ordu-logo
Son Dakika
20 Ocak 2017 Cuma
05 Eylül 2015 Cumartesi, 12:36
SEVİNÇ E. KAMBER
SEVİNÇ E. KAMBER kambersevinc@hotmail.com Tüm Yazılar

HASTA

“Nehir gibidir insan, sadece yüzeysel bilinir; derinliklerinde ne saklar, ne fırtınalar kopar söylemez. Sadece sessizce akar ve gider…” demiş Mevlana…
Vakit akşam olmakta, bir fincan kahve iyi gelir diye düşündüm. Hastanenin uzayan giden koridorlarının arasından merdivenlerden inip kantine girdim. Her zamanki gibi ufak bir sıra bekleme durgunluğu. Derken sıra bana geldi, kahvemi aldım, boş masalardan birine oturdum. Cam kenarından ağaçların yapraklarının sallanışını, kuşların daimi o meşhur huzur verici melodilerini eşliğinde kahvemi yudumlarken “Babanız rahatsız sanırım?” diye bir ses yanı başımda. “Evet, babam.” diye yanıtladım. Uzun boylu, hafif toplu, güleç yüzlü, başı örtülü bir bayan. “Ben de babamın yanındayım, görüyorum sizi rahatsız etmesem”. diyerek çekingen bir şekilde konuşmak istediğini hissettirdi. Elimle karşımı işaret etim “Yo lütfen buyurun” dedim, oturdu. “Hastalığı nedir babanızın?” sorusunu da yanıtlamak istemiyorum. “Aslını sorarsanız, babam uyuyor ve konuşmak istemiyorum. Bir fincan kahvemi içip, kitap okuyup vakit biraz daha ilerleyince uyumak istiyorum. Beni hiç yormasanız öyle sessizce otursak! Hiç cümle kurmasam, anlamasak da birbirimizi anlamış gibi yapsak, sonra kalkıp gitsek” diyor iç sesim ama!
Olmuyor işte herkes sizin gibi, hatta sizden çok çok kötü, biraz iyi olan içini dökerek tanısa da, tanımasa da rahatlamak istiyor haklı olarak. Hastanenin garip yorgunluk veren havasında “Koah! (Kronik obstrüktif akciğer hastalığı)”. “Ya sormayın neden yatıyor ya buradakiler. Ya astım hastası, ya koah, ya zatürre…”
Anlamsızca bakakaldım ne dedi bu şimdi? Gülümsedi devam etti. “Ben yaklaşık bir aydır buradayım. Babama bakıyorum. Babam akciğer kanseri o da kendini zatürre sanıyordu. Biz babamın bilmesini istemiyorduk, çünkü tedaviye cevap vermez diye düşünüyorduk. Detayına varana kadar doktorla oturup konuşuyor. Biz bunu sonradan öğrendik. Senin anlayacağın can kardeşim güzel bir rol bezendik o bizimle biz de onunla çok güzel oynadık. Aslında babam değil biz hastalığı kabullenememişiz. Kulaktan dolma yarım yamalak bilgilerle güya babamı korumuşuz. İsmi ürkütücü ya dilimiz bile varmıyor”.
O konuşurken resmen yüzündeki tüm kasların kasıldığını görebiliyordum. Sadece onun ağzından dökülen kelimelere odaklanıp mimiklerini izliyordum. Kahvemi kenara koydu, ellerimi avucuna aldı, şaşkındım. Devam etti;
“Tedavisi uzun bir hastalık. Çoğu kez çaresizliğimize aslında kendimizi üzüldüğümüzü şimdilerde daha iyi anlıyorum. Evet, ara ara dayanılmaz ağrıları olacak. Çünkü farklı bir yaşam başladı onun için. Bu hastalıkla yaşamayı öğrenme gibi. Hayatımız tamamen değişip ona endeksli yaşayacağımızı düşünüyordum ilk önceleri. Oysa sadece değişen onun hayatıydı. Artık farklı mücadelesi vardı. Bizden ona her zamankinden biraz fazla zaman harcayıp güzellikleri birlikte paylaşıp keyifli olmayı teklif etti. Bu hayata kimse baki değiliz her birimiz ölümlü geliyoruz. Nasıl, nerede, ne şekilde sebeplerimiz var bilemeyiz.”
Aslında yaşamı sağlıklıyken düşünmeyip, hasta olunca farkına varmak gibi… Kahvem soğudu. Fakat anlattıkları ve sesi beynimin bir köşesine kazınmıştı.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort gaziantep escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir antalya escort