ordu-logo
Son Dakika
22 Ocak 2017 Pazar
13 Mayıs 2016 Cuma, 11:43
YAVUZ KALYONCU
YAVUZ KALYONCU yavuzkalyoncu@hotmail.com Tüm Yazılar

Dert Ortağı Berberlerimiz

Hepimizin berberi vardır, güvenerek koltuğuna oturduğumuz, günlük siyasi konuları, futbol takımlarının durumunu veya günlük dedikoduları paylaştığımız, koltuğunda tıraş olurken göz kapaklarımızın ağırlaşıp uyku moduna girdiğimiz, Derdimizi paylaştığımız dert ortağı Berberlerimiz…

Berberlerin evveliyatına baktığımızda, bugün bize ilginç gelen bilgilerle karşılaşıyoruz. İnsanlar saç sakal uzayınca karşılıklı oturup, birbirlerine yardım edip saç ve sakallarını keserlermiş. Daha sonra meslek haline gelmiş. Evliya Çelebi ye göre bir hadiste; “Bıyıklarınızı kısaltıp sakallarınızı uzatın” emrine herkes uyarken, Osmanlı Padişahlarında sadece Yavuz Sultan Selim’in bu kurala uymadığı, onun haricinde bütün Padişahların sakallı olduğu görülmekte imiş. Osmanlı’da berberler seyyar olup, kahvede, sokakta evlere servis yaparlarmış. Sabun Leğen ustura yanlarında gezerlermiş.

Hz. Muhammed’in (s.a.v) sakal-ı şerifini kesen Selman- Farısi olduğu için berber dükkânlarında “Her seher besmele ile açılır dükkânımız, Selman-ı Farısi’dir pirimiz Üstadımız” yazılı bir levha asılması gelenektir.

Ebediyete intikal edenleri rahmetle anarken halen hizmet veren ve emekli olup mesleği bırakmış kıdemli berber ustalarımdan ilk akla gelenleriyle mesleği anmak adına, sohbet edip. Berberlik mesleğinin dünü ve bugününü mercek altına aldık.

P1310998

Cemal KİLTAN.

Şahincili mahallesinde evinde ziyaretine gittiğim, Emekliye ayrılmış berberler arasında, nüfusa en önce yazılmış olan, Cemal Kiltan ile yıllardır yapmış olduğu berberlik mesleği hakkında sohbet ettim. Yıllar sonrada olsa hatırlanmanın mutluluğu ile gülen gözlerle sorularıma cevaplar verdi. Eski günlerdeki samimiyeti, insan ilişkilerini içtenlikle ve özlemle anlattı.

“O yıllar Ordu Fidangör’le Köprübaşı arasındaydı, herkes birbirini tanır selam verir, herkes birbirine saygı duyardı. Ben 1934 doğumluyum. İlkokulu bitirdikten sonra Berber Tatar olarak bilinen İbrahim Balcı’nın yanında çıraklığa başladım. Şadırvanın orada Atatürk büstü vardı.

Onun karşısındaydı dükkânı hem gazete satıyor hem de çıraklık yapıyordum. Balon şişirip sabun ve fırça ile köpürtüp balonun üzerine yumuşak darbelerle köpüğü yayıp gerçek bilevlenmiş ustura ile balonu patlatmadan tıraş yapana kadar çıraklığa devam ettim. İkinci denemede başardım. İbrahim Ustadan ‘aferin’ alıp kalfalığa geçtim. Mesleği öğrenip.1954’de askere gittim. Sivas’ta yaptım askerliğimi, 2. Tb. 6.Bölükte. 1956’da asker dönüşü yine İstanbul’da çalıştım. 1967’de Ordu’ya döndüm Konforlu bir dükkân açtım İstanbul’daki teknolojiyi Ordu’ya getirdim. Bıyık ve saç boyamayı ilk ben başlattım.

Eskiden boya taşı vardı, şimdi her şey kimyasal. Beş koltuklu dükkânımda yanımda; Kenan Öksüz, Nazmi Çelebi, Dursun Demirbaş, Şükrü Kırış gibi arkadaşlarla çalıştım, daha sonra, Ordu Sineması altında dükkân açtım, orada Sırrı Müldür’le beraber çalıştım. O yıllarda 16-17 berber dükkânı ancak vardı Orduda.

1978 yılında Berberlik mesleğini bıraktım. Daha sonra ticarete atıldım. Elektrik işine girdim, sonra ayakkabı dükkânı açtım, çocuklara bıraktım. Şimdi emekliliğin tadını çıkartmaya çalışıyorum ömrüm yettiğince”

Seksen iki yıllık hayatının özetini beş dakika gibi kısa bir zamana sığdırmıştı.

Çocukluk yıllarında büyüklerimizden dinlediğimiz, berberin oğlu ile kasabın oğlunun hikâyesinin gerçekliğini sordum;

“Kasaplar hayvan kesip et sattıkları için, normal olarak evlerine et daha çok giriyordur. Burası doğru kasabın oğlu da devamlı et yediği için kilo almış olabilir, buda doğru ama bizim oğlanlarda yeri geldiğinde et yer, burada bir yanlışlık var. Bizim berberler tıraşa özendirmek için bir film uydurmuşlar, sonra kendileri de inanmış ve herkesi inandırmışlar.”

Yavuz KARGI.

Ordu’nun Duayen berberlerinden renkli bir isim, adaşım Yavuz Kargı’yı iş yerinde ziyaret ettim. Yavuz Abi 1937 doğumlu, Meslekte 65 yılını doldurmuş. Meslek hayatının son on beş yılını geçirdiği mekânında buluşup sohbet ettik.

“İlkokulu bitirince çırak olarak Hamdi Özmartı’nın yanına girdim iki yıl sonra ilk sakal tıraşımı Rahmetli Halit Gürsoy’un ısrarıyla kendisine yaptım. Bir müddette Ali Çongur’un yanında çalıştım. Bir süre sonra ondan da izin alıp Harun Karadeniz ve İsmail Gürsoy’un yanında çalıştım. Şimdilerin mastır yapması gibi düşün. Her ustadan farklı şeyler öğrendim. Tam koltuk teslim alma kıvamına gelmiştim ki, Namık Karadağ, Cahit Okay, Özen Kargı ile beraber İstanbul’a Galatasaray Fenerbahçe maçını izlemeye gittik. Biz oradayken 6-7 Eylül olaylarının seneyi devriyesi bahanesiyle olaylar patlak verdi, tedbir için maç on beş gün sonraya ertelendi. Bizde mahsur kaldık geri dönemedik.

Arkadaşım Namık Karadağ Vardar muhallebicisinde garson olarak işe girdi, Cahit’le, Özen Ordu’da terzi kalfasıydılar, onlarda terzi yanında iş buldular, bende param bitince mecbur; Çemberli taşta Başaran Berber salonunda Süleyman Şentürk’ün yanında işe girdim.

Askerliğim sırasında da orada zaman zaman çalışma fırsatı buldum. 1960 ihtilalinde Ordu mensuplarına bedava tıraş kampanyası yapmıştık o fotoğrafı halen saklarım. Akşam gazetesinin akşam çıktığı yıllardı…

P1310986

Yavuz Kargının Çemberlitaş’ta 1960 ihtilalindeki Fotoğrafı. Kravatlı olan Hamdi Özmarti yanındaki İstanbullu berber Süleyman Şentürk.

Çemberli taştaki iş yeri müşteri kalitesi bakımından çok renkli idi. Üç büyük takımın futbolcuları sanatçılar geliyordu. Futbolcu Ahmet Berkmen, Güreşçi Mustafa Dağıstanlı, Zeki Müren ve maiyeti, Tiyatrocu İsmail Dümbüllü, Gazinocular kralı Fahrettin Aslan ve nice ünlüleri tıraş ettim. Orada çalışırken, Ordu’da yanında çalıştığım ustam Hamdi Özmartı’yı de yanıma aldım beraber çalıştık.

Sonra Ordu günleri başladı 1961’de. Ben gelinceye kadar Ordu’da hep çiçek isimleriyle berber dükkânları vardı. Gül Berberi, Menekşe Berberi, Karanfil berberi vs. Ben kendi ismimle dükkân açtım tabelaya: Berber Yavuz yazdırdım.

Kalfa payını % 60’a çıkarttım. Ordu’ya loto bayiliğinin Ankara şubesini hiç kefilsiz piyasadaki iyi ilişkilerim sayesinde getirdim, yıllarca Ankara’ya kupon getirip götürdüm. Berberlikte çok çırak yetiştirdim. Zamanın cemiyet başkanı arkadaşım Sırrı Müldür yarı şaka, yarı ciddi ‘yeter artık çok çırak yetiştiriyorsun ekmeğimizden edeceksin bizi’ demişti. Meslek sahibi yaptığım çırakların hiçbiri yıllardır ziyaretime gelmiyorlar üzülüyorum insanoğlu.

Ordu’ya gelince amatörce spor yapmaya devam ettim. İyi futbol oynuyordum, hem futbolcu hem çalıştırıcı olarak 1970 yılında Kirazlimanı Gençlik Kulübünde uzun yıllar top oynadım. Hem de takım kaptanıydım.

P1310988

Ayaktakiler: Hacı Ali Kargı, Kahraman Sönmez, Salih Çakır, Edip Bacınoğlu, Kemal Kargı, Sezer Beyaz,

Oturanlar   : Kelebek Şevket, İmamo Atila, ….,Osman Gül, Kumco Kenan.

 

O Takımı şampiyon yapamadım halen ona yanarım. Ordu’da iş yeri açtıktan sonra, Ordusporlu futbolcu ve antrenörler, Lefter, İsfendiyar, Kadri Aytaç, Güven Önüt, vs. bürokratlar müşterim oldu. O gün bugündür ilerlemiş yaşıma rağmen sevenlerim beni arar bulurlar. Ama artık meslekte altmış beş seneyi yüzümün akıyla devirdim, emeklilik dilekçemide verdim. Kalanlara selam olsun benden bu kadar.‘’Dedi.

Son tıraşını da ilerlemiş yaşına rağmen yıllardır düzenli yanına gelen eski bir müşterisine yaptı.

 

P1310983

Meslekte atmış beş yılını dolduran, Yavuz Kargının Emeklilik öncesi son tıraşıdır.

Nazmi ÇELEBİ

Nazmi Çelebi’yi Şahincili’deki aile apartmanında ziyaret ettik. “Berberliğimi eskiler bilir, siz nasıl öğrendiniz?” deyip önce şaşırdı. Sonra sorularımıza memnuniyetle ve sevinerek cevaplar verdi.

P1310997

“1937 doğumluyum Berberliğe 1951 yılında Ustam Sırrı Müldür’ün yanında başladım. Yalı Camii altındaki şimdiki çay ocağının olduğu yer berber dükkânı idi. Sonra Teynelili Ahmet Tekintaş Ustanın yanına girdim. Zaloğluların dükkânının yanında, 1956 yılında annemin rahatsızlığı nedeniyle Ankara’ya gidince, boşta kalmayıp orada da Çorumlu bir berberin yanında iş bulup çalıştım.

P1310991

Nazmi Çelebinin Ankarada çalıştığı yıllar En sağdaki Çorumlu berber

Orada çalışırken, Dünya şampiyonu güreşçimiz Yaşar Doğuyu tıraş ettim. 1957 yılında Askere Samsun’a gittim, bölüğün berberliğini yaptım. Bir konser için Samsun’a gelen Âşık Veysel’i de orada tıraş ettim.

1959’un on birinci ayında Ordu’ya dönüp, 1960 ihtilalinde kömür pazarında kendi iş yerimi açtım. Beraber çalıştığım yetiştirdiğim çok berber oldu, aklıma gelenler Mahmut Kamakgün, Feyzi Boztepe, Dursun Demirbaş, Öcelili Sabri şu an aklıma gelenler. Çok girip çıkan oldu yanıma. Berberler Odası faaliyetlerinde bulundum, o yıllarda bayramlara katılırdık toplu olarak.

P1310993

1973 te Berberliği bırakıp, belediyede kontrol memurluğu yaptım, 1981 de Türkiye Elektrik kurumuna girdim, 1996 yılında da emekli olup her şeyden elimi ayağımı çektim. Çocuklarımla ailemle torunlarla gün geçiriyorum.”

P1310992

Nazmi Çelebi ve arkadaşları Oda faaliyetleri için. Hastane ziyaretinde.

 

Sebahattin AZAKLI

1938 Doğumlu güler yüzlü emekli berber ustamız Sebahattin Azaklıyı da Şahincilide evinde ziyaret ettik. Misafirperverliğini gösteren hanımının elinden şekerli kahvemizi yudumlarken berberlik muhabbetine başladık.

P1310990

Yavuz Kalyoncu, Sebahattin Azaklı ile.

