ordu-logo
Son Dakika
19 Ocak 2017 Perşembe
28 Nisan 2016 Perşembe, 11:30
COŞKUN ÖZBUCAK
COŞKUN ÖZBUCAK cozbucak52@hotmail.com Tüm Yazılar

LAİKLİK KORKUSU!

İnanç ve yaşam biçimi konusundaki tartışma yeni değil; hatta yalnızca bize de ait değil! Her dinde acılar yaşandı; katliamlar da…
Özellikle dört dinde en üst seviyelerde yaşandı tartışmalar, çatışmalar… Laiklik, din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılması! Yani devlet, din ile ilgili maddi ya da manevi olarak taraf olmayacak. Din de yönetim biçimine karışmayacak! Kim nasıl inanıyorsa öyle yaşayacak…
Kimi ülkelerde ‘inanç vergisi’ kesiliyor. Kim hangi inançta ise vergi o inanç grubuna gidiyor; isteyen inanç vergisi vermiyor. Yani devlet kasasından inanç gruplarına para aktarılmıyor. Bizde gerçek laiklik yok iken TBMM Başkanı yeni anayasada ‘laiklik olmamalı’ açıklaması yaparak ‘Nereden nereye?’ sorusunu sorduruyor! TBMM Başkanı İsmail Kahraman, ‘Yeni anayasada laiklik olmamalı’ sözleri sonrası yaptığı açıklamada ‘Şahsi düşüncem’ demiş! Bazı ‘makamlarda’ olanların ‘kişisel’ düşünceleri olmaz. Kişisel görüşle makam görüşü iç içe geçmiştir.
Türkiye’de bu tartışmalar sürekli yaşanıyor. Çünkü ‘Hilafet’ sonrası sürecimiz çok yeni… Sancılar devam ediyor. Türkiye’deki uygulamalarda görüyoruz ki, laiklik mumla aranıyor. Bütçe görüşmelerinde Diyanete ayrılan pay Türkiye’de laikliği sorgulatıyor. Yani gerçek laiklik uygulanmazken daha da ‘aşırı’ bir dini kurallarla yaşamın dayatılmasıyla karşılaşıyoruz!
Laiklik, inanç özgürlüğünde eşitlik demektir. Hiçbir inanç grubu diğeri üzerinde egemenlik kuramaz. Kurmaya kalkanlara karşı devlet engelleyici rol oynar. Demokrasi ile laiklik birbirini tamamlar. Laiklik yoksa demokrasi de yoktur. Çünkü laiklik, yaşam özgürlüğüdür; kimse, kimsenin yaşam biçimine, inancına karışamaz. İnanan da inanmayan da; farklı inançta olanlar da kendini güvende hisseder.
Meclis Başkanı İsmail Kahrama’ın açıklaması kendi görüşüm dese de demokrasiyi yok etme isteminin dışa vurumudur. Anayasa’da laiklik sözcüğünün geçmemesini istemek, bir inanç grubunun dışında yaşam biçimini ret etmek anlamına gelmez mi?
Laiklikten korkanlardan ‘korkmak’ gerekir. Bu anlayışın egemen olması ülkenin daha da karanlığa gömülmesi anlamı gelir.
Kısacası laiklik, isteyenin camiye, kiliseye, cemevine gitme hakkı yanında hiçbirine gitmeme hakkını da güvenceye alır. Devlet tüm inançlara eşit uzaklıktadır. Her inanç grubu, cemaat kendi harcamalarını kendileri karşılar. Devlet, inanç grupları arasında eşitliği bozmaya yönelik girişimlerde hakemlik görevini yerine getirir. Yani dinlerle ilgili yorum yapmaz, taraf olmaz… Böyle bir uygulamadan kim rahatsız olabilir? Herkesin memnun olmasını istemek doğru olan değil mi? Yalnızca ‘bir inanç grubunun’ dediği olduğunda kaos ve huzursuzluk egemen olmaz mı?
‘Anayasa’da laiklik olmamalı’ diyenlere inat demokratik ve laik bir anayasa için daha fazla mücadele etmek gerekiyor.
Kuyuya bir taş atıldı; çıkar, çıkarabilirsen…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort gaziantep escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir antalya escort