ordu-logo
Son Dakika
20 Ocak 2017 Cuma
09 Haziran 2016 Perşembe, 09:13
YAVUZ KALYONCU
YAVUZ KALYONCU yavuzkalyoncu@hotmail.com Tüm Yazılar

Kadına dair; Meraklı bir geçmiş araştırması…

yavuz kalyoncu

 

Hazırlayan ; Yavuz Kalyoncu
Adını dağlara, buğulu çamlara yazdığımız, ağaçlara kazdığımız hayatımızın içinde bir şekilde bulunan kadınlarımıza verdiğimiz değerin tarih içindeki gelişimini incelerken, yaşananlara inanamadım.
Tarih içinde Kadınahak ettiği değeri veren Türkler ve Mısırlılar dışında, kadın üçüncü sınıf bir varlık olarak hep aşağılanmış, bazı milletlerde, yok sayılmış, mekruh bir yaratık olarak dışlatılmış, değer verilmemiş, hayvan muamelesi yapılmış olduğuna hayretle şahit oldum. Türk destan ve efsanelerinde kadının yeri bazen kavim veya aile reisi, her zaman Türk evinin direği, erkeğinin vefalı arkadaşı en mühim olarak da Türk çocuklarının annesidir. Dede Korkut kitabının mukaddime bölümünde kadın üçe ayrılmış olup, iyi kadın için ‘’Yazıdan, yabandan eve bir konuk gelse, er adam evde olmasa, evin hanımı misafiri yedirir, içirir, ağırlar azizler gönderir. Ocağına onun gibisi gelsin. Bunun bebekleri büyüsün.” Diye bahsedilmiştir.
Kadına dünyada verilen değere baktığımızda bizleri şaşırtan gerçeklerin. En ilginçlerinden başlayalım.
Çin de Kadın
Eski Çinlilerde kadınlar aile içinde hiçbir hakka sahip değildiler. Çinlilerde hâkim anlayışa göre kadın, insandan sayılmazdı. Bu yüzden doğan kız çocuklarına isim koyulmaz, kız 1-kız 2-kız 3 diye isimlendirilirdi. Daha sonra onuncu yüzyılda yine kız çocuklarının ayakları büyümesin evde kalmasınlar diye: dört-beş yaşlarında ayaklar sıcak su içinde ısıtıldıktan sonra sıkı bandajlarla ömür boyu çıkartılmamak şartıyla sıkıca bandajlanırdı. Bu bandajlama sonucunda başparmak uzamadan sabit kalıp diğer dört parmak ayağın yanından alta doğru uzar ayak boyu kısa kalırdı. Bu uygulama sırasında kız çocuklarının %10’u kangrenden ölürdü.

