ordu-logo
Son Dakika
21 Ocak 2017 Cumartesi
18 Mayıs 2016 Çarşamba, 11:39
OĞUZ SELİM YAZICI YAZICI
OĞUZ SELİM YAZICI YAZICI selimoguzyazici@hotmail.com Tüm Yazılar

HELALLEŞ ME

 

 

(Kıssadan hisse)

(Anlayana kıssadan hisse)

Günlerden bir gün köyden bir haber aldım. Köye gelecek mi? Köye gelir ise filancaya bir uğrayabilir mi? Filanca en yakın arkadaşlarımdan birisinin amcası olduğu için ve aynı zamanda amcamın arkadaşı olduğu için bu daveti bir emir telakki ederek hiç işim olmamasına rağmen köye çıktım.

Filancanın eli öpüldü. Hal hatır soruldu. Eskilerden, yokluktan şimdiki çocukların hazırcılığından anlatıldıkça anlatıldı. Anneanne, babaanne gibi yaşlı sohbetlerinden bu söylemleri biliyordum. Terme’ye mısıra gitmeler, Karabayız’dan gün doğana kadar bir at yükü veya bir yük odun getirmeler, Puarın suyundan yayık yaymak için hiç kimse gelmeden ilk önce bir güğüm su almalar sohbetin başlıca konularıydı.

Daha önceden kendi büyüklerimden dinlediğim sohbeti bir başka anlatımla yeniden dinliyordum. Yakın tarih ilgimi çektiği için de şikâyetçi değildim. Sonrasında konu okul, öğrenci olma, kötü şartlarda büyük başarılar kazanılan dönemlere geldi. Filanca amca İzmir’de bir okulda okuduğunu, okula gitmek için Çarşamba’ya kadar mısır almaya giden motorlar, yürüme gibi yolları kullandıklarını, uzak yatılı okullarda bazen hiç gelmeden bir yıl veya daha fazla kaldıklarını anlattı. Ben bunları can kulağı ile dinleyip bir kenarıma not ederken, filanca amcanın beni niye ısrarla görmek istediğini de anlayabilmiş değildim. Neyse konu döndü dolaştı filanca amcanın “Hac” ziyaretine geldi. Filanca amca hacca gidecekti. Çok sevindiğimi, bu ziyareti yapabilecek gücü ve sağlığı yerinde olduğu için şanslı olduğunu belirttim. “Hurmayı İstanbul’dan alma. En iyisinden bir tane yerim” diye espri de yaptım. Filanca amca saygı duyduğum ve babamın arkadaşları olan yaşlı amcalar ve imamın bulunduğu bir ortamda bana: “ Ben İzmir’de okurken İbrahim Ağabey (babam) Çarşamba’da görevli idi. Tren yatılı öğrencilere parasız olduğundan Çarşamba’ya kadar trenle geldim. Param yoktu. Baban karnımı doyurdu ve bana yol parası ile bir miktar yolluk ve istediğim borç parayı verdi. Dönerken ödeyecektim. Ama ödeyemedim. Sonrasında ise göreve başladım hep aklımda olan bir borçtu ama ödeyemedim. Şimdi hacca gidiyorum. Baban rahmetli oldu. “Hakkını helal et” dedi. Ve arpa, buğday, mısır her neyse anlamadığım bir takım kıstaslarla hesapladığı ya da hesaplattığı bir miktar parayı bana uzattı. Kendisine hiç tereddüt etmeden helalleşmesi gereken kişinin babam olduğunu, O’nun da rahmetli olduğunu hatırlatarak “ Benim babamın yerine hak helal etme gibi bir dini inanışım ve anlayışım” olmadığını söyledim.

İnsanlar, özellikle bazı insanlar “Biz hakkımızı helal ettik” derken iyi düşünmeli. Hiç kimse bir başkasının hakkını bir başkasına helal edemez. En azından ben böyle biliyorum. Aldığım dini eğitim ve öğretiler böyle olması gerektiğini söylüyor. Kıssadan hisse işte…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort Samsun Escort Bursa Escort mersinliescortt izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort oyuncak hikayesi 4 izle Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir