ordu-logo
Son Dakika
20 Ocak 2017 Cuma
09 Ağustos 2016 Salı, 11:34
GÜRSEL YILDIRIM
GÜRSEL YILDIRIM yildirim.gursel@gmail.com Tüm Yazılar

HAYYAM

Zaman zaman kitaplığımı kurcalayıp “ Ne var, ne yok “ diye eski defter sayfalarına bakar gibi kitaplarıma bakıyorum. Dün raflar arasında “ Bugünün Diliyle Hayyam / A. Kadir “ in kitabına rastladım. Hemen koltuğuma oturup sayfalarını kurcalamaya başladım.
Önsöz’de A. Kadir genel olarak şöyle tanımlıyor şairi ;
Babası çadırcıymış. O devrin geleneğine uygun ad takmak gerektiğinden “Çadırcı” anlamında “Hayyam“ takma adını seçmiş. Kuran, Hadis, felsefe, matematik, astronomi ilimlerinde üstüne yokmuş.
Melikşah’ın çevresindeki dalkavuk şairlere benzemeyince yadırganmış, kapısını kapamış herkese ve şöyle seslenmiş:
“Şu zamanda bir sürü dostun olacak da ne olacak?
Şöyle uzaktan bi selam, nasılsın iyi misin, o kadar.“
Oysa dostluğa önem verirmiş. Tok sözlü, olduğu gibi görünen biriyken; bakmış hep yalan dolan, hep ikiyüzlülük; şöyle ünlenmiş:
“Bu Müslümanlık, gavurluk neden.
Aşk içinde erimek varken.“
İnsanın insana kulluk etmeden yaşamasını istermiş.
“Bir ekmek kapısı aç bana,
Bir geçim yolu bulayım
Kula kulluk etmeden.“
Şiirlerinde geçen şarap, bir sembol, kötümserliğe karşı bir panzehir, hür insanların düşüncelerini saran bir huzur hissinin timsali olarak değerlendirilmeliymiş.
“Yarın bu bacaklar ayrılık dağını aşacak
Önümde şarap, çek babam çek
Saçlarım ne güzel, kar gibi ak
Yaş yetmişe dayandı, laf değil
İnsan bugün yaşamazsa, ne vakit yaşayacak.“
Meyhaneyi, yobazların hiç anlayamayacağı bir yer, insanın insanca yaşayabileceği bir yer olarak gören; dünyaya neden geldiğini, bu dünyada işinin ne olduğunu anlayamadığını söyleyen, insanların acısıyla yaşamış bir ozan olarak görülmüş.
“İster Müslüman olsun, ister gavur olsun, bana ne,
sımsıcak olsun yürek dediğin,
sevgiyle dolu olsun ağzına dek.
Bizim deftere adın hele bir yazılsın, kardeş,
o zaman cennet te vız gelecek sana,
göreceksin, cehennem de vız gelecek.” diye söylenmesi boşuna değildir.
İnsanlarda, toplumda ikiyüzlülüğü görünce duramamış, seslenmiş. Kabul edilmemesi bu yüzden olsa gerek.
“Bir sürü ite kopuğa kulluk
daha ne kadar sürecek?
Konma ordan oraya sinek gibi,
kimseye eyvallah etme,
yeter iki günde bir somun ekmek
iç yüreğinin kanını, ellerin aşını yeme. “
Tertemiz ak yüreğini dünyaya bir gökyüzü gibi açmak, insanoğlu için varını yoğunu cömertçe harcamak, galiba Hayyam gibi büyük ozanlara vergi bir erdem. Yaşadığı günlerde böyle erdemli insanlara ne kadar gereksinim duyuluyorsa, günümüzde de fenerle arıyoruz böylelerini. Günümüzün şairi olsaydı, aynı söylerdi. Çünkü onun şiirleri aradaki zamanı unutturuyor. Şu iki şiiri buna eşsiz bir örnektir:
“Özgürlük yoluna girmezsen,
bu yolda koşmazsan var gücünle,
yıkamazsan yüzünü kanında yüreğinin,
yarın avucunu yalarsın.
Er dediğin kendini yok bilmedi mi,
cayır cayır yanmadı mı yürek dediğin,
hadi öyleyse, uğurlar olsun. “
“Aldırma “ başlıklı şiiri de şöyle:
“Çalıma bak şu zibidilerde.
Geçirmişler ellerine bu ülkeyi,
en bilgini sanıyorlar kendilerini buranın.
Aldırma, serin tut sen içini,
bilmezsin öyle eşektir ki onlar,
eşek olmayana dinsiz imansız derler.“

Hani “Ben söylemedim, öyle diyorlar.“ denir ya, aynen öyle. Bu şiirleri ben yazmadım. Ta yüzyıllar öncesinden Hayyam diye bir ozan yazmış ve şiirleri de günümüze yuvarlanıp gelmiş.
İyiki gelmiş!..

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort gaziantep escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir antalya escort