ordu-logo
Son Dakika
18 Ocak 2017 Çarşamba
12 Nisan 2016 Salı, 09:06
MUSTAFA YILDIRIM
MUSTAFA YILDIRIM mustafayildirim@hotmail.com Tüm Yazılar

MATOMENA HOMATA – KANLI TOPRAKLAR – 1 –

Türkleri aldatmak kolaydır!

“Türkler biraz saftır! Karşısındakini kendisi gibi sanır ve sonra da sızlanırlar!” Selcenli Veli Yıldırım Hoca [Çanakkale-Sakarya Gazisi]
2003’te yazarak sormuştum: Atina’da “Türk” adında bir otel var mı? Orada yoksa Selanik’te olabilir mi?
Soruyu sormak bile ‘abes’ karşılanıyordu. Oysa zaferin kenti Çanakkale’nin göbeğinde “Helen” adında bir otel var.
Bilenler bilir ki, Yunanlılar kendilerine ‘Helen’ derler. Helenlerin aklına öyle abukluklar gelmez ki, yolcu otobüslerinde, kitapçılarında sabahtan akşama Türkçe şarkılar çalsınlar!
Şarkı nereden mi çıktı, anlatayım:
Kıbrıs’ın o ilkbahar akşamında Öğretmen Aziz Bey, Türkiye’de Yüksek Öğretmen’de okurken Kıbrıs’ta soykırım başlar başlamaz, yurduna dönebilmek için askeri-sivil nice engelleri aştıklarını anlatıyordu. Sözü döndürüp dolaştırıp Kıbrıs’ta bazı köy adlarının Türkçe’den Rumca’ya dönüştürülmesine getirdim. Öğretmen, bıyık altında gülümsedi ve Türkiye’den bir anısını anlattı;
“2005’te Karadeniz Yaylaları Turuna çıkmış idik. Amasra, Kastamonu, Sinop, Samsun, Ordu. Kıyılardaki güzel mi güzel çay bahçelerinde, minibüslerde, sokaklarda aynı Karadeniz şarkısı.”
Sözünü kestim:
“Bakmayın siz, o kıyılarda tutturdular mı bir kez, aynı türküyü günlerce dinlerler. Bazı şarkılar da insanın diline yapışıp kalır.”
Aziz Bey savaş günlerinden armağan, kıralmış bıyıklarını işaret parmağıyla düzelterek “Az sabır” der gibi baktı:
“Şarkı güzeldi, amma Rumcaydı! Nakaratının Türkçesi şöyleydi:
Ey Anadolu!
Bize borçlu olduğun
canların davasını
kim görecek?
Anadolu!
Anadolu!”
Ne dersiniz; Rumlar ya da Helenler hangi davanın görülmesini istiyorlardır?
Diyelim ki onlar istiyor. İyi de, biz bu isteği, kendi topraklarımızda, hatta İzmir’de, hatta Ankara’da nakarat yapıp, çocuklarımızın beynine ne hakla kazıyoruz?
*
Öğretmen Aziz Bey’in anlattıkları beni birden beş-altı yıl evveline götürdü.
Helen yazarlarından Dido Sotiriu’yu çeşmede törenle karşılamışlar ve çiçeklere boğmuşlardı.
Sotiriu’yu bilmeyenimiz pek yoktur. Hani şu “Benden Selam Söyleyin Anadoluya” adlı kitabın yazarı.
Ne güzel kitap selamı değil mi?
Buram buram barış kokuyor.
Benden size öneri: Kitabı bir de “görülecek dava” isteklerini düşünerek okuyun:
Bir kadının nasıl yazabildiğine şaşıp kaldığım öldürme sahnelerindeki hıncı,
Alevilerin Rumlara nasıl olup da daha yakın bulunabildiğini,
Rum Çikince köyü çetelerinin unutulup, Rumların ne denli kültürlü ve sevgi dolu olduğunu…
Olabilir; kitap değil mi?
Kahramanlarına istediğiniz gibi beyin parçalatır, Türk kızlarının Rum gencinin altına yatıveren kolay kız olduklarını yazabilirsiniz.
Dido Soteriou, kendi gerçeğine uygun olanı yapmış!
Bizimkilere ne oluyor da bu kitabın Helence ‘Matomena Homata’ yani ‘Kanlı Topraklar’ olan adını ‘Benden Selam Söyleyin Anadolu’ya’ olarak değiştiriyorlar?
Soteriou’nun kitabı da tıpkı şarkıdaki gibi “görülecek davayı” anlatıyor.
Sivil örümcek ağında başı çeken ve dışarıdan ciddi parasal destek gören Tarih Vakfı’nın ‘Rum tehciri’ çalışmalarını ve Mübadiller Vakfı’nın etkinliklerini de eklersek şarkıların başlangıç olduğunu göreceğiz. 5.11.2006 [M. Yıldırım, Savaşmadan Yenilmek, UDY, 2008, s. 185-6]
(Devam edecek)

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort gaziantep escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri escort ataşehir antalya escort