Ayağı büyümesin diye ayağı kalıba alınan bir kadın.
Tarih boyunca en büyük düşünürlerden olan Konfüçyüs’ün öğretileri arasında kadına hemen hiç yer verilmemiştir. Çinliler arasındaki ortak anlayış; kadından uzak durmak gerektiğidir.
Hindistan da Kadın
Hindistan’da Brahma dinine mensup olanlarca kız çocukları korunulması gerekli varlıklar olarak yorumlanıp, Çocuklukların da babalarınca evlendiklerinde kocaları tarafından, kocaları ölünce korunamayacaklarına inandıkları için; kocalarının ölüsü ile beraber canlı canlı yakılırlardı. Yine Budistlerde de ayni uygulama yapılırdı. Hint dinlerinde perhiz temel ilke olduğu, hayata ait temel arzular içinde şehvette olduğu için, Kadınların da şehvetin tahrikçisi ve şehvetin kendisi olduğu için. Günahın temel kaynağının kadın olduğuna inanılırdı. En zehirli yılandan daha tehlikeli olduğu öğretilirdi.
Mısırda Kadın
Eski Mısır’da ülkeyi Firavunlar yönetiyordu. Firavunlar kendi kız kardeşleriyle evleniyorlardı. Mısır’da kadın değerliydi. Tarıma dayalı bir ülke olduğu için iş gücününse erkek kuvveti ile yapıldığı için, zamanla erkekler daha değerli olmaya başladı, bunun sonucunda da dindeki cinsel unsur da erkeklik organına tapma şekline dönüştü.
Eski İngiltere de Kadın
Bu günün çağdaş medeniyetlerinden İngilizlerde erkekler, 11. asra kadar eşlerini satabiliyorken, kadın kocasının mülkü olarak sayılıyordu. Kadınlara şeytan olarak bakılıyordu. Hz. İsa’yı doğuran, Hz. Havva’nın bir kadın olmasına rağmen. M George Levasongover devrinde murdar bir varlık olarak görülen kadının İncil’e el sürmesine izin vermezlerdi. İngiliz kadınları İncili okuma haklarını ancak, Türk Hukukunu örnek alarak ülkesinde reform yapmaya çalışan 8. Henry döneminde 1530’lu yıllarda kazanmıştı. Medeni haklarından bazılarına ise 19. asırda Granville George Levasongover devrinde kavuştular. 1788 Yılına kadar kadın, kocasının haklı haksız her dediğini yapmaya mecburdu. İngiliz piskopos Dour 1888 yılında kilisede yaptığı bir nutukta; Kadın erkeğin sofrasına oturma hakkına sahip olmadığı gibi, kendisine sorulmadan söze başlaması da caiz değildi. Kocanın başucunda asılı değnekle emri yerine gelmediği zaman karısını dövme hakkına sahipti.
Eski Yunanistan da Kadın
Eski Yunanda kadın bütün hayatı boyunca kendisinden sorumlu bir erkeğe mahkûmdu. Bu küçük yaşta baba, daha sonra erkek kardeş veya koca olarak yer değiştirirdi. Eflatun’un diyaloglarından anlaşıldığına göre; Atinalı Erkekler sadece erkeklere ciddi aşk varlıkları olarak bakıyorlardı. Yunan mitolojisinde kadın tanrıların ihanetlerinden bahis geçmekte. Meydana gelen bütün kötülüklerin suçlusu olarak, Pandora adlı bir kadın gösterilirken. Afrodit’in üç ayrı tanrıya ihanet ettikten sonra alelade bir erkekle ilişki kurması anlatılıyordu.
Moğollarda Kadın
Oysa Türk dünyasında kadına verilen değer daha önceleri vardı. Cengiz Han ile ilgili bir yazılan tarihi araştırmada Bölgedeki Hanlarla toplantı yapan Cengiz han otağında sağ yanına eşi Börte hatunu da oturtur. Gelenek gereği uzak yakın gelen hanlar sağ baştan, sırayla kendilerini tanıtırlarken sıra Börte Hatuna gelince Cengiz Han, söz alır; “Sizler Hansınız bu benim yanımdaki de benim HANIM Börte” der. Hanım kelimesi oradan gelmektedir.
Roma da Kadın
Roma hukuku kadını ergin kabul etmiyordu. Romalı kadınlar Jüstinyen devrine kadar esir hayatı yaşamışlardı. Dul kadın evlendiğinde bütün malı elinden alınıyordu.
Domeston, “Biz Atinalı erkekler evlerimizde sadık bekçiler bulundurmak için evleniriz, fakat gündelik hizmetlerimiz ve zevklerimiz için odalıklar kullanırız” diyordu. Bu sadık bekçi anlayışına rağmen Yunan erkeği karısını başkasına devredebiliyordu.
Yunan filozofu Eflatuna göre, “Asker sınıfına mensup bütün kadın ve erkekler kolektif bir hayat yaşamalıydılar, çocuklarını ana babalarını çocukların tanımaları gerekmezdi.”
Daha 119. yılların sonlarına kadar, Almanya’da çocuğunu emzirmek için kadınlar kocalarından izin alıyorlardı.
Dünya nereye gidiyor. Kadına Şiddet.
Medeni Avrupa da 11. Yüzyılda Kiliseler tarafından Engizisyon mahkemelerinde, Büyücü olmakla suçlanan on binlerce kadın için ölüm kararı çıkıp, binlercesi yakılarak öldürülmüş.
Kadına şiddet konusunda yapılan incelemelerde inanılmaz verilerle karşılaşıyoruz. En çok şiddet ve istismar yapılan ülkeler.
Etiyopya; 11 yaşındaki kız çocuklarının evlendirilmek amacıyla kaçırıldığı bu ülkede kadınların %60’ı tacize uğramış. Halen de suç oranı hızla artmakta.
Hindistan; Her 22 dakikada bir kadının tecavüze uğradığı bir ülke. Ensest ilişkiler hat safhada.
Kanada; Özgürlüğün en bol olduğu, yaşaması en rahat olan, yerleşmek için insanların tercih ettiği bu ülkede her üç kadından biri cinsel tacize uğradığı için şikâyetçi olmuş.
İsveç; Avrupa’da tecavüz ve cinsel tacizin en çok olduğu bu ülkede her dört kadından biri tacize uğramış.
Sri Lanka; Güvenlik güçlerinin bile gözaltına aldıkları kadınlara taciz ve tecavüz ettikleri bir ülke.
Güney Amerika’da yıllık tecavüz sayısı ortalama 70.000. Güney Amerika erkeklerinin % 25’i tecavüz suçlusu olarak ceza almış.
Fransa; 1980 yılına kadar, Fransa’da tecavüz suç bile değilmiş. Yeni çıkartılan kanunların kadınları korumakta aciz kaldığı ülkede, Yılda 50.000’in üstünde kadın tecavüze uğruyor.
Almanya; Taciz ve tecavüzün yoğun olduğu Almanya’da da, yılda iki milyon kadın cinsel istismara uğruyor.
İngiltere; Yılda 85.000 kadın tacize uğruyor.
Ülkemizde de kadınların % 38’i fiziksel veya cinsel tacize uğrayıp şiddete maruz kalıyor. 2014 yılında 294 kadın, erkek şiddetinden hayatını kaybederken, tacize uğrayan mağdurların % 89’unun tacizi gizlediği anlaşılmış. İnsan Hakları Derneği’nin verilerine göre, Türkiye’de her dört saatte bir kadın tecavüze uğruyor veya şiddete maruz kalıyor.
2015 yılında bilinen 294 kadın taciz ve tecavüze uğrarken. 561 kadında şiddete maruz kalmış. 348 kadında cinayete kurban gitmiş.
Bu araştırmalar insanı rahatsız ediyor.
Geçmişte olan olaylara karşı alınan tedbirler çok caydırıcı imiş. Eski Türklerde küçük çocuğa kız erkek ayırmadan sarkıntılık edenin cezası savunma alınmadan idam etmekmiş. Yine erişkin bir kadına taciz veya tecavüz durumunda da ya ömür boyu kölelik, ya idam edilmekmiş. Karısını döven erkek için, karısı şerefine tüm ahaliye ziyafet cezası uygulatılırmış.
Dinimizde kadına gerekli değeri verirken Peygamber Efendimiz kadınlarında erkekler gibi okumasını öğütlemiş; “Okumak kadın ve Erkek her Müslüman’a farzdır” demiş. Yine Hz. Ömer; “Kişiye imandan sonra verilen şeylerin en hayırlısı Saliha kadındır” Diyerek kadının önemini, kıymetini işaret etmiştir.
Ne diyor İslam Âlimleri;
“Bir Kadını ağlatırken çok dikkat edin, çünkü Allah gözyaşlarını görür ve sayar. Kadın Erkeğin kaburgasından yaratıldı, ayaklarından yaratılmadı ezilir diye. Başından yaratılmadı üstün olmasın diye, ama göğsünden yaratıldı eşit olsun diye. Kolun biraz altından yaratıldı Korunsun diye.
En önemlisi kalp hizasından yaratıldı sevilsin diye…

2 Yorum

  1. Gürsel Yıldırım

    9 Haziran 2016 at 12:11

    Düşüncelerine sağlık güzel arkadaşım.Tebrikler.

    • Yavuz Kalyoncu

      11 Haziran 2016 at 18:33

      Teşekkürler Gürsel Hocam. İyi ki varsınız.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort gaziantep escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir antalya escort