“Kefilsiz çırak olunmuyordu”

“Çıraklığa 15 yaşında Cemal Kiltan’ın kefilliği ile Sırrı Müldür’ün yanında başladım. O yıllarda çırakları kefil olmadan işe almıyorlardı. Çırağa meslek öğretildiği için para da ödenmezdi. Kefil önemliydi. Üç yılda kalfalığa geçtim. O yıllarda Sırrı Ustanın dükkânı yalı camisinin altındaydı, bende Şahincili’den sabah namazı evden çıkıp, yürüme gelip dükkânı açıp temizliğini yapıp usta gelene kadar işleri bitiriyor, her şeyi hazır ediyordum. İşsiz çoktu ve benim yerimde olmak isteyen çok çocuk vardı. Sonuçta meslek öğreniyordum. Azmettim toplam altı yıl Sırrı Müldür’ün yanında çalıştıktan sonra, Adanalı Ömer Ustanın yanına kalfa olarak girdim. Askere gidene kadar yedi yılda onunla çalıştım. 1957’de askere gittim. Otuz ay askerlik yaptım, berberlik yaptığım için askerlik kolay geçti. Subay gazinolarında çalıştım. Askerlik dönüşü, 1961’de şu anki Buket Pastanesi yanında bir yer buldum. İki lira icara tuttum. 54 Sene ayni yerde berberlik yaptım. Geçen sene artık yeter deyip emekliye ayrıldım. Güzel günlerim de oldu, zor günlerim de. Allaha şükür her şeyimi mesleğim sayesinde yaptım. Tekrar dünyaya gelirsem ayni şekilde gene berberlik yaparım. Güzel anılarım var. Çok arkadaş edindim, çok insan tanıdım.”

Sebahattin Usta, kendine ait evinin balkonunda seksene merdiven dayamış yaşına rağmen sağlıklı görüntüsü ile meslekteki yeni gelişmelerden bahsetti;

“Biz gerçek ustura ile sabunla fırça ile tıraş yapıyorduk, şimdiki yeni nesil kendilerine kuaför dedirtiyorlar. Saç spreyleri ile acayip saç şekilleriyle gençleri şekilden şekle sokuyorlar, eskiden öyle saçla gezenlere biz iyi gözle bakmıyorduk. Erkekliğin raconuna ters hareketler. Şimdi o şekilde saç yapmak sanat oldu.”

Saygı duyduk anlattıklarından mutlu olduk. Dile kolay Atmış iki yıl berberlik mesleğine emek veren elleri öpüp vedalaştık.

 

Mustafa ENGİN

P1310977

1945 Doğumlu Mustafa Engin çalıştırdığı dükkânı kentsel dönüşüm nedeniyle yıkılınca, iş yerini kapatan eski berberlerimizden. Fidangör esnafının yıllarca saç sakal tıraşını yapan Mustafa Usta. Kendi ifadesi ile “Gözüm kapalı sağ elimle başını tuttuğum müşterimin kim olduğunu anlar, nasıl tıraş olmak istediğini bilir ona göre tıraşı yaparım” Dedi.

Mustafa Usta ile yıkılan dükkânının karşısında duvar dibinde sohbet ettim, birkaç defa sakal tıraşımı yapan Mustafa abi berberlik mesleğine Yaraşlı köylü Alâeddin ve Bahattin kardeşlerin yanında 1960 yılında başlamış. Ayni yerde abisi Azmi Engin de Usta olarak çalışıyormuş. Askere gidene kadar ayni yerde çıraklık kalfalık dönemini abisi ve iki kardeş ustaların yanında geçirmiş. 1965 yılında İstanbul Kasımpaşa’da askerliğini yaparken de mesleğine devam etmiş. Asker dönüşü yine ayni iş yerinde devam etmiş.

İş yeri yıkılan Mustafa Engin Usta; “Küçük bir mekân bulursam yeni bir dükkân açarım eğlence olur bana oyalanırım. Bir sürü saçı sakalı uzamış müşteri gözüme bakıyor”dedi.

