ordu-logo
Son Dakika
18 Ocak 2017 Çarşamba
20 Haziran 2015 Cumartesi, 10:30
CEMİL CİĞERİM
CEMİL CİĞERİM cemilcigerim@hotmail.com Tüm Yazılar

MÜZİK SADECE TAVUKLARIN DEĞİL, RUHUN DA GIDASI

Ordu Hayat Gazetesi’nde “Tavukları müzikle yumurtlatıyor!” başlıklı bir haber yayımlandı. (17 Haziran 2015-Sayfa:4)

Anadolu Ajansı tarafından servis edilen haberde yumurta üreticisi Yusuf Uzunlar’ın, tavuklara müzik ve maç dinleterek aldığı yumurta miktarını yüzde 35 oranında arttırdığı yer alıyor.

Ordu Kivi ve Yumurta Üreticileri Derneği Başkanı Yusuf Uzunlar’ın Altınordu İlçesine bağlı Sağırlar Mahallesi’ndeki bahçesine Altınordu Ziraat Odası, Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı, Ordu Üniversitesi ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü’nün katkılarıyla kurduğu tavuk çiftliğinde müzik sistemiyle üretimi arttırdığı şeklindeki açıklamasını okuyunca, 9 yıl geriye gittim.

11 Nisan 2006 tarihinde Cumhuriyet’te yayımlanan “Müzik sadece ruhun değil, tavukların da gıdası” başlıklı yazımda tavukların arabesk müzikle nasıl beslendiğini anlatmaya çalışmıştım.

Ordu Hayat’taki “Tavukları müzikle yumurtlatıyor” konulu haberde de “ruhun gıdası” ön plana çıktığı için, “Müzik sadece ruhun değil, tavukların da gıdası” yazısını da bir çeşni olması açısından okuyucuların beğenisine sunmak istedim.

Nasıl olsa yumurta da tavuktan, tavuk da yumurtadan çıkıyor.

Her ikisinin de ortak özelliği müzik oluyor.

x          x          x

            Müzik sadece ruhun değil, tavukların da gıdası

            “İngiltere’de yapılan bir çalışmada 100 üreticiye sürülerine müzik dinletip dinletmedikleri ve eğer dinletiyorlarsa bunun yararları hakkında sorular yöneltildi. Üreticiler rutin olarak kümeslerinde müzik kullandıklarını ve bunun yumurta üretimini arttırdığını bildirdiler.”

Kuş gribi krizi can alınca, tavukçuluk sektöründe alarm zilleri çaldı. Manyas’ta ortaya çıkan ilk kuş gribi vakasından etkilenen sektör, hastalığa neden olan H5N1 virüsünün tüm Türkiye’ye yayılmasıyla çöktü. Yıllık cirosu 2.5 milyar dolar olan tavukçuluk sektörünün satışları ilk krizin ardından yüzde 50’ye, kapasite kullanımı ise yüzde 40’lara düştü. Sektör, yeni krizle birlikte yine aynı açmaza girdi.

Yan sanayilerle birlikte yaklaşık 2 milyon kişiye kazanç sağlayan sektörde 10 bin piliç eti ve 5 bin yumurta işletmesi bulunuyor. Sektör yetkilileri köy tavukçuluğunun yasaklanmasını istedi. Ticari kanatlı yetiştiriciliğinin (piliç ve yumurta üretimi) risk altına girmemesi gerektiğini savundu. Entegre tesisler de risk olmadığı vurgulandı.

Entegre tesisler ISO 9001, HACCP ve ISO 14001 gibi kalite belgelerini tüketicilere “garanti belgesi” olarak sundular. Tüketiciler sofrasındaki pilicin hangi sürüde büyüdüğünü, nerede yetiştiğini, ne yediğini, hangi gün, saat kaçta kesildiğini ambalaj üzerinde bulunan seri numarasından öğrenmeye başladılar. Bu hizmeti sunan sektörler bir şeyi unuttular.

Özel gıda müziğinin Arabesk mi, Türk Sanat Müziği mi, Hafif Batı Müziği mi olduğunu!…

Bir restauranta tavuk siparişi verdiniz. Afiyetle yediniz. Peki hiç düşündünüz mü mideye indirdiğiniz tavuğun sağlığında herhangi bir müzikle de beslendiğini! Müzik sadece ruhun değil, tavukların da özel gıdası. Nasıl olur demeyin, oluyor. Örneğin insanlara yönelik müzikle psikolojik terapi yöntemi hayvanlara da uygulanabiliyor.

Varsayalım, tavuklar nasıl arabesk müzikle besleniyor, diye merak ediyorsunuz. Anlatalım.

