğeni olduğunu söyleyen kişi, Hamdi abinin istediklerini bir kağıda yazdıktan sonra alelacele evden çıkıyordu ki, kapıda ona rastlayan Hamdi Mağden’in eşi rahmetli Ayşe Teyze, “kahvaltıya kalmayacak mısın ?” dedi. Adam, “ teşekkür ederim teyze otobüse yetişeceğim” deyip hızla kapıdan çıkıp gitti..
Biraz sonra Hamdi Mağden salona girmişti. Salondaki herkese hoş geldiniz dedikten kimlerden olduklarını sorup sonra sırayla isteklerini dinledi.
Ben, gece okuduğumu iş bulmam gerektiğin söylediğimde, falanca gün TBMM’sine gelmemi söyledi. Yavuz da bir şey istemişti, ama ne istediğini şimdi hatırlayamıyorum. Onun Ticari ilimler Akademisindeki dersine yetişmesi için evden hemen ayrılmamız gerekiyordu.
Rahmetli Ayşe Teyze bize de kahvaltı yapmamızı söyledi ama vaktimiz olmadığından gitmemiz gerekiyordu. Bu arada, yemek salonunda ki o uzunca kahvaltı masasını da görmüştüm. Kahvaltılıkların tabaklarda hazır olduğu o masanın tam ortasında gözüme ilişen, nerdeyse bir basketbol topu büyüklüğündeki sapsarı renkli o tereyağ ise, hala aklımdan çıkmış değil…
Hamdi Mağden’in söylediği gün Meclise gidip kendisiyle görüştüğümde bana, “hamili kart yakınımdır” yazan özel pusulasını verip beni özel bir şirkete gönderdi. O şirkette bir yıl kadar çalıştıktan sonra da Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığına memur olarak geçtim. O zamanlar Teftiş Kurulunun Başkanı yine eski milletvekillerimizden rahmetli Dr. Bilal Taranoğlu idi… Oraya da onun isteği ve yardımıyla memur olmuştum. Onların döneminden sonraki milletvekillerinin hiç birinin, kendi yakınları dışında sıradan vatandaşların sorunlarına pek kulak astıkları yoktu.
O günlerde rahmetli Hamdi Mağden, İzmir Caddesindeki Anadolu Kulübe, Ankara’daki bizim kuşaktan bir grubu davet etmişti. Sohbet sırasında o dönemin Ordu Milletvekillerinin vatandaşların sorunlarına olan umursamazlığı konuşuluyordu ki, birden aklıma Hamdi Mağden’in o günkü evinde gördüğüm o manzara gelmişti. Rahmetli, vatandaşın sorunlarıyla ilgilenmekten, tuvaletini bile rahat yapamıyordu neredeyse…
Şimdi de tam tamamına yedi milletvekilimiz vardı ama vatandaşların derdini halletmede yedisi bir Hamdi Mağden kadar olamıyorlardı. O an, bu durumu vurgulamak gelmişti içimden ve dedim ki:
Siz horoz olsanız dahi bir sabah da vatandaş için ötmezsiniz… Yediniz bir araya gelseniz de bir Hamdi Mağden etmezsiniz!..
Bu sözlerim O’nu duygulandırmıştı, bana sarılıp öyle bir sıcak kucaklayışı vardı ki unutmam mümkün değil…
Hamdi Mağden’in siyasetten çekildiği yıllarda Halil Tekkaya’nın yıldızının o kadar parlaması da boşuna değildi herhalde…
O günkü milletvekillerinden, Hamdi Mağden ve onun dönemindeki diğer milletvekillerinden gördükleri ilgiyi göremeyen Ordu halkının bir çeşit tepkisiydi bu…
Rahmetli İshak Köksal ve Halil Yürür gibi iş adamları dahi Halil Tekkaya’yı destekliyor, onun bir nevi sponsorluğunu yapıyorlardı…
İlkokul mezunu, aklı pek başında olmayan gözü kara bir köylüyü Ordu halkı, sırf onlara inat olsun diye Meclise göndermek istemişti ama siyasetin ipini elinde tutanlar bunu engellemekten geri kalmadılar. Bağımsız aday Halil Tekkaya’nın oylarının çoğu çeşitli nedenlerle iptal edilmişti. Bu da gösteriyordu ki, ülkemizde demokrasi vardı, var olmasına ama halkın iradesi yine de ipotek altındaydı…
Tam bir halk adamı olan Hamdi Mağden’in, böyle insani bir vasfının olmasında, eşi Ayşe Hanımın insanlara olan sevgisini de göz ardı etmemek gerekir.
Hiç bir milletvekilinin eşinin, köyünden kalkıp Başkent Ankara’ya iş takibi için gelen insanlara, bir ana ya da kardeş şefkatiyle yüzünü dahi hiç ekşitmeksizin onun gibi bir ev sahipliği yapabileceğini düşünemiyorum.
Onun içindir ki kitabıma, ikisinin birlikte olan fotoğrafını koymayı uygun gördüm.
Ordululara Başkent Ankara’da yıllarca analık ve babalık yapmış olan milletvekili Hamdi Mağden’le saygı değer eşleri Ayşe Hanımı, bir kez daha rahmet ve saygıyla anıyorum.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort Samsun Escort Bursa Escort mersinliescortt izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort oyuncak hikayesi 4 izle Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir