ordu-logo
Son Dakika
19 Ocak 2017 Perşembe
09 Eylül 2015 Çarşamba, 11:51
OĞUZ SELİM YAZICI YAZICI
OĞUZ SELİM YAZICI YAZICI selimoguzyazici@hotmail.com Tüm Yazılar

KIYILARA VURANLAR…

 

Yaşamım deniz kenarlarında geçti. Hiç ayrılmadım denizden desem abartılı olmaz. Ankara hariç karasalla yaşamadım hiç. İskenderun, İstanbul, Trabzon. Arkadaşlarım yayla diye ölürken, bir gecelik yaylalar yetti bana. Hep “Yükseği methet, denizden vazgeçme” yi yaşamımın ana felsefesi yaptım.

Deniz öyle değişik bir kültürdü ki. Kendine has deyimleri, dili, adetleri vardı. Durmadan yeni bir şeyler sunardı kıyılarına. Mesela kıyılara mayın vururdu. Mayın gördük mü, hemen büyüklerimizi arardık,, onlar da yetkililere haber verirdi. Mayınlara ellemememiz, karıştırmamamız, kurcalamamamız konusunda uyarılmıştık. Bununla ilgili hikâyeler vardı. Bilmem bir yerlerde mayınla oynayan çocuklar mayın patlamasıyla ölmüş. Bazıları Rusların bilerek mayınları bizlere gönderdiğini anlatır, bir bölüm ise Dünya savaşlarında döşenen mayınların zaman içinde kıyılara vurduğunu söylerdi.

Yine aynı deniz kıyılarımıza sigara kutuları atardı. Kutular deyince öyle küçümsemeyin. Bin adet sigara olurdu içlerinde. Mustafa’nın çayırında yivdinliklerin içinde saklardık onları. İsimlerini yazmayacağım ama havamız bin beş yüzdü. Bir sürü hikâye de onlarla ilgili dinlerdik. Nedense elektriklerin kesildiği akşamların sabahında kıyılarda kutular bulunurdu. Büyük gemilerden küçük taşıyıcı kayıklara boşaltırken denize düşen kutular olduğu anlatılırdı.

Bir keresinde hamsi vurmuştu kıyıya. Hamsiler kendini can havliyle kumlara atıyor ve kaçmaya çalışıyorlardı. Kaçtıkları hemcinsleri büyük balıktı. Büyük balıktan kaçarken insan denilen en büyük balık onları kıyıda bekliyordu. Tenekelerle, gömleklerin kolları bağlanarak balıklar doldurulmuştu. Kıyılardaki kumlarda bir sürü toplanmayan balık kalmıştı. O zamanlar martılar çöp yemezlerdi. Balık yerlerdi.

Hiç unutmadığım bir adamın kıyıya vurduğuydu. Daha sonra fırtınada denize düşmüş bir gemici olduğu anlaşılmıştı. Bir müddet denize girmekte sıkıntı yaşansa da sonuçta unutulup gitmişti. Yunus balıklarının kıyılara vurduğunu, sellerle kopup gelen ağaçların odunların kıyılara vurduğunu bilirim. Kendimi bildim bileli deniz ve denizin kuralları ile yaşamış biri olarak bunları gördüm. Yaşadım. Hepsi doğal gelişen bir açıklaması olan gelişmelerdi. Niye bunları anlattım. Ne bileyim. Çocukların kıyıya vurması bana bunları yazdırdı.

Hiç çocukların kıyılara vurduğu ölümleri görmedim. Evinden, yerinden, yurdundan kışkırtılarak bir meçhule sürüklenen insanların masum çocuklarının denizlerde yok olmasını görmedim. Daha iyi olacak, savaşsız, barış içinde bir dünya derken en yaşanası vahşetleri yaşayacağımızı, buna tanıklık edeceğimizi bilemedim. Ülkesinde direnmeyip, mücadele etmeyip işin kolayına kaçarak ülkesini terk eden Suriyelilere kızmama rağmen çocuklar kıyılara vurunca bir şey diyemedim. İnsan olmak nasıl bir şeydi?

İnanç, mezhep farkı yüzünden insanların birbirini öldürmesini acımasızca vahşete dönüşen yok edişlerini hiç anlayamadım. Bu insanların ülkelerini terk edişlerine sebep olacak kışkırtmaları yapanların evlerinde nasıl uyuyabildiklerine hiç aklım yatmıyor. İnanç, düşünce, renk, dil, mezhep nedir bunlar. En büyük inanç insanların inandığı şeyleri özgürce yaşayabilmesi değil midir? En güzel düşünce hoşgörü sınırlarının zorlanarak tüm insanların düşüncelerini söylemeleri değil midir? En güzel renk siyah, beyaz, sarı insanın yüreğinin rengi değil midir? En güzel dil anlaşılabilen, ifade edilebilen dil değil midir? Mezhep bunu ne anlayabildim. Ne de ifade edebildim. İnançları uygulamaktan gelen farklılıklar olarak gördüğüm bir durumsa eğer, insanların inandığı gibi inançlarını yaşaması gerekmez mi? Hiçbir mazeret, hiçbir gerekçe masum çocukların ölümlerini açıklayamaz. Hiç bir savaş bir çocuğun hayatına kıyacak kadar önemli olamaz. Yetişkinlerin aldıkları kararlar, kendileri ile ilgili ne sonuç doğurursa doğursun bu kararlar hepsi birer melek olan çocukların kıyılara vurmasına sebep olamaz.

Utandım, üzüldüm, ifade edemedim… Hitlerin fırınları kıyılara vurmuş gibi hissettim.

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort gaziantep escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir antalya escort