ordu-logo
Son Dakika
22 Ocak 2017 Pazar
31 Mayıs 2016 Salı, 09:17
GÜRSEL YILDIRIM
GÜRSEL YILDIRIM yildirim.gursel@gmail.com Tüm Yazılar

HALKA DAYANMAK

“Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir.”
Bu tanım Cumhuriyet’in ana ifadesi ve çağdaş devlet olmanın temelidir. Dünyanın çağdaş uluslarının ulaşmak istedikleri hedef budur. Dünyamız bir kişinin mutlak otoritesini kabul eden anlayışı çoktan aşmıştır. Ama ne yazık ki bu anlayış etrafında sürüklenen milyonlar, devletler vardır.
Halkın seçimiyle halk arasından görevlendirilen milletvekillerinin oluşturduğu Meclis, ulusun en büyük temsil yeridir. Bu temsil yerinde yine görevlendirilen yöneticilere Hükümet diyoruz. Meclisin ve hükümetin temel görevi halkının mutluluğunu sağlamaktır.
Hükümet hükmeden demektir. Ama neye hükmedecektir? İnsanına mı, yoksa insanlar arasındaki toplumsal ilişkilere mi? Asıl egemen halk olduğuna göre hükmetme anlayışı, halkın istemine uygun olmalıdır.
Halkın istemi Anayasa’da belirlenmiştir. Eğer halkın istemini uygun bulmayıp, yöneticilerin kendilerine tanrısal hüküm eylemesi bir egemenlik sistemi olamaz. Hatta anayasanın kendi anlayışlarına göre değiştirilmesi arzusu, meclisteki çoğunluğun kendilerinde olduğu gerekçesiyle uygulanamaz. Yine ne yazık ki Osmanlı’dan kalan ve biraz da ulusumuzun doğasından kaynaklanan anlayışla egemenlik statüsünün değiştirilmeye çalışıldığını görüyoruz. Hani buna egemenliğin çalınması desek yalan olmaz.
Şunu bir türlü anlayamadık ve yaşama geçiremedik. “Seçilen yönetici egemen değildir.” Halbuki egemenlik, halkın ona verdiği görev ve sorumluluktur. Topluma ve kişilere baskı yapmak, onların yaşamlarıyla ilgili baskıcı düzenlemelerde bulunmak, kendi otoritesini sağlayıcı yöntemlere yönelmek yapısında yoktur. Seçilmiş milletvekillerinin, bakanların ve daha üst kesimde bulunanların, ülkenin bir vatandaşı olarak sokaktaki halktan, tarladaki çiftçiden, madendeki işçiden, mutfaktaki kadından üstün yanı olamaz. Ayrıca bu bizim mevcut anayasamızın tanıdığı çağdaş bir hakkımızdır. Ancak toplumsal statüsü, kendisine değil, devlete karşı gösterilen saygı ve sevginin ifadesi olabilir.
Sevgili okuyucular,
Toplumumuz büyük bir kriz geçiriyor. Çağdaş dünyadan uzak cahilliğin, iç ve dış kışkırtmaların, teknolojide geri kalmışlığın yarattığı bunalımın, tüketimin akıl almaz boyutlarının, bilime ve sanata kapalı oluşumun yarattığı toplumsal kriz, ulusun birlik yapısını bozduğu kadar ulusal direncimizi de etkilemektedir.
Bu durum sadece bizde değil tüm Ortadoğu toplumlarında da kendini göstermektedir. Özellikle bilmeyenin bildiğini sandığı ve tek değer olarak gördüğü dinimizin yanlış yönlendirmelerle gerçek yapısından uzaklaştırılması, toplumumuzun bozulmasında ana etkendir. Hele bu etken hükmetmeye çalışanların elinde beyin yıkama aracına dönüştürüldüğünde kriz daha da büyümektedir. Krizi bilerek çıkaranların amacı bellidir. “ Osmanlı olalım” diyerek yola çıkmışlardır.
Olanaksız hayallerle halkı oyalamanın gerekçesi olamaz. Hayal kurmayı bırakarak halkımızın mutluluğu için çaba göstermeye çalışsak daha inançlı yolda olacağımızı düşünüyorum. Halkımızı çağdaş anlayışa ulaştırmak kutlu bir görevdir.
Cumhuriyet, halkın egemenlik bilincini kazanmasına hizmet ediyordu ve çağdaş bilime ulaşmayı hedefliyordu.
Galiba bu kriz, Cumhuriyet’le Osmanlı olalım arasında oluyor.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort Samsun Escort Bursa Escort mersinliescortt izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort oyuncak hikayesi 4 izle Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir