ordu-logo
Son Dakika
16 Ocak 2017 Pazartesi
14 Nisan 2016 Perşembe, 12:26
OSMAN KAYA
OSMAN KAYA osmankaya@hotmail.com Tüm Yazılar

GENÇLİK VE KÜLTÜR

Kültür sözcüğü, Türkçe Sözlükte şöyle tanımlanmaktadır:1.Tarihi, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü, hars,ekin. 2.Bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü.3.Muhakeme, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi. 4.Bireyin kazandığı bilgi: Tarih kültürü kuvvetli bir kişi.

Kültür deyince aklımıza, özetle yedi sözcük gelmektedir; sanat, bilgi, beğeni, eleştirme, değerlendirme, düşünce, birikim. Günümüz gençliğini gözlemlediğimizde, dikkate değer bir bölümünün bu kavramlardan bir hayli uzak olduğunu görmek, zor değildir sanırım. Öncelikle kültürün ana öğelerinden sanat kavramıyla başlayalım. Gençliğin sanat dallarına (edebiyat, resim, müzik, tiyatro, bale, sinema,heykel, fotoğrafçılık vd.) ilgisi yetersiz düzeydedir.Oysa, bedenimiz için gıdalar ne kadar gerekli ise,iç dünyamız için de sanat o kadar gereklidir. Burada, Mustafa Kemal Atatürk’ün sözünü anmadan geçemeyeceğim: “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” Bu nedenle sanatsal etkinlikler, gençlik için olduğu kadar bir ulus için de olmazsa olmaz etkinliklerdir. Sanatsal çalışmalar,gençleri amaçsız dolaşmalardan,kahvehane köşelerinde boşa zaman harcamaktan, interneti ve cep telefonunu gereksiz ve amacı dışında kullanmaktan ve birçok zararlı alışkanlıktan kurtarır.

Bilgi ve gençlik. Birbirine çok yakın durmayan iki sözcük. Gençliğin bilgi edinmeye ve bilgi sayesinde ilerleyebileceğimize olan ilgisi ve inancı mutlaka sağlanmalıdır. Bilginin olmadığı yerde, hep cahillik var olmuştur. Cahilliğin ise, insanlığa bir yarar sağlamayacağını, herkes kabul eder. Bilgiye değer verildiğinde, gençler de bilgili olma yolunda çaba harcayacaktır. Bunun için gençlere örnek olunması, bilgiye, bilgilenmeye ve bilgili insanlara daha çok önem verilmesi gerekir.

Beğeni de kültür kavramı içerisinde yer alıyor. Ancak, burada söz konusu olan düzeyli bir beğenidir. Örneğin; izlenen film, dinlenen müzik, seçilen toplumsal etkinlikler, izlenen tv programları kişinin beğeni düzeyini gösteren durumlardır. Örneğin,bir genç hep aynı tür ve kültürel birikimine katkı sağlamayan tv programlarını izliyorsa, bu gencin beğeni-ilgi düzeyi sınırlıdır.Bu gencin beğeni düzeyinde dar bir alanda sıkışıp kalma vardır. Böyle bir genç, belli bir alana kendini sıkıştırır, eleştirilere kapalıdır. Daha da olumsuzu hoşgörüsüzlüğün ve bencilliğin kıskacında bulur kendini. İşin en kötü yanı ise, bu durumdaki gençlerin bu durumlarının farkında olmaması ve eleştiriye kapalı olmalarıdır. Bunun için gençlerin çok yönlü yetişmeleri ve değişik beğeniler kazanabilmeleri yönünde yetiştirilmesi gerekir. Hoşgörülü olma ve eleştiriye açık bulunma da mutlaka gençlere kazandırılmalıdır. Gençlerin de bu yönde gelişim için çaba göstermesi gerekir.

Eleştiri ve değerlendirme ise, çoğu zaman büyüklerin bile uzak olduğu, doğru dürüst uygulayamadığı kavramlardır. Bizde eleştiri denince, hemen, kötüleme akla gelir.Oysa,eleştiri olumsuz olabileceği gibi olumlu da olabilir.Kişi, eleştiri yapmasını bilmeli ve yapılan eleştiriye de katlanabilmelidir.Gençlere de bu özellikleri mutlaka kazandırmalıyız. Eleştiri ve değerlendirme yeteneği gelişmeyen bir gencin kendine, ailesine, topluma ve insanlığa katacağı değerler sınırlı olacaktır.