 

Muhsin KARAKAYA

Untitled-1

 

Untitled-2

Berberlik mesleğine yıllarını vermiş, sayısız çırak yetiştirmiş olan Muhsin Usta 1949 doğumlu. Mesleklerin altın bilezik olduğu yıllarda, Sanat Okulu ikinci sınıftan ayrılarak, Orduda Berberlik yapan Adanalı Ömer Padar ve Yekta Yücel’in yanında on altı yaşında başladığı meslek hayatını 1997 yılına kadar otuz iki yıl yapmış. Sağlık sorunları yüzünden dükkânını, yanında yetişen çırağı Bayram Davutoğlu’na devir ederek mesleği bırakmış.

Untitled-3

Muhsin Karakaya ile ilk çırağı, Zafer Eroğlunu buluşturdum.

 

Yetiştirdiği ilk çıraklardan olan; Erbakan lakaplı Zafer Eroğlu ile evinde ziyaret ettiğimiz Muhsin Usta ile Berberlik mesleğinin dünü, bugünü ile ilgili sohbet ettik.

“Berber dert ortağıdır. Müşterisinin sırdaşıdır. Eşi ile tartışır evde sinirlenir, berber koltuğunda rahatlar insan, çoğu tıraş olurken uykusu gelir göz kapakları ağırlaşır, horlayıp uyuyan çok olmuştur, benim koltukta tıraş olurken.

Berber Doktor müşterisi varsa, yarı doktordur. Avukat müşterisi varsa yarı avukattır. Öğretmendir, Köylüdür, Berber siyasetçidir. Ben bu saydıklarımdan hepsiydim. Müşterilerimle iyi ilişkiler içindeydim çok sağlam dostluklar kurdum. Halende birbirimizle haberleşir. Görüşürüz.

P1310946

Muhsin Karakaya iş yerinde müşterileriyle.

 

Her konuda sorup bilgilenip müşterilerime rehberlik yapardım. Eskiden meslek iyi para kazandırıyordu. Saygınlığımızda vardı. Bizden öncede Berber abilerimiz sünnetçilik yaparlarmış, sağlık memuru gibi iğne yaparlarmış. Ben mesleğimde başarılı yıllar geçirdim. Askerde mesleğimi gizledim. Asker dönüşü İlk iş yerimi Necmi Baş, Ali Osman Gündüz, Yılmaz Bayram’la beraber açtım. Yanımızda Kalfa Yılmaz Bayram, Çırak Eyüp Kovan, Zafer Eroğlu ve daha niceleri çalıştı.”

Sohbetimiz güzeldi, yıllar önce yaptığı gibi Zafer ellerini öptü ustasının, hayır duasını aldı. Duygu dolu dakikalar yaşadılar karşılıklı.

Kendi dairesinde eşiyle birlikte emekliliğin sefasını süren Muhsin Ustaya sağlıklı, mutlu günler dileyip vedalaştık.

Yılmaz BAYRAM

Tecrübeli duayen, Ustaların elinde çıraklıktan yetişerek Usta olan. Ama Ustaları gibi yetiştirecek çırak bulamamaktan şikâyetçi olan, Berberler Odası Başkanlığına seçilmiş Yılmaz Ustayı, ayni berber dükkânında kırk altı yıl önce beraber çalıştıkları meslektaşı, Zafer Eroğlu ile ziyaret ettik. Berberliğin dünü bugünü hakkında sohbet ettik.

“1953 doğumluyum, berberlik mesleğine 1968 yılında, Yekta, Kazım Yücel kardeşlerin yanında başladım. İki yıl çıraklıktan sonra kalfalık dönemimi Muhsin Karakaya’nın yanında tamamladım. O dönemde Zafer Eroğlu’yu babası getirip çırak olarak bize teslim etmişti.

P1310957

Yılmaz Bayram, Yönetim Kurulu arkadaşlarıyla.

 

1981-1984 yılları arasında Mahmut Sağlamla beraber Figaro bay bayan kuaförünü çalıştırdıktan sonra, kendi iş yerimi açtım. Berberlik mesleğini sevmeyen başaramaz. Devamlı ayakta çalışmak zorundasın, evine ekmek götürmek zorundasın, müşteri seçme şansın yok, her tür insanla karşılaşırsın. Bizim çıraklık zamanımızda ustalar bize ücret vermezlerdi. Torpille, kefil göstererek işe girerdik. Dükkânı açıp temizliğini yapar, sobayı yakar çayı demlerdik usta gelene kadar.

Usta tıraş yaparken izler usta istemeden istediği şeyi anlar hemen verirdik. Kalfalık döneminde de yüzde hesabı çalışırdık. Balon şişirme olayını çoğu usta uygulatmazdı. Ama doğrudur, iyi berber sakal tıraşı yaparken balonu patlatmaz.”

