ordu-logo
Son Dakika
22 Ocak 2017 Pazar
13 Ocak 2016 Çarşamba, 11:32
MİTHAT BAŞ
MİTHAT BAŞ mithatbas@hotmail.com Tüm Yazılar

NEDEN ÖLDÜRÜLDÜLER?

Muammer Aksoy; 31 Ocak 1990 günü Ankara’da öldürüldü. Bir yıl önce kendisi gibi düşünen arkadaşlarıyla birlikte Atatürkçü Düşünce Derneğini kurmuştu.

Çetin Emeç; 7 Mart 1990 günü öldürüldü. Atatürkçü bir gazeteci olarak tanınıyordu. Yazılarında cumhuriyetin aydınlık yüzünü ve laisizmi konu ediniyordu.

Turan Dursun; 4 Eylül 1990 günü “İslami Hareket Örgütü” adıyla söylenen örgüt mensupları tarafından öldürüldü. İslam’ı, farklı yorumlamakla suçlanıyordu.

Bahriye Üçok ; 6 Ekim 1990 günü Ankara’da öldürüldü. Ankara İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesiydi. İslamı çağdaş, gerçekçi ve dinin özünde bulunan hoşgörüyle yorumlamıştı.

Uğur Mumcu; 24 Ocak 1993 günü Ankara’da öldürüldü. Araştırmacı gazeteci kimliğiyle 12 Eylül rejiminin rezilliklerini gün ışığına çıkarmış, 12 Eylül faşizminin aslında Türkiye Cumhuriyeti’ni dönüştürmek için yapıldığını söylemişti. Kürt mafyası ile PKK’nın ilişkilerini de irdelemişti. Uluslar arası kapitalizmi savunan liberal ve ikinci cumhuriyetçilere “numaracı cumhuriyetçiler” diyordu.

Ahmet Taner Kışlalı; 21 Ekim 1999 günü Ankara’da öldürüldü. Yazar Orhan Pamuk’un Atatürk aleyhine yazılarını deşifre etmiş, liberal geçinen ikinci cumhuriyetçilerin gerçek yüzlerini açığa çıkarmıştı.

Necip Hablemitoğlu; 18 Aralık 2002 tarihinde Ankara’da öldürüldü. Televizyon ekranlarında Atatürkçülüğü ve Bağımsız Türkiye idealini savunuyordu. Duyarlılığının nedenini soranlara “Çünkü Türküm ve başka Türkiye yok” yanıtını vermişti.

Yukarıda adlarını ve ölüm tarihlerini verdiğim aydınların, tek bir ortak özellikleri vardı. Bu özellik; Cumhuriyetin yılmaz savunucuları ve Atatürkçü olmalarıydı. Onlar, yaşamları boyunca aydınlanmayı, özgür düşünceyi ve Bağımsız Türkiye ideallerini savundular. Korkmadan ve yılmadan 12 Eylül Faşist cuntasının iç yüzünü ortaya döktüler. Karanlık ve bağnazlığa karşı hayatlarını ortaya koydular. Yürekliydiler. Kalemlerini satmadılar. Başkaları gibi yalakalık yaparak devletin kurumlarını soymadılar. Kalemleri onların namuslarıydı.

Peki, bu aydınlarımız neden öldürüldü? Niçin hedef seçildiler?

12 Eylül faşizmi, batının Sovyet tehdidine karşı “yeşil kuşak” oluşturulması amacıyla Türkiye’deki piyonları tarafından gerçekleştirilmiş bir projedir. Bu projenin amacı, bağımsızlığı savunan ve milliyetçi düşünen insanları tasfiye ederek ılımlı bir İslami rejim kurmak ve tıpkı Ortadoğu’daki kukla devletler gibi yönetilecek bir rejime Türkiye’yi dönüştürmekti. Bunu büyük ölçüde gerçekleştirmek için de aydınlanmayı, bağımsızlığı ve milliyetçiliği savunan güçlü kalemlerin ortadan kaldırılması gerekiyordu. Kendileri için en önemli düşman, kimliklerini de savunmayı görev bilen Türk aydınlarıydı. Türkiye’deki kuklaları ve taşeron olarak kullandıkları örgütler marifetiyle bu aydınlarımızı katlettiler.

Bıyık altından kıs kıs gülen aşağılık kalemlerden onların katillerinin bulunması için destek beklemek, beyhude bir çabadır. Aydınlarımızın ölüm yıldönümlerinde televizyon ekranlarında timsah gözyaşı döken neoliberallere aldırmayın. Onlar hiçbir zaman “Hepimiz Bahriye Üçok’uz” demeyecekler.

Ancak aydınlığı düşünen insanlarımızın, özgürlük ve bağımsızlığa susamış yurttaşlarımızın bu aydınlarımızı sadece ölüm yıldönümlerinde anmaları yetmez. Onları yaşam biçimleriyle ve düşünceleriyle her gün yaşatmaları gerekir. Çünkü bu kaybettiğimiz aydınlarımız otuz yıl öncesinden bugünleri görmüşler, olacakları yazmışlardı.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Web Tasarım
ankara escort porno izle porno turk porno eskisehir escort bodrum escort bursa escort bursa escort Samsun Escort Bursa Escort mersinliescortt izmir escort istanbul escort izmir escort ankara escort Samsun Escort konya escort oyuncak hikayesi 4 izle Fethiye Escort porno izle fatsa haberleri eskişehir web tasarım escort ataşehir