ordu-logo
Son Dakika
22 Ocak 2017 Pazar
17 Ekim 2016 Pazartesi, 10:58
COŞKUN ÖZBUCAK
COŞKUN ÖZBUCAK cozbucak52@hotmail.com Tüm Yazılar

DAVET

Dörtnala gelip Uzak Asya’dan/ Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan/ bu memleket, bizim.
Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak/ ve ipek bir halıya benzeyen toprak,/ bu cehennem, bu cennet bizim.
Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,/ yok edin insanın insana kulluğunu,/ bu davet bizim….
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür/ ve bir orman gibi kardeşçesine,/ bu hasret bizim… NAZIM HİKMET
Şiirdeki duygu, düşünce yoğunluğunu hemen alabiliyoruz. Nazım Hikmet’in de bu kısa şiirinde sayfalar dolusu anlatım var. Her dizesi ayrı bir kitap. Memleket bu kadar güzel daha nasıl betimlenebilir ki?
Ya memleket içindeki yaşam… Memleket kimine cennet olurken kimine nasıl cehennem olabiliyor? Yoksulluğu, sessiz isyanı da ekleyelim bu dizeye.
Bir de ülkenin bağımsızlığını kazanmanın mücadelesini, sömürü düzeninin yok edilmesi gerektiğini böyle bir dize varken sayfalarca yazmaya gerek var mı?
Ya son dize… Farklılıklarımızla bir arada yaşamayı nasıl da anlatmış. Ülkemiz farklılıklar cenneti. Sünni-Alevi, Hıristiyan, Musevi (Her inanç grubunun kendi aralarındaki farklılıklar ayrı); Türk, Kürt, Abaza, Çerkez, Boşnak, Laz…; sağcı-solcu; işçi-patron say sayabildiğin kadar farklılıklar. Belki siyası farklıları ayrı ele almak gerekir ama kimlik ve inanç gruplarını değerlendirdiğimizde bunu ağaç ve orman benzetmesiyle anlatmak bu kadar güzel olur.
İnsanların farklılıkları kendi ellerinde değil. Hangi ırktan olacağımıza kendimiz karar veremiyoruz. İnancımızı da. Kökenimiz ve yetiştiğimiz çevre belirleyici oluyor. O zaman kendi irademiz dışında belirlenen ırk ve inanç farklılıkları neden düşmanlaştırılıyor? Bir arada yaşama olanağı varken ölümlere varan düşmanlığın bir anlamı var mı?
Ne güzel vurgulamış Nazım Hikmet, farlılıklarımızı kendimizce yaşamanın yolu ‘ağaç’ olabilmektir. Fakat farklılıklarımızla birlikte bir arada yaşamak ‘orman’ olmak değil mi? Ormanda çeşit çeşit ağaçlar var. Uzun-kısa; kalın-ince; geniş yapraklı-ince uçlu; yaprağını döken-dökmeyen… Tümü bir arada yaşayarak ormana ayrı güzellik veriyorlar. Sonbahardaki renk dansını bu farklılıklar nedeniyle seyredebiliyoruz.
Ormanın ‘tek tipleştirilmesine’ izin vermeyelim. O zaman birlikte yaşamı engelleriz. Bırakalım herkes kendince yaşasın, birbirine zarar vermeden toplumsal güzelliği oluşturalım.
Nazım Hikmet’in son dizesini yeniden vurgulamakta yarar var: “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür/ ve bir orman gibi kardeşçesine, bu davet bizim/
Böyle bir davete ‘hayır’ denebilir mi?

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort Samsun Escort Bursa Escort mersinliescortt izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort oyuncak hikayesi 4 izle Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir