ordu-logo
Son Dakika
18 Ocak 2017 Çarşamba
01 Mayıs 2015 Cuma, 11:39
AYŞE ÜNAL
AYŞE ÜNAL ayseunal@hotmail.com Tüm Yazılar

KÜÇÜK BİR ERGUVAN AĞACI

Geçen gün otobüs terminali yakınlarına düştü yolum.  Ara sıra bulunmak zorunda kalsam da terminalleri pek sevmem.  Çoğunda sevimsiz yapılar, araba homurtuları, tekerlek sesleri, korna sesleri, beton zeminli büyük alanlar, satıcılar dışında sevimli, sıcak, doğal bir şey bulunmaz pek. Her şey sürekli devinim halindedir.  Batı dillerinde anlamı kısaca “son” olan terminaller biraz da ürküntü verir bana.  Yerleşik mekanınız orada sonlanır, yolculuklarınız da… Eğer çıktığınız yolculuk sizin için iyi bir zaman dilimini sonlandırıyorsa, hüzünlü ve umutsuzsanız o mekanik ortam daha bir karartır içinizi.
Ama o gün, yani yolum terminal yakınına düştüğünde;  Tüm mekanik görüntüleri ve sesleri bastıran, yok eden rengarenk, sıcacık,  aydınlık bir sevimlilik duyumsadım. Ne olduğunu anlamaya çalışıp daha bir etrafı kolaçan ederken girişe yakın bir yerde çiçeğe durmuş küçük erguvan ağacına saplandı kaldı gözüm.  Diğer ağaçlar daha yaprak bile açmamışken onun her yana uzanan dalları pembenin tüm tonlarını yüklenmiş, soğuk geçen bahara inat sıcaklık katmakta, umut dağıtmaktaydı doğaya, insanlara… Terminal yapılarını, küçüklü büyüklü arabaları, koşuşturan, bağrışan sesleri dallarıyla, kollarıyla kapamış, salt pembelikten oluşan sevimliliğiyle kısa bir süreliğine doğanın, doğal olanın ne muhteşem olduğunu anlatmaya çalışıyordu gelene, gidene. Tek bir erguvan ağacı orada doğayı temsilen “çevremizde güzellikler de var, yeter ki görünüz” “ doğal olan zaten güzeldir, yok etmeyiniz, azaltmayınız” dersi veriyordu insanlara. Yanına gidip konuşmak,” sen ne güzel şeysin öyle, iyi ki varsın, iyi ki buradasın “demek, teşekkür etmek istedim.
Ağaçlarımızı birer birer ya da topluca ortadan kaldırırken ne büyük bir suç işlendiğinin farkında mıyız acaba.  O küçücük erguvan, bir ağacın bile yaşantımıza neler katabildiğini, soğukları nasıl sıcağa çevirebildiğini, neleri tolere edebileceğini yeniden anımsattı bana. Ne zaman ayırdına varabileceğiz. Başta bizi ve kenti yönetenler, okur-yazarlar, öğretmenler, öğrenciler, ne olur ağaç sevgisine ön ayak olalım, yeşillikleri yutan anlamsız, gereksiz betonlaşmaya geçit vermeyelim.
Karamsar, hoşgörüsüz, agresif, kendilerini umarsız duyumsayan  insanlar gün geçtikçe çoğalıyor. Ağaçların, çiçeklerin, kısaca doğanın insanların duygularını iyileştirmede ne büyük rolleri olduğunu, onların bunu bildiğini ve ona göre  nasıl savaşım verdiğini, kökleriyle, dallarıyla nasıl yaşama tutunmak için uğraştığını, bir tarafı eksildiğinde nasıl hemen onarıp  canlandığını, yerdeki köklerinin bile uzun yıllar canlı kalabildiğini, bir ot tohumunun  asfaltı yarıp nasıl filizlendiğini, asfaltın üzerinden boy verdiğini  çoğumuz biliyor, görüyor muyuz…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort gaziantep escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri escort ataşehir antalya escort