ordu-logo
Son Dakika
17 Ocak 2017 Salı
11 Kasım 2015 Çarşamba, 14:57
OĞUZ SELİM YAZICI YAZICI
OĞUZ SELİM YAZICI YAZICI selimoguzyazici@hotmail.com Tüm Yazılar

MUTLUYUM… MUTLUSUN… MUTLU

Her sabah, neye, niçin gittiğini sorgulamadan şartlanmış bir şekilde evden çıkan adına “iş” denilen o malum uğraşa giden, akşam olduğunda da yine aynı şekilde işinden toparlanıp çıkan evine dönen insanlar. Kalabalıklar.

Çıkmaz sokaklarda kısır bir döngü. Ucu ucuna yeten bütçeler. Yirmi-otuz yıllık bankalara satılmış özgürlükler. Ucu gözükmeyen bir yaşam. Bu yaşama göre şekillenen sürekli idare ve tasarrufla geçen yıllar. Sonuçta yine yeni yeniden sorumluluklara bezenmiş, ölene kadar devam eden mücadele. Bu süreçte kimliğini kaybetmiş, en kutsal değer olan yaşam mücadelesi için her şeye katlanan insanlar. Alacağını, hakkını,  “Allah’a “ havale etmekten başka çaresi olmayanlar. Bir ömür süreci yani…

Bu süreçte erkek ise imtiyazlı olarak kahvehane denilen o sihirli tedavi merkezine uğrayan, maça giden veya halı sahada top oynayan, balık tutmaya diye evden çıkıp kendini dışarı atabilen, erkeklerimiz.

Kadın ise “gün ”adı altında arkadaşlarıyla buluşabilen, birlikte olan ve bu birliktelik gezme, tatil, eğlence yerine geçen ve kadın için lüks zaman olarak nitelendirilen zamanlar. Bazen işten eve dönerken veya öğlen aralarında mağaza vitrinleri gezen, vitrin seyreden, o kaça, bu kaça diye durmadan soran ama alamayan, işini sevmeyen, işinde sevmediği birçok yontulmamış insanın kendisine emir yağdırıp, iş buyurmasından nefret eden, aş, iş, ekmek için katlanan katlanmak zorunda bırakılan kadınlarımız.

İş dönüşünde, erkeklerin dört duvar hapishanesinde, kanepesine uzanarak yemek mahmurluğu ile arada göbeğini kaşıyarak, köyden getirilen elma, armut gibi çerezleri tüketmesi, çalıştığı iş ne olursa olsun devletin “O” olmadan kurtulamayacağı bilinci ile amirlerine ara sıra yapabildiği sitemlerin gerçek hayata bir “direniş” mücadelesi olarak yansıtıldığı zamanlar. Kadınlar için iş dönüşü, yemek, bulaşık, çocuk derken kendine biçtiği rolün içinde boğulan ama yüzüyormuş gibi yapan kadınlarımız.

Dizilerde yatlarda o koy senin bu koy benim yaşayan insanları izleyip, jeeplerden, spor arabalardan inmeyen tiplemelerin reyting rekoru kırdığı, falanca kırık yalıdan atılacak diye gözyaşı döken, ama kendi evinin banka taksitlerini ödeyemeyen, pişmanca starın çocuğu nezle olmuş diye nane, ıhlamur toplayan ama kendi çevresi kanserden kırılan insanlarımız.

Köye gidip çalışmayı dinlenme, tatil yerine sayan, bir simit, bir çay içemeden şehirde dolaşmayı tatile çeviren, kalabalıklarda yalnızlaşmış, ruhu ölmüş ama bedeni yaşayan, kafası “dokuz tahtaya” vurmadan öldüğünü anlamayan, mutlu, musmutlu insanlarımız. Mutluyum, mutlusun, mutlu…

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
gaziantep escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri escort ataşehir antalya escort