ordu-logo
Son Dakika
19 Ocak 2017 Perşembe
10 Ocak 2017 Salı, 08:40
GÜRSEL YILDIRIM
GÜRSEL YILDIRIM yildirim.gursel@gmail.com Tüm Yazılar

İKİ TARİH

MÖ 1776
MS 1776
Bu iki tarihi pek anımsamasak ta insanlık akışının iki belirgin noktası sayılır. MÖ 1776’da Babil dünyanın en büyük şehriymiş. Belki de nüfusu itibariyle dünyanın en büyük imparatorluğudur. Bugünkü Irak sınırları içinde hükmediyordu. Başında da kral Hammurabi vardı. Hani “Hammurabi Kanunları” diye tarihin ilk yazılı kanunları olarak bildiğimiz kişi. Amacı ülkesinde bir hukuk sistemi kurmak ve gelecek kuşaklara adaletin ne olduğunu, adil bir yöneticinin nasıl olması gerektiğini göstermekti. Mezopotamya’nın en önde gelen tanrıları Anu, Enlil ve Marduk, Hammurabi’yi seçerek “ Adaletin imparatorluk üzerinde hüküm sürmesini, kötülüğün ve habisliğin ortadan kalkmasını, güçlünün zayıfı ezmemesini” isterler.
Kanunun 196. Maddesinde şöyle der:
“Eğer bir üstün insan başka bir üstün insanın gözünü kör ederse onun da gözü kör edilmelidir.”
198. maddesi de şu şekildedir:
“ Eğer sıradan bir insanın gözünü kör eder veya kemiğini kırarsa 60 şekel ağırlığında gümüş şekel ödemelidir.”
Bu ve bunun gibi maddelerle Hammurabi Kanunları, Babil toplumunun düzeninin tanrılar tarafından belirlenmiş evrensel ve ebedi adalet ilkeleri temelinde olacağını ileri sürer!
MS 1776 yılı ise Hammurabi Kanunları’ndan yaklaşık 3500 yıl sonra Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’nin ilan tarihidir. O tarihte İngiliz ve diğer Avrupa devletlerinin kolonisi olarak yaşayan Kuzey Amerika’ya yerleşik kişiler İngiliz kralının kendilerine iyi davranmadığını iddia ederek, İngiltere Krallığı’na bağlı tebaa olmadıklarını “Bağımsızlık Bildirgesi” ile açıklarlar. Bu bildirgede de evrensel ve ebedi adalet ilkeleri ilahi bir güce dayandırılıyordu. Ancak şöyle bir farklılık ta vardı; “…bu gerçeklerin tartışmasız olduğunu, tüm insanların eşit yaratıldığını, insanlara yaratıcı tarafından bahşedilmiş bazı haklar verildiğini ve bunlar arasında yaşam, özgürlük ve mutluluğun peşinden gitme hakkı olduğunu ilan eder”.
Her iki düzenleme; eğer insanlar bu kutsal ilkelere göre hareket ederse, milyonlarcasının adil ve müreffeh bir toplumda etkin bir işbirliği yapabileceğini ve birlikte güven içinde yaşayabileceğini..iddia etmektedir.
Bu iki tarihte ortaya çıkan söylem, bana bu günlerde siyasetçilerin dilinde pelesenk olmuş 1923-2023 hedefini anımsattı. 1923’te kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin ana hedefi, “Bağımsız, özgür, çağdaş uygarlık seviyesi, laik, demokrat, evrensel hukuk sistemine bağlılık, kişisel hak ve hürriyetlere saygılı, ulusal ekonomiden yana, içte ve dışta barışı savunan, devrimci ve halkçı, kendi dilinde konuşan, yazan, ibadet eden, kendi tarihinin ve uygarlığının diğer uluslar gibi öznel olduğunu savunan” bir toplum anlayışı idi.
Acaba 2023’deki hedef bu mudur?
Yoksa, iki MÖ-MS 1776 tarihlerinde belirtilen ve kaynağını ilahi bir güçten alan ama bu gücü kendi his ve emelleri için kullanan düzenin tipik bir örneğini mi yaşayacağız?
Hammurabi’ye onay veren Mezopotamya putları, günümüzde şekil değiştirerek karşımıza çıkıp bize yön mü verecek? Bilinen o ki veriyor.
Yeniden BOP ya da Ortadoğu Yasaları ve hatta hatta yeni Cumhuriyet organizesi olarak bize dayatılıyor mu? Görünen o ki dayatılıyor.
Düşünüp tartışalım.
Cumhuriyetimizin varlığı, ilelebetliği ve şekli olarak asla umudumu yitirmedim. Çünkü ben gücümü ATATÜRK’ ten alıyorum.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort gaziantep escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir antalya escort