ordu-logo
Son Dakika
05 Aralık 2016 Pazartesi
Layout 1Layout 1
29 Kasım 2016 Salı, 10:18
UFUK ERSOY
UFUK ERSOY ufukersoy52@hotmail.com Tüm Yazılar

KRALLAR VE SOYTARILAR

Bu zamanda tercih ya kral olacaksın ya da kralın soytarısı. Soytarı deyip geçmeyin, saray soytarılığı, bir zamanlar önemli bir meslekmiş. Soytarılar hükümdarları sıkıntılı zamanlarında bile güldürür, bol bol bahşiş alırmış. Osmanlı sarayında soytarı bulundurma geleneği, Yıldırım Bayezid zamanında başlatılmış ve cüceler, kamburlar, hadımlar en çok rağbet gören soytarılar olmuş. Soytarının on parmağında on marifet olması gerekirmiş. Padişahı sinirli olduğu zamanlarda güldürmesi, anlattıklarıyla ve yaptıklarıyla düşündürmesi gerekirmiş. Hükümdara bu derece yakın oldukları için, soytarıların güvenilir kişilerden seçilmelerine de özen gösterilirmiş. Soytarı ya da dalkavuk, her daim soytarılığını yapar ve işin içinden sıyrılır.
***
Çok eskiden büyük ama aptal bir kral yaşarmış. Bu kralın en büyük derdi sert zeminin ayağını acıtmasıymış. Günlerden bir gün sert zeminin ayağını acıttığını söyleyip tüm krallığın sığır derisiyle kaplanmasını emretmiş. Herkes, kralın emrinin nasıl yerine getirileceğini düşünürken bir tek sarayın soytarısı bu fikre kahkahalarla gülmüş. Aslında o bilge bir adammış. Soytarı şunu söyleyip durmuş: “Kralın fikri komik!”
Bunu duyan kral çok kızmış… Soytarıyı çağırtmış ve ona, “Bana daha iyi bir seçenek göster. Yoksa öldürüleceksin” diye buyurmuş. Soytarı hiç beklemeden cevabı vermiş: “Efendim küçük bir sığır derisi parçasını kesip ayağınızı kaplayın” demiş.
Buradan çıkarılacak sonuç, yaşamın her metrekaresine uygulanabilecek kadar büyük bir sonuç aslında… Sözün özü: Bütün dünyayı sığır derisiyle kaplamaya gerek yok, sadece ayağını kaplamak aslında tüm dünyayı kaplar. İşte bilgeliğin başlangıcı da budur. Öyle çok sözün özü çıkar ki bu hikâyeden! Soytarı diye gülüp geçtikleriniz sizi en büyük derdinizden kurtarabilir diyebiliriz mesela.
***
Hikâye bu ya kral bir gün soytarısını çağırır ve canının patlıcan istediğini söyler. Soytarı patlıcan yemeklerini yaptırmadan önce aşçıları toplar ve patlıcanın faydalarını anlatır ve patlıcandan yapılacak olan tüm yemek çeşitlerini yaptırarak, padişaha ikram eder.
Birkaç gün sonra patlıcan yemeklerinden sıkılmış. Bal yiyen baldan usanır misali soytarıyı çağırmış ve bir daha patlıcan yemeği değil, patlıcan dahi görmek istemediğini söylemiş.
Talimatı alan soytarı direk sarayın mutfağına inmiş ve aşçıları bir kez daha toplayarak, patlıcanın tokluk hissi vermek dışında bir işe yaralamadığını ve bir daha sarayda patlıcan görmek istemediğini söylemiş.
Aşçıbaşı soytarının bu tavrı üzerine sinirlenmiş ve soytarıya sinirlenerek, “Be adam daha iki gün önce patlıcanın faydalarını anlata anlata bitiremiyordun. Bugün ise patlıcanı yerden yere vuruyorsun. Hangi dediğini inanalım” deyince;
Soytarı, “Siz benim söylediklerimin hangisinin doğru olduğunu tartışacağınıza ne diyorsam onu yapın. Çünkü ben patlıcanın değil, kralın soytarısıyım. Patlıcanı mutlu etmeye gerek yok ama kralı mutlu edemezsek hepimizin kellesi gider” demiş.
***
“İktidar dalkavukluktan hazzetmeye başladığı zaman, şeref daima ayaklar altında ezilmiştir.” (shakespeare) Krallar zaman zaman değişir ancak soytarılar hep aynı kalır nedense. Lakin hepsinin tek özelliği, saraydaki işlerinden, koltuklarından olmamak, her ne olursa olsun kralı mutlu etmek ki; becerebilen saraydaki makamında keyf sürmeye devam eder…
Çok değiştik aslında. Çok fena oynuyoruz birbirimize. Ve maalesef, kim kral, kim soytarı ayırt edemiyoruz artık. Sokaklarda aramızda dolaşan insanlar her an değişik maske takıyorlar. Lakin mesele kral olabilmek ya da soytarı olabilmek değil günümüzde. Mesele adam gibi adam olmak aslında.
Siz becerebiliyor musunuz?

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım paykasa
gaziantep escort porno izle bursa escort bursa escort izmir escort Bursa Escort Samsun Escort mersinliescortt istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort Fethiye Escort porno izle