ordu-logo
Son Dakika
22 Ocak 2017 Pazar
28 Mayıs 2016 Cumartesi, 09:09
SEVİNÇ E. KAMBER
SEVİNÇ E. KAMBER kambersevinc@hotmail.com Tüm Yazılar

MARTI

İnsanoğlu çok garip? Kendi yaşam silsilesinin içinde hayatı kimlerle paylaştığını unutup hiç yok olmayacakmışçasına dünyayı kendi etrafında dönüyor sanıyor. Oysa dünya içinde milyarlarca canlıyı barındırıp, kendi etrafında döndüğü gibi yaşamlara yaşam katsın diye güneşin etrafında da dönüyor. Sanırım insanoğlunun en büyük kapıldığı yanılgısı yaşamın ona ait haz olduğunun doyuma kapılıp etrafındakileri de kendi doyumsal hizmetine alması. Nerden çıktı bu diyeceksiniz belki birçoğunuz?
Öğlen saatleri balkondan dışarıyı izliyordum. Kocaman bir martı uçarak asfalta kondu. Araba hızla geliyordu ki tekrar uçuşa geçip bir tur yaptı. Yeniden denedi, yeniden araba geldi. Kaldırıma çıktı bu defa. Yürüyemedi asfalta, tam düşecekti otoyu gördü tekrar uçtu elektrik direğine tünedi. Tam düşer gibi oldu, uçuverdi. Tekrar bir tur attı asfaltı gözüne kestirmiş olmalı ki başarısız birkaç denemeden sonra elektrik direğinde dinlenmeyi yeğledi. Biraz bakındı, o sırada serçeler asfalta iniş yaptılar, onlar da arabalardan nasiplerinin alıp hızla uçuşa geçtiler, biraz dolanıp en yakın ağaca bakındı. Bir tur atıp bu kadar apartmanın altında sıkışan ağacın dalları arasında kayboldu.
Yeniden gözüm martıya takıldı. Gürültücü hayvanlar dedim. Apartman çatılarına taşıdıkları leşlerle, çöplerle besleniyor. Denizden nasiplenebildikleri kadar, artık bizden kalırsa. Denize attığımız plastiklerden, zehirlerden boğulmayıp zehirlenmeden hayatta kalabilirse. Havai fişeklerden korkup çığlık çığlığa panikleyip yüksek binalara çarpıp ya da açık denizlere saatlerce uçup geri dönme enerjilerini bulamayıp zarar görmeden hayata kalabilme çabalarına içim gitti.
Leş yiyen, çöplerde gezen bu canlılar aynı zamanda çevreyi temizlerken yüksek binaların altında minnacık kalmış parmakla sayılacak kadar az yeşil alanlar ve ağaçların farkına varamıyorlar. Denizi pisletip bu da yetmezmiş gibi kendi çıkarlarımız için doldurup daha nice canlıya zarar veriyoruz kim bilir!
Yaşama o kadar tapmışız ki hayatı paylaştığımız canlıların yaşam alanlarını kendi çıkarlarımızca kullanmayı hak ve doğal getiri görüyoruz. Oysa her canlı doğanın dengesini koruyup bu doğal dengeye hizmet eder. İnsanoğlu hariç sanırım. Onun kendi ırkına bile saygınlığı yok. Yaşam hazzının doyumsal baş döndürücü rehavetine kapılmış gidiyor.
Babaannem “dilsiz hayvan onlar.” derdi. İnsanlar da kaç dil bilirse bilsin; üstelik bir sorgulama yeteneğine ne kadar sahip olursak olalım, yaşamı paylaşmak yerine kendi çıkar kaygımızı ön planda tutup yaşam alanlarının sanki sadece bizimmiş ve o anlıkmış gibi talan ediyoruz.
Hayat sadece bize bahşedilmemiş. İkinci bir şans da yok! Paylaşarak, saygınlık göstererek yaşamayı bir becerebilseydik. Kendimize de bu kadar zarar vermezdik.
Yapılan her zarar daha büyüklerini çağırır. Kendi elimizle kendi sonumuzu hazırlıyoruz, farkında bile değiliz.
Oysa yaşamı paylaşmak tüm canlılara bahşedilmiştir. Herkes kendine düşen kadarıyla kendi sonunu hazırlar. Ve ne kadar adil kalabiliyorsa sanırım.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort Samsun Escort Bursa Escort mersinliescortt izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort oyuncak hikayesi 4 izle Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir