ordu-logo
Son Dakika
17 Ocak 2017 Salı
22 Şubat 2016 Pazartesi, 10:53
ALİ ÖZTÜRK
ALİ ÖZTÜRK aliozturk@hotmail.com Tüm Yazılar

MIDI MEHMET

 

1950’li yıllarda bizim Elmalık Mahallesi,  seçkin ailelerin pek bulunmadığı, çoklarının buraya varoş gözüyle baktıkları kentimizin kenar bir mahallesiydi…

Bu yüzden olacak, burada oturanların çoğu, ya küçük esnaf ya da işçiydiler. Bir de ortaokul, lise veya sanat okuluna devam eden köylü çocukları vardı. Bir evden bir o da kiralayıp orada otururlardı. Bazılarının yanında ablaları olurdu ki, onlara yemek yapıp çamaşırlarını yıkasın diye…

Bülbül Deresi Mahallemizden geçerdi. Halkın Bokludere diye adlandırdığı bu derenin karşı yakasında şifoğun bahçesi dedikleri fındık bahçesi vardı. Hemen yanı başında, Köprübaşı tarafında ise Deli Emine’nin evleri bulunurdu. Bu evlerde  kader kurbanı hayat kadınları otururlardı. Şifoğun bahçesi onların erkeklerde buluştukları bir yerdi de, aynı zamanda… Çok eski yıllarda burada bulunan bir kaynak suyunun başında alem yapan serkeşler, köyünden dut satmak için çarşıya gelen bir kız çocuğunu, dut alacağız diyerek kandırıp buraya getirmişler. Tecavüz ettikten sonra da kesmişler zavallı kızcağızı. Bu yüzden, geceleri çakal seslerinin de geldiği şifoğun bahçesi ürkütücüydü… Kanlı bahçe diye geçerdi adı… Kemençeci Kör Osman da, bu dehşet verici  olaya yaktığı türküyü, Ordu’nun haftası olan Çarşamba Günleri Tahıl Pazarınında seslendirirdi:

Elimde dut sepeti indim çarşıya,

Kemençeci Memet geçti karşıya.

Aldılar götürdüler derin bahçıya,

Doğradılar beni koydular bohçıya…

Mahallemizdeki işçilerin çoğu Alucralılardı. Kimi, fındık fabrikalarındaki ağır işlerde çalışırken kimileri de at ya da el arabaları ile yük taşıyarak ekmek paralarını kazanırlardı. O zaman hazır giyim sanayi olmadığından bazı Alucralı komşularımızın da müstamel elbise satan dükkanları vardı.

Komşularımızın çoğu Alucralı olunca, mahalle arkadaşlarımızda haliyle onların çocuklarıydı.

Şaban Zavalsız, Cıbıl Memet (Mehmet Aksu), rahmetli Şevket Üzüm, Adil ve Yunus Üzüm kardeşler, Coşkun Zavalsız,  Avukat Metin Minnetoğlu,  Ordugüçlü futbolcu rahmetli Babuş Şevki (Şevki Karaman), Muammer Eker,  Garip Ömer (Ömer Durhan) şu an aklıma gelen Alucralı mahalle arkadaşlarımızdan bazıları… Rahmetli Mıdı Mehmet de bunlardan biriydi. Ama o, sanırım bizlerden bir-iki yaş kadar büyüktü de…

Tüm mahalle arkadaşlarımız kendi aramızda birdirbir, saklambaç, gopça, çotura gibi o günkü çocuk oyunları oynar, adını verip kurduğumuz mahalle takımlarıyla da maçlar yapardık, mektep düzü dediğimiz Güzelordu’nun bahçesinde…

Yaz aylarında ise, aileleri yaylaya ya da Alucra’daki köylerine gitmeyen çocuklar, kızlı erkekli hep birlikte Kuran Mektebine giderdik. Bizlerle Kuran Mektebine gelen kızlar arasında, yine bizim mahalleden Mıdının eşi Sabahat da olurdu.

Kuran mektebi dediğimiz de, şimdiki Atatürk Parkının karşısında, Bülbül Deresine yakın bir yerde rahmetli Durmuş Hoca’nın eviydi. Bize Kuran okumayı ve duaları öğretense, Durmuş Hocanın yaşlı anasıydı…

Derken yıllar gelip geçti… Bazılarımız Ordu’dan ayrıldık… Kimimiz okumak, kimimizse çalışmak için başka kentlere gittik.Bazılarımız geri dönerken, bazılarımız oralara yerleşip kaldık…

Yerleşmiş olduğum Ankara’dan ara sıra Ordu’ya geldiğimde Mıdı’nın, Büyük İskelenin oralarda balık pişirip sattığını görüyordum. Daha sonraları işi ilerletmiş olacak ki, Fiskobirliğin karşısında bir balık restoranı açmıştı. Derken, artık kullanılmayan büyük iskele dediğimiz yük iskelesini restoran olarak dizayn ederek oraya taşınmıştı.

‘Mıdının Yeri’ adını verdiği bu restoran, artık ülke genelinde bilinen ve tanınan bir marka olmuştu. Başka illerden bir vesileyle Ordu’ya giden, Ordulu olmayan tanıdığım kişiler Mıdıda yedikleri balığın lezzetini övüyorlardı… Ulusal basındaki dergi ve gazeteler, onlar da turizm sayfalarında yer alan  Ordu’yla ilgili yazılarda, ‘Mıdının Yeri’nden de söz eder olmuşlardı… Mıdı, Ordu denildiğinde, ilk akla gelen markalardan biriydi artık… Kentin ileri gelen iş adamları, bürokratları Mıdı’nın değişmez müşterileri idiler… Ordu’ya gelen ağır misafirlerini bile, gönül rahatlığıyla burada ağırladıklarını duyuyordum.

Çocukluk yılları Bokludere kıyısında geçmiş gariban bir emekçi ve işçi çocuğu olan Mıdı, Ordu denilince ilk akla gelen markalardan birini yaratmıştı. Bu, az buz bir şey miydi? Bir çok siyasetçi, devlet imkanlarıyla Ordu’ya önemli yatırımlar kazandırmışlardır elbette… Ancak Mıdı Mehmet, kendi emeği ve dar imkanlarıyla tüm ülke genelinde, hatta dünyada Ordu’dan söz ettirecek bir marka kazandırmıştı kentimize…

Geçtiğimiz Cuma Günü hayata veda eden Mıdı Mehmet’e Allah’tan rahmet, başta eşi Sabahat ve çocukları olmak üzere tüm yakınlarına sabırlar dilerim. Mekanı cennet olsun!

Umarım evlâtları, Mıdının Yeri‘nin üstün kalitesini ve misyonunu devam ettireceklerdir. Tabi ki Büyükşehir Belediyesi, kıyı kanununu gerekçe gösterip de burayı kaldırmazsa…

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
gaziantep escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri escort ataşehir antalya escort