Tavuklar bu “arabesk” müzikten oluşan özel gıdayı, ya da özel mönüyü üretim çiftliklerinde 45 gün kadar süren yaşamları boyunca dinledikleri Orhan Gencebay‘dan, Ferdi Tayfur‘dan, Müslüm Gürses‘ten de alıyorlar. Bazı çiftliklerde bu üç “arabesk kralı”nı da dinleyerek büyüyorlar. “Acılı arabesk” sonrası ise “kesimhane”nin yolunu tutuyorlar. Sonrasında da insanoğluna besin kaynağı olabiliyorlar. Bazı üretim çiftliklerinde tavuklara kuluçkadan çıktıkları andan itibaren stresleri üzerlerinden atmaları için kasetçalarlarla arabesk müzik yayını da yapılıyor. Sadece arabesk değil, zaman zaman Türk Sanat Müziği’nin ünlü seslerini de dinleme olanağını buluyorlar. Arabesk ya da diğer hafif müzikle tavuk yetiştirmenin bilimsel bir yanı var mı yok mu, bu tartışılıyor.

Ancak eldeki veriler bilimsel yanının olduğunu, müziğin olumlu etkisini doğruluyor. Diyelim ki üretim çiftliklerinden birine giriyorsunuz. Orhan abi (Gencebay) yanık sesiyle döktürüyor: “Ben zaten her acının kurbanı olmuşum/ Ömür boyu bitmeyen derdimle dolmuşum.”

Bir başka çiftlikte Ferdi Tayfur’un sesi duyuluyor: “Huzurum kalmadı fani dünyada/ Yapıştı yakama bir kara sevda.”

Müslüm Babayı (Gürses) dinlemeden geçmek olmaz: “Dünya tersine dönse vazgeçmem/ Gökteki yıldız sönse vazgeçmem/ Sensizlik inan ölümden beter/Cehennemden vaz geçerim senden vaz geçmem.”

45 gün geçti sıra kesilmeye geldi. Yüzlerce tavuk dizilmiş, otomatik makineler hazır. Orhan Gencebay’ın sesi tekrar duyuluyor: “Yazıklar olsun, yazıklar olsun/ Kaderin böylesine yazıklar olsun.”

Böyle bir uygulamaya neden gereksinim duyulduğu şeklindeki sorumuza üretim çiftlikleri yetkililerinin verdiği yanıtlardan ortaya çıkan tablo şöyle oluyor: “Kuluçkadan çıkan civcivler üretim çiftliklerinde bir program dahilinde besleniyorlar. 4045 gün arasında değişen yaşam süreleri oluyor. Tavukların insana ve sese alışması gerekiyor. Böylelikle insanlardan kaçmıyorlar, korkmuyorlar.”

Konuyu Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Numan Karaçay’a açtım.

Karaçay “kümeslerde hem kümes çalışanları hem de tavuklar açısından çevresel zenginleştirmenin en kolay yolunun radyo çalmak olduğunu, üreticilerin, işletmelerinde bu pratik yolu denemelerinin iyi olacağını, kullanılacak müzik yayınının türüne dikkat etmek ve gürültülü müzikten kaçınmak kaydıyla bunun yararlarını göreceklerini” söyledi.

Karaçay bize “Tavuk kümeslerinde ‘çevresel zenginleştirme’ aracı olarak müzik kullanımı” konusunda şu bilgiyi verdi:

            “Tavuklarda korkuyu en az seviyeye indirmek için pratik, kabul edilebilir metotların geliştirilmesi, hem hayvanlar hem tavukçular hem de kamuoyu açısından düşünüldüğünde, bir zorunluluktur. Korku ve buna bağlı ani reaksiyonların azaltılması için değişik çevre zenginleştirme yolları vardır. Ancak, biz üreticiler arasında en kolay çevresel zenginleştirme araçlarından biri olarak kabul edilip uygulanan kümeslerde müzik kullanımı üzerinde kısaca duracağız. Müziğin, özellikle bazı türlerinin, fizyolojik ve psikolojik yönden insanlar üzerindeki yararlı etkileri iyi bilinmektedir. Çeşitli çiftlik hayvanlarında olduğu gibi, tavuklarda da müziğin olumlu etkileri üreticiler tarafından rapor edilmiş ve bazı ticari dergilerde de buna ilişkin yazılar yayınlanmıştır. Ancak, büyük çaplı araştırmaların yokluğu yanında, küçük çaplı denemelerden elde edilen veriler de konuyu bütün yönleri ile aydınlatmak için yetersizdir ve elde edilen sonuçlar bazen birbiriyle çelişen manzaralar ortaya çıkarmaktadır. Üreticiler arasındaki yaygın kabul, müziğin gerek broilerlerde gerekse yumurta tavuklarında hayvanları sakinleştirme ve korku reaksiyonlarının önüne geçebilmede güçlü bir araç olduğu yönündedir. Örneğin, İngiltere’de yapılan bir çalışmada 100 üreticiye sürülerine müzik dinletip dinletmedikleri ve eğer dinletiyorlarsa bunun yararları hakkında sorular yöneltilmiştir. Bu çalışmanın sonuçlarına göre; üreticilerden %46’sı rutin olarak kümeslerinde müzik kullandıklarını bildirmiştir. Bunlardan %96’sı müziğin hayvanları sakinleştirdiğini, %52’si müziğin saldırganlığı azaltıcı etkisini gözlemlediklerini, %20’si hayvanların daha sağlıklı olduğunu ve %16’sı da yumurta üretiminin arttığını ifade etmişlerdir. Müzik kullanan üreticiler hafif müzikleri tercih ettiklerini ve caz, metal gibi müzikleri ise tercih etmediklerini ifade etmişlerdir. Bu çalışmayı yapan araştırıcılar, sonuçta, tavuklara müzik dinletmenin, muhtemelen hayvanların yabancı ses ve gürültülere karşı gösterecekleri korku reaksiyonlarının hafif olmasına yardımcı olarak, çevre zenginleştirmenin kolay uygulanabilir bir yolu olduğu yargısına varmışlardır. Yumurta tavukları ile yapılan bazı denemelerde müziğin hayvanlarda stresi azalttığına ilişkin sonuçlar bildirilmiştir. Yine yumurta tavuklarında müziğin hayvanların genel durumlarını ve dolayısıyla verimlerini iyileştirdiğine yönelik bazı veriler elde edilmiştir ki, burada da bu iyileşme müziğin kullanılmasıyla kümes içinde üretilen diğer gürültülerin maskelenmesine atfedilmiştir. Ancak, yukarıda da belirttiğimiz gibi, bazı denemelerden elde edilen sonuçlar diğerlerininki ile çelişmektedir. Örneğin, son yapılan çalışmalardan birinde görülmüştür ki, kümes içindeki gürültü gerçekten de hayvanlarda stres ve korku reaksiyonlarını artırmaktadır. Ancak, müzik uygulamasına maruz bırakılan gruptaki hayvanların da korku seviyeleri kontrol grubuna göre önemli derecede yüksekti ve araştırıcılar sonuç olarak kümeslerde klasik müzik kullanımının hayvanlarda stres ve korkuyu azalttığı yönündeki iddianın kendi denemelerinin şartları altında doğru gibi gözükmediğini bildirmektedirler. Buraya kadar bahsettiğimiz çalışmaların sonuçlarından şu çıkarımda bulunabiliriz. Görülüyor ki, müziğin bildirilen olumlu etkisi, kullanımıyla, muhtemelen, kümes dışı ve içindeki farklı kaynaklardan gelecek gürültülerin belli oranda örtülmeleri şeklinde olmaktadır. Belki başka hiçbir gürültünün olmayacağı bir ortam düşünürsek müziğin kendisi de hayvanlara belli oranda rahatsızlık verecek ve onlarda korkuyu artıracak bir kaynak olarak algılanabilir. Dediğimiz gibi, bu konu yeterince deneme ile aydınlığa kavuşturulmuş olmadığından kesin yargılara varmak da güçtür. Belki de müziğin olumlu etkisinin ortaya çıkışı hayvanların yaşına da bağlıdır, yani bu bakımdan da bir eşik mevcuttur. Yapılan bir denemede civcivlerin klasik müzik uygulamasına maruz kalmaları kontrol grubuna göre onların anaç tanıma-izleme kapasitelerini artırırken, korku reaksiyonlarını azaltmış ve müzik grubundaki civcivler daha çok yem yemişler, daha çabuk büyümüşlerdir.” 11 Nisan 2006 Cumhuriyet

 

 

 

 

 

Yorum

  1. Sunny

    12 Aralık 2015 at 03:25

    diyor ki:Yine ok iyi bir nokta ) Bu kyouna biraz kafa yoran, biraz da arrtaiasn biri olarak bir iki sey s ylemek istiyorum ben de;- T rkiye de bu sertifika ger ekten yurt disinda oldugu gibi kili kirk yararak veriliyor. Ama sonrasi ile ilgili eksikler var sanirim. G vendigim bir kisiye sertifika veren sirketteki yetkili samimiyetle Biz sertifikayi kosullarini arayarak veririz. Ama sonrasi reticinin insafina kaliyor biraz demis. Yani sertifika sonrasi denetim de ger ekten b y k eksiklikler var gibi.- T rkiye’de organik gida ger ekten ok pahali. Sebebi de yeterli talebin olmamasi sanirim. Hala organik r nler nis kabul ediyor. Burada (bel ika) atiyorum herhangi bir sebzenin normal retimini 1,6 euro ya alirken organik retimini 1,9 euro ya alabiliyorsun. Tabi mevsimine ve sebzesine g re degisebiliyor. Yine pazar b y kl g ile ilgili bir r n esitliligi eksigi var gibi. Salataya koyacagim misirdan, soya sosuna, cipsten, ikolataya kadar her seyin organik retimini bulabiliyorum. Bir de k k bitkilerin topraktan t m tarim ilaci vb artiklari aldigini bu neden ile havuc, patates, sogan vb gidalarin organik retimini tercih etmenin nemli oldugunu okumustum. Benden daginik daginik notlar bu kadar

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort gaziantep escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri escort ataşehir antalya escort