Erbakan lakaplı, Zafer Eroğlu ile eskiden kalma anılarla, konuşmalar zaman zaman bölünsede ben tekrar kaldığımız yerden alıp konuyu anlattırıyordum.

“Artık mektepli var…”

İki Usta bir aradasınız, Çırağın istenilen olgunluğa ulaştığını nasıl anlarsınız’ diye bir soru sordum. Birbirlerine baktılar ayni anda “Çırak hazır olunca usturayı ister, kendi istemeden Ustura verilmez” dediler. Sonra Yılmaz Usta devam etti;

“Çırak kendini hazır hissedince, ustanın görevlendirdiği bir kalfanın denetiminde Ustura ile uygulamaya başlar. Uygulama yapacağı ya bir balon olur, ya yakın bir akrabası, ya en yakın arkadaşı bir iki kez tıraş yapınca zaten el alışkanlığı oluşmaya başlar.

Şimdi böyle bir dert yok, Milli eğitim Usta çırak işini her meslekte olduğu gibi berberlerde de kaldırdı. Artık okuldan gelip iş istiyorlar. Alaylı yok, mektepli var. Bizim için bizim terbiyemize göre yetişen eleman önemli biz öyle gördük ama bunada alışacağız. Bizim gibi eski terbiye alanlar yeni berberlerle bir arada yapamıyorlar.

Untitled-4

Şimdilerde sakal tıraşı da kolaylaştı. Hakiki Kemik saplı usturalar artık kullanılmıyor. Berberlik yapanların çoğunluğu eski bizim kullandığımız, Solingen, Zaza marka hakiki usturalarla tıraş yapamaz. Biz usturaları özel taşlarla bilevler, kalın deriden yapılmış özel kayışlara bir ters bir düz sürterek, kılağusu alınır, iyice keskin olmasını sağlardık. Saç tıraşı içinde elde kullanılan özel makineler vardı sıfır ense yapardık. Şimdi sınav yapsak çoğu berber o makinelerden sınıfta kalır.”

P1310958

Eski Ustalardan kalan Solingen marka ustura ve diğer malzemeler.

“Ense tıraş şekilleri vardı. Natürel Ense, Top Ense, Düz Ense gibi. Özel saç şekilleri vardı. Alaburuz, Amerikan, Asker tıraşı, Subay tıraşı gibi. Yanları üç numara üstü daha kalın alında kâküllü Alaburuzu kim bilir şimdi. Eskiden yağmurdan ıslanmış veya terli saçlara saç tıraşı yapamazdık. Fön makinesi yoktu. Uzun saç uzatanlara iyi gözle bakılmazdı. Şimdi erkekler perma yaptırıyorlar. Berberlerde saç yıkama yoktu şimdi şofbenler çıktı çoğu müşteriler özel şampuanlarını berberine bırakıp haftada iki defa gelip saç yıkattırıyorlar. Her şey değişti değişmeye de devam ediyor.” dedi Yılmaz Bayram.

Yıllar sonra buluşmanın ayrılığı da uzun sürdü, çaylar içildi. Karşılıklı sorular cevaplar alındı, geçen yılların hesapları ve mesleğin sorunları paylaşıldı. Vesile olduğum için ben mutlu oldum.

 

Zafer EROĞLU

P1310975

1964 doğumlu Zafer Eroğlu, dokuz yaşında, Babası tarafından Berber Ustası Muhsin Karakaya’ya teslim edilmiş. “Eti senin kemiği benim, mesleği öğret te ne yaparsan yap” denilmiş. Çırak olarak işe başlamış. Ustasının demesine göre mesleği öğrenmeye çok hevesli imiş. Küçük ve sevimli olduğu için çok bahşiş alıyormuş. Çalışkanlığı, temizliği ve erken gelip dükkân açması yüzünden müşteriler küçük Zafer’e, o yılların siyasi parti liderlerinden Erbakan’ın ismini koymuşlar. Erbakan gel, Erbakan git derken askere gidene kadar Anne, Babası haricinde kimse Zafer ismini kullanmamış. Erbakan üç ay sonra ustasından Ustura istemiş ve ilk tıraşını Mehmet Koçak abisine, ikincisini de Murat Kasımoğlu’na yapmış.