Düşünce ve birikim ise, okuyarak ve deneyimlerle kazanılabilir. Öncelikle, gençler, yaşadıkları her olumlu ve olumsuz olaydan, durumdan bir sonuç çıkarıp ilerde bunlardan”deneyim” olarak yararlanmasını bilmelidir. Gençliğin kültürel etkinliklerden uzaklaşmasının birçok nedeni vardır. Bunların en başında okumamak gelir.Bunun için öncelikle çocuklara ve gençlere okuma alışkanlığı kazandırmak zorundayız.Bunun için de önce kendimiz okumalıyız.Okulda öğretmen, evde anne-baba gençlere örnek olmalı, onları okumaya tatlı dille ve örnek davranışla yönlendirmelidir.Aileler , kurumlar ve işyerleri birer kütüphane kurmalıdır. Ayrıca, kitabın yanında aylık en az bir dergi ve günlük bir gazeteyi bu kütüphanede bulundurmalıdırlar. Okuma alışkanlığı olmayan bir genç, çok önemli bir eksiklik içinde demektir. “En iyi kitapların okunması, geçmiş yüzyılların en büyük insanlarıyla konuşmak gibidir. “ (Descartes) Bu sözde de belirtildiği gibi kitap okumak, gençlere çok önemli bilgi ve deneyim kazandırır. Düşünce dünyasının gelişmesine ve yeni düşünceler üretmesine yardımcı olur. Televizyon kanallarının düzeysiz yayınlarını izleme, internette amaçsız ve gereksiz oyalanma, cep telefonlarını gereksiz ve amacı dışında kullanma da gençlerin kültürel etkinliklerden ve okumadan uzaklaşmasının bir diğer nedenidir. Bu konularda, okul yönetimlerine, öğretmenlere ve ailelere çok önemli görevler düşmektedir. Birçok çeldiricinin içinde yetişen gençleri okuma ve kültür alanına çekmek zor bir görevdir, ancak olanaksız değildir.Okullarda sosyal , kültürel ve sportif etkinliklerin olabilecek en üst düzeye çıkarılması gerekir.Aileler de yaşantılarında kültürel, sanatsal ve sportif etkinliklere mutlaka yer vermelidir.Bu etkinliklerin çoğuna olanaklar dahilinde kendileri de katılmalıdır.Toplumda birikim durumuna dönüşmüş ve “kültür” adı altında tanımlanan iyi ve güzel değerlerin de yaşantılar yoluyla korunması ve sürdürülmesi gerekliliği gençlere öğretilmelidir.

Yaşadığımız çevreye (ev, mahalle, sokak, kent, okul, işyerivd) şöyle bir baktığımızda, kültür yoksunu gençlerin ne denli çok olduğunu görmek zor olmasa gerek.Bu arada, okuyan,sanatla ilgilenen,kendini birçok açıdan geliştirmeye çalışan,idealini oluşturmuş çok sayıda genci bunun dışında tutuyorum.Sokağa çıkıyoruz; sürekli yerlere tüküren,ona buna sataşan,arabasıyla kentin sokaklarında konser veren,trafikte diğer araçlara hiç saygısı olmayan ve o araçları tehlikeye sokan,kendi özgürlüğünün başkasının özgürlüğünün başladığı yerde bittiğini bilmeyen ve bilmek de istemeyen,amaçsız,ilkesiz, kuralsız, saygısız,kendisi ve çevresi için tehlikeli olan birçok genç görüyoruz. Öncelikle şunu belirteyim ki bu durumun tek sorumlusu, bu gençler değildir. Belki de en son sorumlusu onlardır. Bu gençlerin yetişmesinde yapılması gerekip yapılmayanlar ya da yanlış yapılanlar, toplumsal çevre, aile- kişisel sorunlar, olumsuz her türlü etken (olumsuz ve düzeysiz tv programları, şiddet içerikli oyunlar, teknolojiyi yanlış kullanma, eğitimdeki eksiklikler ve yanlışlıklar) bu sonucu doğurmuştur.

Eğitimciler, aileler ve toplum olarak kültürlü bir gençlik istiyorsak bunun gereklerini yerine getirmeliyiz. Gençler de kültürlü bir genç olma yolunda gerekenleri yapmalı, düzeysiz çeldiricilerle oyalanmak yerine, kendini daha iyiye, güzele ve doğruya götürecek olan sanatsal, kültürel ve sportif etkinliklere yönelmelidir. Gençler, kendilerinin, ailelerinin ve ait olduğu toplumun mutluluğunun, başarısının ve huzurunun kültürlü olmaktan geçtiğini bilmeli ve bu yönde çaba göstermelidir. Dünyamızın geleceğinin daha yaşanılır olması bugünün gençlerinin kültürlü olmasına ya da kültürlü olma yolunda gösterdikleri çabaya bağlıdır.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
gaziantep escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri escort ataşehir antalya escort