Muhsin Ustanın yanından ayrılıp Necmettin Gündoğdu’nun yanına, Mehmet Günaydın’ın kefilliği ile girmiş. İki sene çalıştıktan sonra, Son ustası Enver Gündoğdu’nun yanına Necmettin Gündoğdu’nun kefil olması ile girmiş. İki yılda Enver Ustanın yanında çalışıp 1976 yılında, yelken kulübün karşısında rahmetli Dursun Uzman’ın binasının altında kendi iş yerini açmış. 1990 yılında, bayan kuaförü olan eşi ile birlikte İstanbul Kadıköy’de Bay Bayan Kuaför salonu açıp 2004 yılına kadar orda kaldıktan sonra, Ordu’ya dönüp; Hükümet caddesindeki şu anki iş yerini açmış.

Benimde berberliğimi yapan Erbakan ile hem eski ustasını ziyaret edip duasını aldık, hem eski kıdemli berberlerle evlerinde sohbetler edip, maziye geri dönüp eskiyi andık.

P1310954

Kırk altı yıl önce ayni ustanın biri çırağı biri kalfası olan, Zafer Eroğlu(Erbakan)ve Yılmaz Bayram buluşması.

3 Yorum

  1. Ali Öztürk

    13 Mayıs 2016 at 17:14

    Berber Tatar, kırtasiyeci ve gazete bayii merhum Halil Balcı’nın babasıydı…Berber dükkanının bitişiğinde kırtasiye dükkanı da vardı. Biz ilkokulda iken kırtasiye ihtiyacımızı ya Tatar’dan ya da eski lisenin yanındaki Zalzadelerinin dükkanından temin ederdik. Eskinin namlı berberlerinden aklımda kalanlar: Hüsnü Çakmak( Tiyatrocu Osman Çakmak’ın babası), Halit Polat (Sezer Polat’ın babası) Kemal Gazioğlu, Temel Temel, Harun Karadeniz…Her zamanki gibi yine güzel bir yazı hazırlamış olan Yavuz Kalyoncu’yu bir kez daha kutlarım.Yüreğine ve kalemine sağlık…

  2. Yavuz Kalyoncu

    15 Mayıs 2016 at 22:39

    Teşekkürler Ali Abi, Yazmak istediğim çok berber vardı. Osman abinin babası Hüsnü Çakmakta bunlardan biriydi. Hatta eski dükkanının fotoğrafıda arşivimde var.Serpme yazdım.Olumlu eleştiriler aldım. Sizin yorumunuz benim için önemliydi teşekkür ederim.

  3. A.MacitKurtuluş

    23 Temmuz 2016 at 13:28

    Yazının içinde tanıdığım iki eski duayen berberin bulunduğu bu yazı bir anda beni eski günlere götürdü. Bizim Hükümet Caddesindeki binamızın hemen karşısında bugün unlu mamuller dükkanı bulunan yerde Hüsnü Çakmak’ın berber dükkanı vardı. Dükkanda ise devamlı olarak onun çıraklığını yapan oğlu Osman Çakmak bulunurdu. Ordu’da ilk kadın kuaförü de Alaattin Çakmak’a aitti.Alaattin abi daha sonra Almanya’ya çalışmaya gitti. Benim ilk berberim şimdilerde olmayan eski Renkli Sinema’nın arka tarafında bulunan bir berberdi. Dedem beni oraya götürür her zaman saçımı üç numaraya vurdururdu.Benim kendi Berberim diyebileceğim ilk Berberim Azmi Engin’di. Allah rahmet eylesin. Onun vefatından sonra Mustafa Engin’e gitmeye başladım. Ama Berber Yavuz Ordu için bir duayendir. Unuttuğum bazı eski tadları hatırlattığın için çok teşekkür ediyorum. Burada sözü edilmeyen diğer Berberler de en az burada yazılanlar kadar anılmaya değer kişilerdir. Ben ne zaman Ordu’ya gelsem Berber Mustafa yada Berber Yavuz’a giderdim. Şimdilerde yine eski berberlerden birine kasaplar sokağının yanındaki Berbere gidiyorum.Herkese selam ve sevgilerimi bildiriyorum. Bu güzel yazıların devamını umarak başarılarının devamını diliyorum Sevgili kardeşim

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort Samsun Escort Bursa Escort mersinliescortt izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort oyuncak hikayesi 4 izle Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir